Eğitim-Bir-Sen Konya şubesinin 2. Olağan genel kurulu yapıldı
Eğitim-Bir- Sen Konya 2 No'lu Şube'sinin 2. Olağan Genel Kurulu delegelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Meram Öğretmenevi’nde düzenlenen kongreye çok sayıda davetli katıldı. Yapılan Genel Kurulda Şenol Metin Şube Başkanlığına, İbrahim Çetin şube sekreterliğine, Hikmet Salahaddin Gezici, şube başkan yardımcılığına, Veli Eraslan şube başkan yardımcılığı mali işlere, Ali Gezen şube başkan yardımcılığı basın iletişime, Halil İbrahim Çelik şube başkan yardımcılığı eğitim ve sosyal işlere, Serbülent Karaman şube başkan yardımcılığı mevzuat ve toplum sözleşme işlerinde dört yıl boyunca görevlendirilmesine karar verildi.
‘EĞİTİM-BİR-SEN, SADECE BİR SENDİKA DEĞİLDİR’
Genel Kurulun açılış konuşmasında Eğitim Bir-Sen’nin bir sendikadan ibaret olmadığını vurgulayan Şenol Metin, “Bu yolda, sendika bizim için ‘Hak’ mücadelesinin ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Bu Eğitim-Bir-Sen’i diğer sendikalardan farklı kılar. Aralarında büyük farklar varmış gibi pazarlanan sendikamsı birlikteliklerin 28 Şubatta 5’li çetenin emrinde olduğunu gördük. 2004-2005’lerde Ergenekon Darbe Sürecinde Ulusal Birlik Platformunda bir araya gelişlerinde gördük. Aralarında büyük düşmanlıklar varmış gibi algı üretilen bunların düşmanlıkları sanaldır, topuk selamı durdukları yerde, emir aldıkları yerde aynı karanlık mahfildir. Şimdilerde yeni bir oyun kurgulanıyor. İdeolojik sendikamsı yapıların toplumsal karşılığının olmadığı görülünce, deşifre olunca sahaya yeni bir aktör sürülüyor. Bu yeni oyuncu apolitik sendikamsı yapılar. Bu yapılar kirli bir politik kurgunun emrindeler! Bu apolitik sendikamsı yapılar 2023’e gidilen konjüktürde bir politik amaç için görevlendirilecekler. Memurların örgütlenme hakkını, hak arama mücadelesini istismar eden böylesi örgütlenmelerin ideolojik formlarına da apolitik formlarına memurlar alan açmayacaktır” şeklinde konuştu.
‘GÜCÜMÜZÜN FARKINDAYIZ’
Şenol Metin Eğitim-Bir-Sen’in, Türkiye’nin en büyük sendikası ve sivil toplum örgütü olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Memur-Sen bu duruşu ile tüm kritik süreçlerde hakikati ifade eden haykırışları ile insanlığın, masumiyetin, mazlumiyetin, vicdanın haykırışı olarak tarihi yeniden yazmaktadır. Bu haykırışlar gün oldu Dünya 5’ten büyük diyerek müesses nizama meydan okudu. 15 Temmuz’da ‘Teşkilatımı meydanlarda görmek istiyorum’ haykırışında milyonluk Memur-Sen teşkilatı aileleri ile birlikte meydanları doldurdu. Darbecilere meydanları dar etti. Eğitim-Bir-Sen, milli iradenin cephe hattıdır tanımlamasında da, ‘Ne zaman düşecek olsak yanımızda Memur-Sen vardı’ tespitinde de, Eğer Memur-Sen olmasaydı 28 Şubatın zalimleri çok daha zalimane davranabilirdi.’ denirken de sesimiz hep Hakk’ın sesi oldu. Bu aşamaya kolay gelinmedi. Dile kolay; mücadele ile geçen 30 yıl! Bugün Eğitim-Bir-Sen kökleri ile kurduğu bağ, kurumsal yapılanmasını tamamlayan teşkilatı ile yalnızca bu ülkenin değil tüm gönül coğrafyamızın en büyük, en güçlü teşkilatıdır. Gücümüzün de farkındayız ama bu büyüklüğün ve gücün bizi zehirlemesine de izin vermeyeceğiz.”
