El sanatları kültürümüzün en büyük parçası
Konya'da 6.kez düzenlenen Geleneksel Türk El Sanatları Şöleni yoğun ilgi görüyor. Türkiye'nin dört bir yanından gelmiş zanaatkarlar yöresel ve geçmişten kalan el sanatlarını tanıtmak ve yaşatmak için el emeklerini ayakta tutmaya çalışıyorlar.
Konya’da 6.kez düzenlenen Geleneksel Türk El Sanatları Şöleni yoğun ilgi görüyor. Geleneksel Türk El Sanatları Şöleni Konya Valiliği’nin ev sahipliğinde Konya Ticaret Odası, Konya Sanayi Odası, Konya Ticaret Borsası’nın destekleriyle 09-19 Şubat 2017 tarihleri arasında Kulesite ’de sanatseverler ile bir araya gelmeye devam ediyor. Şölen kapsamında, Yemeni yapımı, Üfleme Cam Sanatı, kaşık yapımı, topaç yapımı, boynuz tarak yapımı gibi yüzyıllar boyunca değerli el sanatı ve bu sanatların çok az sayıdaki önemli ustaları Kulesite’de Konyalılarla buluşuyor. Yeni Haber Gazetesi olarak Türk El Sanatlarının ustaları ile konuştuk.
“KONYA BASTON KONUSUNDA BİLİNÇLİ”
Yöresel ve geçmişten kalan el sanatlarını tanıtmak ve yaşatmak için çaba harcadıklarını ifade eden Baston Ustası Fuat Kudatmış, “Zonguldak Gevrekli’den geldim. 1986 yılından beri bastonculukla uğraşıyorum. Konya’ya 5. Kez geliyorum. Konya ilgi gösteriyor. Baston konusunda bilinçliler. Ne istediklerini bilerek alıyorlar. Ehl-i Hüner ekibi olarak organizasyonlara katılıyoruz” dedi. Her el sanatında olduğu gibi çırak yetişmediğini ifade eden Kudatmış, mesleğin son nesli olabileceklerini söyledi. En iyi bastonun kızılcık ağacından olduğunun altını çizen Kudatmış, “Üzerinde işlemeli her türlü desen yapılabilen aynı anda hem kullanışlı, hem hediye hem de aksesuar olarak kullanılabilen gevrek bastonudur. Kızılcık ağacı düştüğünde kırılmıyor” diye konuştu.
“TOPAÇ NOSTALJİSİNİ YAŞATMAYA ÇALIŞIYORUZ”
35 senedir topaç üzerine çalıştığını ifade eden Topaç Ustası Ekrem Demirbaş ise “Osmaniye’den geldim. Topaç ustasıyım. İlk önce nostalji topaç üzerine başlamıştım. Bu etkinlikte 4 çeşit topaç üretiyoruz. Konya’ya 6.kez geliyorum. Burada Konyalılara topaç nostaljisini yaşatmaya çalışıyoruz. Tezgaha ilgi yoğun. En fazla insanlara hitap eden bölüm burası. Çocuk tahtaları, oklava, merdane satışlarımızda var. İnsanlara bu etkinliklerde gözlerinin yeniden ışılamasına sebep oluyoruz. O da bize mutluluk veriyor. Unutulmaya yüz tutmuş mesleğimizi oyunları tekrar hatırlatıyoruz. Konyalılara bekliyoruz” şeklinde konuştu.
YÜZDE YÜZ DOĞAL BOYNUZ TARAKLARI
Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını yaşatmaya çalışan son nesil olduklarını ifade eden boynuz ve kemik tarak ustası Hasan Hamza Aydın da “Denizli Yatağan’dan geliyorum. 25 yıldır kemik tarak ve çakı imalatıyla uğraşıyorum. Konya’ya 5.kez geliyorum. Konya’nın ilgisi artarak devam ediyor. Özellikle boynuz tarak üzerine halkın bilinçlenmesi ile birlikte talep arttı. Taraklar boynuzdan yapılıyor. Boynuz tarak saçtaki elektriklenmeyi, yağlanmayı önler. Saçları parlatır ve besler. Tararken masaj yaptığı için kan dolaşımını hızlandırır. Vücut için çok faydalı ve yüzde yüz doğal. Vatandaşlarımız da bunun farkında. Unutulmaya yüz tutmuş bu zanaatları tekrar canlandırılması gerekiyor. Bu tür etkinlikler katkı sağlasa da yeterli değil. Bu konuda çırak yetişmesi gerekiyor. Bu da ilkokulu bitirip bitirmez başlaması gerekiyor ki bir şeyler öğretebilelim” ifadelerini kullandı.
