Dünya istikrara kavuşmasın istiyorlar
Doç. Dr. Fatih Mehmet Öcal, 'Bu saplantıları sonucunda da kendi çıkarlarını maksimize etmek için dünyanın istikrara kavuşmasını istemiyorlar. Dövizi kullanarak manipülasyon yapıyor ve özellikle gelişmekte olan ülkeleri hedef alıyorlar' dedi.
Batı ülkelerinin asıl amacının dünya üzerindeki kaynakların tümüne hükmetmek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Fatih Mehmet Öcal, “Bu saplantıları sonucunda da kendi çıkarlarını maksimize etmek için dünyanın istikrara kavuşmasını istemiyorlar. Dövizi kullanarak manipülasyon yapıyor ve özellikle gelişmekte olan ülkeleri hedef alıyorlar” dedi.
Dövizdeki dalgalanmaların kısa zamanda istikrara kavuşmayacağının altını çizen Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Politikası Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Mehmet Öcal, “Global bir dönemde yaşıyoruz ve küreselleşme bütün ülkeleri sarmış durumda. Üstelik ABD’nin, Avrupa Birliği ülkelerinin ve Almanya’nın başını çektiği gelişmiş batı ülkeleri diye bir grup var. Bunların amacı, dünya üzerindeki kaynaklara sahip olmaktır. Bu saplantıları sonucunda da kendi çıkarlarını maksimize etmek için dünyanın istikrara kavuşmasını istemiyorlar. Yani büyük resmi istemiyorlar. Böyle olduğu içinde gelişmekte olan ülkeler, özellikle Türkiye gibi hem enerji ithal etmek zorunda kalan hem de dış ticaret ve cari açığı negatif veren ülkeler bu manipülasyonlara ve müdahalelere açık ülkeler. Böyle olunca da ülkemiz ve gelişmekte olan ülkeler bazında risk ortamı devam edeceği ve ülke kredi puanı yüksek olacağı için kısa vadede dövizin istikrara kavuşması mümkün değil. Risk ortamı da devam ettiği için altın uzun vadede sağlam bir yatırım aracıdır. Bundan dolayı da orta ve uzun vadede altına talebin artacağını ve altın fiyatlarının yükseleceğini düşünüyorum” diye konuştu.
“EĞİTİM POLİTİKALARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”
Yapılan müdahalelere rağmen dövizin 5 puan barajını aştığını aktaran Öcal, “Bunlara ülke olarak günlük güncel politikalarla müdahale değil de eğitimde temele inerek ilköğretimle başlayan eğitim sürecine müdahale etmek gerekir. 4+4+4 sisteminin doğru olduğuna inanmıyorum. Ara eleman ihtiyacı olan kesimin büyük bir açığı olacak. Şuan Suriyelileri örtülü bir şekilde çalıştırarak bu açığı kapatabiliyoruz. Ama bu ülkemizin genel bir sorunu. Bunun için ilkokuldan sonra ki 4+4’ten ziyade ara eleman ihtiyacı olan sektörlere, ara eleman ihtiyacını kapatacak şekilde tarımda ve sanayi gibi sektörlerde çalışmak isteyenlerin yönlendirilmesi ve ara eleman ihtiyacının bunlarla karşılanması gerekir. Ağaç yaşken eğilir. Çocuk 13-14 yaşlarındayken öğrenmeye başlayacak, 16-17 yaşında kalfa düzeyinde askerlik sürecine kadar gelecek ve ara eleman ihtiyacı bunlarla karşılanacak. Ortaöğretimde ve lisede çocukların tam meslek öğreneceği çağlarda gençlerimiz zamanını boşa geçiriyor. 16-17 yaşlarına geldiğinde eline bir tane diploma veriyorlar. O diploma da bir iş yapmıyor. Özel sektör, kendisine para kazandırmayan kimseye para vermez. Ara eleman sıkıntısını çözerek kişilerin sevdiği işlere yönlendirilmesi lazım. Ara eleman sıkıntısı çözüldükten sonra da eğitimle başlayan teknolojiye yönelinmesi gerekir. Ülkemize karşı yapılan müdahalelere karşı ancak böyle tedbir alabiliriz. Geçici politikalarla ve açılan reform paketleriyle orta ve uzun vadede başarı sağlamamız mümkün değil. Kendimizi kandırmayalım” ifadelerini kullandı.
“FİYAT VE TEKNOLOJİ REKABETİ LAZIM”
Cari açığın negatif vermesinin tüm hizmet gelirleri ve giderlerinin çıkarılması sonucu ortaya çıkan bir değer olduğunu vurgulayan Öcal, “Cari açığın kapanması iki şekilde olur. Birincisi gereğinden fazla harcamalar kısılarak, ikincisi de gelir dağıtılır. Birincisi biraz daha kolay. Toplam harcamalarda israf olarak yapılan gereksiz harcamaların bir envanteri çıkarılarak bir havuz sistemi ortaya konur. Bu havuz sisteminde, yapılan masraflarda da lüzumsuz masraflar kesilir. İkincisi daha zor. Cari açık, dış ticaret politikalarına, ithalat ve ihracat bağlıdır. Cari açığın kapatılması için ihracatın artırılması ve ham madde ithal ederek ürüne çevrilmesi gerekiyor. Bir birime aldığımız hammaddeyi ürüne çevirerek 20-30 katına dış ülkelere satarak kapanır. Bunun başka çaresi yok. Cari açığı sıfırlayıp pozitife geçmemiz için dünya piyasalarında rekabet içine geçebilecek teknolojiye dayalı mal ve hizmet üretmemiz lazım. Bunu da üretmenin yolu sağlam eğitim ve altyapıdan gelir. Japonya, Almanya, Meksika ve İtalya niye bizden mal alsın. Fiyat ve teknoloji rekabeti lazım. Bir de ucuz iş gücü var. Fakat onu inovasyona dönüştürüp orta teknolojik düzeyde mal ve hizmet üretecek sistemde sıkıntı var. Bu sorunu çözemediğimiz sürece bir paketi açar diğer paketi kapatırız” şeklinde konuştu.
“ENERJİ BAĞIMLILIĞINI AZALTMALIYIZ”
Türkiye’nin dış ülkelerden en çok enerjiyi ithal ettiğine değinen Öcal, “Enerji olarak en çok doğalgaz ithal ediyoruz. Bu ithal ettiğimiz doğalgazı da elektrik enerjisine çeviriyoruz. Doğalgaza bağımlılığımızı azaltacak diğer nükleer enerjilere yatırım yapmalıyız. Japonya’nın bir tane doğal zenginliği yok. Fakat adamlar teknoloji, eğitim, yatırım, üretim ve eğitimli teknolojiye yatırım yaparak bugünlere geldi. Nüfusu bizim 1,5 katımız, toprağı ise bizim 5’te birimiz. Bizim de, doğalgaza bağımlılığımızı azaltacak rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi diğer enerjilere yatırım yapmamız lazım. Bizim her şeyden önce vatanı ve milleti için çalışacak, düşünecek kişiliğe ihtiyacımız var. Özünde bu ülkenin çıkarlarını kendi çıkarları önüne koyacak samimi kişilere ihtiyacımız var. Bunları sağlamazsak hiçbir şey olmaz zaten” dedi.
YİĞİT BERKAY ÇOPUR / YENİ HABER