‘ZORBA ZİHNİYET DEVAM EDİYORSA EĞİTİM-BİR-SEN VAR OLMAK ZORUNDA’
Zorba zihniyetler devam ettiği sürece Eğitim- Bir-Sen’in de varlığını devam ettirmek zorunda olduğunu belirten Şenol Metin, “28 Şubat Kılıç artıklarının FETÖ’nün kılıç artıkları ile geçmişte olduğu gibi yine işbirliği yapabileceğini, Kayseri’deki askeri fabrikada başörtüsü yasağında da Tokat Valiliğindeki programda da gördük. Basın açıklamamıza da konu olan Boğaziçi üniversitesinde de bu densizliği, hadsizliği ve hoyratlığı gördük. Konya üniversitelerinde de sinmiş olsalar da karanlık mahfillerle iş tutan zorba zihniyetin hala var olduğunu görmek Eğitim-Bir-Sen’i var olmak zorunda oluşunun ontolojisidir, deklaresidir. Üniversite kapılarında kızlarımızın turnikelerde döktüğü gözyaşları hala kurumadı ve bu gözyaşlarının rahmeti kinimizi besliyor, bizim uyanık, diri olmamızı sağlıyor. Haykırıyoruz; Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız” ifadelerine yer verdi.
‘BİZİM YÜRÜYÜŞÜMÜZ KARDEŞLİK YÜRÜYÜŞÜDÜR’
Metin, “Sendikamızın yarınları için çok önemli olan bu genel kurulda olmak, hem ayrıcalık hem de sorumluluktur. Eğitim-Bir-Sen ailesine mensup olmakla gurur duyuyoruz, gurur duymalıyız. Bu vesileyle bu ailenin kuruluşunda ve bugünlere gelmesinde emeği geçen azimli, sabırlı, vefakâr ve fedakâr dostlarımızdan Allah razı olsun. Emanete asla gölge düşürmemeye ahdetmiş bizler de taşımayı üstendiğimiz değerlerin sorumluluğunu layığıyla temsil etmek için canla başla çalışacağız. Bu, üyelerimize, milletimize ve tarihe verilmiş bir sözdür. Biz Türkiye’nin en yaygın, en kuşatıcı, en büyük sendikası ve sivil toplum örgütüyüz. Bizim yürüyüşümüz iyilik yapma, kırık kalpleri onarma, kardeş bulma, kardeş kalma yürüyüşüdür. Bu duygu ve düşüncelerle, kongremizin ülkemiz, milletimiz, eğitim camiamız ve sendikamız için hayırlı olmasını diliyorum” diyerek sözlerine son verdi.
‘ARTIK SADECE YAPI TAŞI YETMİYOR’
Sivil Toplum Kuruluşlarının ve sendikaların büyük önem arz ettiğine dikkat çeken AK Parti Konya İl Başkan Yardımcısı Adnan Bahçeci, “Toplumun yapı taşlarının başında Sivil Toplum Kuruluşları ve sendikalar gelir. Yapı taşı diyorduk ama sadece yapı taşı yetmiyor artık. Çalışan, etkileyen olmamız lazım. Hepimizin bir ucundan tutması lazım. Cenaze namazı örneği verdik diye ölünceye kadar bekleyip sadece cenazeye katılırsak o da sıkıntı yaratır. Kaza namazı, kuşluk namazı gibi sendikalarda ve diğer kuruluşlarda aktif rol almamız lazım. Kazanımlarımıza baktığımız zaman çok iyi bir noktada olduğumuzu söyleyebiliriz. En ufak bir aksama olsa başımıza neler geleceğini biliyoruz. Allah rızası için herkesten daha çok çalışmanızı ve daha çok görev almanızı istiyorum. 1984 yılında başladığım Sivil Toplum Kuruluşlarının çalışmalarına hala devam ediyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında 38. yılım oldu. Elimizden geldiği kadar biz de koşturacağız. Kazanımlarımıza dikkat edelim. Eğer bir kaybedersek tekrar yerine gelmez. Genel kurulumuzun hayırlara vesile olmasını diliyorum” diye aktardı.
‘TOPLUM BİRLİK SAĞLARSA O KADAR GELİŞMİŞ OLUR’
Toplumda birliğin ve beraberliğin önemine dikkat çeken Konya Sivil Toplum Kuruluşları Başkanı Prof. Dr. Önder Kutlu, “Toplumlar ne kadar öncü de olurlarsa ne kadar birlikte hareket ederlerse bunlarla ilgili yapılar teşkil ederlerse o toplumlar o kadar gelişmiş olarak kabul ediliyor. Eğitim Bir-Sen 2 Nolu şubemize 2. Olağan Genel Kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sendikamızla beraber çalışıyoruz. Eğitim Bir-Sen üyesi olmaktan mutluluk duyuyorum. Bundan sonra faydalı faaliyetlerin, yararlı çalışmaların devam edeceğini bildiğim bu yapılarla ilgili inşallah hepimiz destek olmaya devam edeceğiz. Bizler toplum için, üyelerimiz için talep ediyoruz. Yapılan eleştirileri de hoş görmek gerekiyor diye düşünüyorum. Genel Kurulun hayırlar getirmesini temenni ediyorum” cümlelerine yer verdi.
‘AYAKTA KALMAK İÇİN DEĞİŞİMİ YÖNETMEK ŞART’
Sivil Toplum Kuruluşlarının toplumda önemli bir güç olduğunun altını çizen AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Sorgun, “ Burası bir sendika ve sivil toplum kuruluşudur. Elbette sivil toplum kuruluşları bizim omurgamızdır. Bizim kendi inancımızın medeniyetimizin de bir tezahürüdür. Adalet gibi çok temel değerlerin dışındaki alanların neredeyse tamamını sivil toplum kuruluşları ifa ediyordu. İstanbul’dan sonra Türkiye’de en fazla sivil toplum kuruluşunun bulunduğu il Konya’dır. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarımız önemli bir güçtür. Statikleşme, siyaseti de, akademiyi de, iş alemini de hepimizi bekleyen bir tehlikedir. Yeni bir yol, özünü koruyan, değerlerini koruyan yeni bir format da gerekiyor. Bunu üretmemiz gerekiyor. Üretemezsek sahneden yavaş yavaş kayboluruz, değişimden etkilenirsek yok oluruz, teslim olursak bir anlamı kalmaz. O zaman ayakta kalmamız için değişimi yönetmemiz gerekiyor. Değişimi yönetecek nesilleri de eğitimciler yetiştirecek” dedi.
‘HIR GÜRDEN UZAK BİR SENDİKACILIK DİLİYORUM’
Kavganın ve çatışmanın olmadığı bir sendikacılık olması temennilerinde bulunan AK Parti Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir ise, “Sendikacılık, işverenin sendikaya herhangi bir ihtiyacı olmadan işverenlik görevini hak ölçülerinde yerine getirdiği, işçinin de sendikaya yine ihtiyacı olmadan hakkını tam anlamıyla aldığı, gönül huzuruyla çalıştığı bir ortamdır. Sendika dediğiniz zaman devlete sokaklarda meydan okunan, sokakların savaş yerine dönüştürüldüğü, sendikal faaliyetlerin icra edildiği bir müessese de gördük. Ama bir mübarek adam Mehmet Akif İnan çıktı bir sendikacılık faaliyeti başlattı. Belki bugün hala onun meyvelerini yiyoruz. Hır gürden uzak sendikanın sendika olduğu, personelin personel olduğu, patronun da patron olduğu bir sisteme doğru adım atmaya başladık. Çalışanın hakkına rıza gösterdiği, hakkından fazlasını istemediği, çalıştıranın da işçisinin hakkını gıyabında koruduğu ve devamlı işçinin ve haklının yanında olduğu bir sistemi görmeyi bizlere nasip etsin” görüşlerini dile getirdi. Konuşmaların ardından görevde bulunan şube zorunlu organlarına hediye takdiminde bulunuldu.
•SÜMEYRA KENESARI