“EL EMEKLERİMİZİ ÇİN’E KARŞI AYAKTA TUTMALIYIZ”
Ürünlerin el emeği olduğunu vurgulayan bıçak ustası Erol Özkan ise “Denizli Yatağan’dan geliyorum. 25 yıl devletin birimlerinde çalıştım. Bu işin içinde büyüdüğümüz için Ehl-i Hüner sayesinde değişik illere gidiyoruz. Bu bizim el emeğimiz. Unutulmaya yüz tutmuş ürünlerimizi Çin malı ürünlere karşı ayakta tutmalıyız. Çin ürünleri bizim el sanatlarımızı yıprattı. Biz hala ayaktayız mücadele ediyoruz. Gelecek nesillere örs, çekiçi anlatarak unutulmamasını sağlayacağız. Kendi kullandığımız malı başkaları da güvenle kullansın diye çalışıyoruz. Konyalının ilgisinden de memnunuz. Böyle etkinlikler olması gerekiyor. Hile olmadan bileğimizin emeğiyle yapıyoruz. Bıçağın nasıl yapıldığını örs, çekiç ne olduğunu gösteriyoruz ”dedi.
“ŞÖLENLER KÜLTÜREL AKTARIM SAĞLIYOR”
Mesleklerini halka tanıttıklarını ifade eden tahta oyuncak ustası Ali Akbey de “Ankara’dan 3.kez geliyorum. Küçük yaşta abimin yanında marangoz olarak işe başladım. Daha sonra oyuncağa yöneldim. 2002 yılından bu yana da oyuncak sektöründeyim. Tahta oyuncakları tasarlayıp geleneksel oyuncaklar yapıyorum. Ehl-i Hüner ile birlikte de şölenlere katılıyoruz. Yaptığımız mesleği halka tanıtıyoruz. Hem yerli üretim olmuş oluyor hem de bizim kültürümüze ait öğeler oluyor. Karagöz, Hacivat, Nasrettin Hoca, hem unutulmuyor hem de kültürel aktarım açısından faydalı oluyor. Yaptığımız oyuncakları dedeler gördüğü zaman torununa ben bununla oynamıştım diyor. Ehl-i Hüner vasıtasıyla katıldığımız zaman ilgi ve alaka daha da fazla oluyor. Konyalıların ilgisinden ve misafirperverliklerinden memnunuz” diye konuştu.
“HAFTADA EN AZINDAN BİR KERE TAHTA KAŞIKLA YEMEK YİYELİM”
Tahta kaşık ustası Mustafa Sami Onay ise “Konyalıyım. 6.kez katılıyorum. Mesleğimi 1985 yılına kadar devam ettirdim. Demir kaşığın Anadolu’ya girmesinden sonra bu işi bırakmıştım. 2010 yılında proje kapsamında ölmeye yüz tutmuş mesleklerin yaşayan ustaları projesi kapsamında kültür Bakanlığı Geleneksel El sanatları Sanatçısı unvanı aldım. Kaşıkçılığa geri başladım. Yıllar geçtikçe ilgi daha artıyor. Halkımızın ailecek gelip görmeleri gereken bir şölen. Özellikle gençler ve çocukların getirilirse kültürümüzün nasıl olduğunu ve hafızasında kalması açısından önemli. Tahta kaşıkla yemek yemenin lezzetini tatmayanlar bilemez. En azından haftada bir kere aileler yemeklerini tahta kaşıkla yesinler ki dedesi nenesi neyle büyümüş görsünler” dedi.
İSMAİL POÇAN / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme