Dünya Arşiv Yöneticileri Kongre ve Sergisi

Dünya Arşiv Yöneticileri Kongre ve Sergisi

Dünya Arşiv Yöneticileri Kongre ve Sergisi
TAKİP ET Google News ile Takip Et

 Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)
- "Bugün Suriye'de, Irak'ta, Libya'da aslında ne olduğunu ancak geçmişe bakarak anlayabiliriz. Milletimiz o gün de üzerine düşeni yapmıştır bugün de yapıyor. Biz kaderin üzerinde bir kader olduğu inancıyla mücadelemize devam edeceğiz. Bu milletin fedakarlıklarının da mazlum İslam aleminin feryadının da eninde sonunda karşılığını bulacağına inanıyorum"
- "Ey Ermeni diasporası, ey Ermenistan yönetimi, gelin, buyurun bizim arşivlerimiz... Belgeler burada. Bizim şu anda yüz binlerce, milyonu aşmış tasnifi yapılmış belgemiz var. Senin ne kadar belgen var? Çıkar belgelerini"
- "Ülkeleri dolaşıp, oralara biraz da şöyle para yedirmek suretiyle oralarda lobiler oluşturmak suretiyle ahlaki olmayan yollara tevessül etmek suretiyle Türkiye'nin aleyhine yapacağınız kampanyalardan bir şey kazanamazsınız"
- "Biz sadece kendi milletimizin son 100-150 yıllık yaşadığı acıların peşine düşsek, Ermeni iddialarından katbekat daha fazla söyleyecek sözümüz, soracak hesabımız çıkar"

İSTANBUL (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün Suriye'de, Irak'ta, Libya'da aslında ne olduğunu ancak geçmişe bakarak anlayabiliriz. Milletimiz o gün de üzerine düşeni yapmıştır bugün de yapıyor. Biz kaderin üzerinde bir kader olduğu inancıyla mücadelemize devam edeceğiz. Bu milletin fedakarlıklarının da mazlum İslam aleminin feryadının da eninde sonunda karşılığını bulacağına inanıyorum" dedi. 

Erdoğan, Osmanlı Arşivi Sitesi'nde, "100. Yılında Dünya Savaşının Belgeleri" konulu Dünya Arşiv Yöneticileri Kongre ve Sergisi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Birinci Dünya Savaşı'nın bir diğer adının da "Birinci Paylaşım Savaşı" olduğunu hatırlattı. 

Bu tanımda geçen "paylaşım" ifadesinin, petrolün, Akdeniz ve Süveyş Kanalı ticaret yollarının anahtarını elinde tutan Osmanlı'yı paylaşmak anlamına geldiğine işaret eden Erdoğan, "Meseleye bu açıdan baktığımızda sadece dün değil, bugünü, içinde bulunduğumuz dönemin olaylarını da daha doğru bir şekilde değerlendirebiliriz. Bugün Suriye'de, Irak'ta, Libya'da aslında ne olduğunu ancak geçmişe bakarak anlayabiliriz. Milletimiz o gün de üzerine düşeni yapmıştır bugün de yapıyor. Biz kaderin üzerinde bir kader olduğu inancıyla mücadelemize devam edeceğiz. Bu milletin fedakarlıklarının da mazlum İslam aleminin feryadının da eninde sonunda karşılığını bulacağına inanıyorum" diye konuştu. 

"Bugün çok net biçimde görüyoruz ki Birinci Dünya Savaşı'nın aslında hala sona sona ermiş değil. Birinci Dünya Savaşı'nın açtığı uzun parantez hala kapanmış değil" diyen Erdoğan, savaşın bu coğrafyadaki halkların arasına koyulan bariyerlerle, kalpleri, gönülleri, ruhları birbirinden ayırmayı hedeflediğini, bölgede ne kadar sorun varsa, ne kadar kavga varsa, akan ne kadar kan varsa hepsinin gerisinde Birinci Dünya Savaşı'yla tesis edilen düzenin gölgesi olduğunu ifade etti. 

Savaşın sonunda imzalanan Sykes-Picot Anlaşması'nın sadece huzursuzluk, kargaşa, acı, gözyaşı ve zulüm getirdiğini, bölgede ve dünyada bu dönemde kurulan kaosa dayalı düzenin hala işlemeye devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu anlaşma neticesinde belirlenen sınırlar, etnik, dini, mezhep temelli ayrılıkları sona erdirmek için değil, tam tersine büyütmek için çizilmişti. Dönemin hatıratlarına, belgelerine baktığınızda bu niyeti tüm açıklığıyla görmeniz mümkündür. Bakınız, Ortadoğu'da hala süren fitnelerin en önemli kaynaklarından olan İngiliz ajanı Lawrence ne diyor? 'Bu savaş, Türklerin askeri gücüne değil, zihinlerine ve kalplerine karşı verilen bir savaştır' diyor. İşte Lawrence bu. Bize karşı savaşanlar, zihnimiz ve kalbimiz oralardan sökülmeden kendi düzenlerini kuramayacaklarını biliyorlardı. 2000'li yıllarda Türkiye yeniden tarihiyle, medeniyetiyle, kalbiyle bölgede varlık göstermeye başlayınca yine aynı oyun sahneye kondu. Biz Ortadoğu'ya Balkanlar'a, Kafkasya'ya, Kuzey Afrika'ya asla onlar gibi bakmadık, bakmıyoruz, bakmak gibi de bir derdimiz yok. Bu coğrafyalar kesinlikle üzerinde her türlü oyunun oynanabileceği satranç tahtaları değildir. Bunu böyle görmemiz lazım. Biz buralara, buralardaki insanlara kardeş nazarıyla, en kötü ihtimalle bir dost nazarıyla baktık, kardeşin kardeşe yapacağı ne varsa onu gerçekleştirmenin çabası içinde olduk. Kanı kanla, zulmü zulümle örtmeye çalışanlara karşı biz kendi tarihimizden, kendi kültürümüzden aldığımız güçle çalışmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz."

- Ermeni iddiaları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin 2015 yılını şanlı mücadelelerin, zaferlerin 100'üncü yıl dönümü olarak kutlarken, birilerinin bu yılı "Türkiye karşıtlığının, Türkiye düşmanlığının bayrağı haline" dönüştürmeyi istediğini söyledi.

Ermeni iddialarına değinen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ermeni diasporası, dünyanın her yerinde soykırım iddialarına dayalı kampanyalarla Türkiye düşmanlığını geniş toplum kesimlerine aşılamaya çalışıyor. Dikkatinizi çekiyorum, bu kampanyaların amacı tarihin bir döneminde Ermenilerin yaşadığı acıları canlı tutmaktan ziyade doğrudan ülkemize ve milletimize düşmanlık yapmaktır. Biz en başından beri aynı ilkeli, tutarlı ve samimi duruşu sergiliyoruz. Ne diyoruz? Dediğimiz şudur: Tarihin her döneminde olduğu gibi bu büyük savaş yıllarında da yaşanmış acılar, trajediler olabilir. Bundan sadece Ermeniler etkilenmiş değildir. Balkanlarda, Kafkasya'da tarihin en büyük Müslüman katliamları bu dönemde yaşanmıştır. Anadolu'da Ermenilerin gördüğü zarar kadar Ermenilerden zarar gören yüz binlerce Müslüman vardır. Bunlar belgelerde kayıtlıdır. Bu mesele günlük siyasete hele hele uluslararası politikaya alet edilecek bir mesele değildir."

Konuşmasında Ermeni diasporası ve Ermenistan yönetimine seslenen Erdoğan, şöyle ifadeleri kullandı:

"Ben hep seslendim. Bugün de sesleniyorum, yarın da sesleneceğim. Ey Ermeni diasporası, ey Ermenistan yönetimi, gelin, buyurun bizim arşivlerimiz... Belgeler burada. Bizim şu anda yüz binlerce, milyonu aşmış tasnifi yapılmış belgemiz var. Senin ne kadar belgen var? Çıkar belgelerini. Tarihçileri görevlendirelim, arşivcilerimizi görevlendirelim, siyaset bilimcilerini görevlendirelim, hatta hatta arkeologları, hukukçuları görevlendirelim. Gelsinler, bu belgeler üzerinde çalışsınlar, her şey ortada. Gerçeği burada arayalım. Ülkeleri dolaşıp, oralara biraz da şöyle para yedirmek suretiyle, oralarda lobiler oluşturmak suretiyle, ahlaki olmayan yollara tevessül etmek suretiyle Türkiye'nin aleyhine yapacağınız kampanyalardan bir şey kazanamazsınız. Bu konuda hepimize lazım olan gerçeğe, başka ülkelerin meclislerinde, senatolarında Türkiye aleyhine kararlar çıkartarak, medyalarında yazılar yazdırtılarak, programlar yaptırılarak ulaşılamaz. Bunun nasıl yapıldığını biz çok iyi biliyoruz. Bu kampanyaların nasıl sürdürüldüğünü çok iyi biliyoruz. Gerçeğin aranacağı yer işte bu arşivlerdir ama biz bugüne kadar bu çağrımızın karşılığını bulamadık. 'Üçüncü ülkelere gidelim, oralarda da çalışmalar yapalım'... Olumlu bir cevap yok. Gerekirse biz Ordumuzun dahi bu noktada arşivlerini açmaya hazır olduğumuzu söyledik ama hiçbirine olumlu bir cevap alamadık. Tarihçilerimizden, bilim adamlarımızdan oluşan ortak bir komisyonu kuralım, onlar burada, diğer ülkelerdeki arşivlerde çalışsın, tüm belgeleri, bilgileri toplasın ve sonuçta gerçek fotoğrafı ortaya koysun."

Bu konudaki tekliflerinin ısrarla görmezden gelindiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amaç gerçeği bulmak değil, oluşturulan algı üzerinden Türkiye'ye saldırmak, zarar vermek, başka bir şey yok. Hiç kimse kusura bakmasın, bizim bu konuda kimseye veremeyecek bir hesabımız yoktur. Biz sadece kendi milletimizin son 100-150 yıllık yaşadığı acıların peşine düşsek, Ermeni iddialarından katbekat daha fazla söyleyecek sözümüz, soracak hesabımız çıkar. Bakın bunu da açıkça söylüyorum" diye konuştu. 

- "Projelere desteğimi sürdüreceğim"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı arşivleri tasnif edildikçe, Türkiye'de tarih, arşiv araştırmaları geliştikçe, ciddi birikim ortaya çıkacağına, kaynak sahibi olunacağına inandığını ifade ederek, yatırımların bu nedenle yapıldığını söyledi.

Üniversiteler başta olmak üzere herkese düşen sorumluluklar bulunduğuna ve son dönemde Osmanlıca'nın okullarda okutulmasına yönelik atılan adımın da sorumluklardan biri olduğuna değinen Erdoğan, Osmanlıca bilindiği takdirde, belgelerin çok daha fazlasıyla, hızla artarak devam edeceğini belirtti.

Erdoğan, "Ben, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak tarih ve arşiv araştırmaları konusunda çok daha fazla çalışma yapılması arzumu burada bir kez daha ifade ediyorum. Bu konuda yürütülecek projelere bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek olmayı sürdüreceğim" dedi.

Programı düzenleyenlere ve katkı verenlere teşekkür eden Erdoğan, "Çanakkale Zaferimizin 100. yılını bir kez daha kutluyorum. Başta Çanakkale'de ve İstiklal Harbimizde olmak üzere tüm şehitlerimizi, gazilerimizi şükranla, minnetle, hürmetle yad ediyor, kendilerine Allah'tan rahmet diliyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Arşiv Yöneticileri Kongre ve Sergisi'nin hayırlı olmasını temenni etti. 

(SON)

Bakmadan Geçme