ELBİR mültecilerin yardımına koşuyor!
ELBİR Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ayrım yapmaksızın ülkesinde uğradığı zulüm ve sıkıntılar dolayısıyla göç etmek zorunda kalmış insanlara bir el uzatıyor. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Cırık, mültecilere yaptıkları yardımlar hakkında bilgi vererek onlar hakkında doğru bilinen yanlışlara da dikkat çekti.
Konya’dan dünyaya bir iyilik hareketi olarak kurulan ELBİR Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Konyalı hayırseverlerin destekleriyle on binlerce mültecinin barınma, gıda, sağlık ve eğitim ihtiyaçlarını karşılıyor. ELBİR Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Cırık, mültecilere yönelik yanlış algılar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
‘ORTADA BÜYÜK BİR OYUN VAR’
ELBİR’in 2014 yılında resmileşen ancak 2011 yılında sahada olan bir dernek olduğunu ifade eden Sinan Cırık, “Komşumuz Suriye’deki olaylar 2011 yılında başlamıştı. Bizler her gelene gönlünün kapısını açan misafirperver Konyalılar olarak Suriye’de mağdur olan insanlarımıza yardımcı olmak amacıyla kurumsal olarak ELBİR derneğinin faaliyetlerine başladık. Suriyeliler sorunun azalacak bir sorun olmadığını ilk baştan beri öngörebiliyorduk. Bu savaş dünyanın stratejik bölgesinde yaşanan çok ciddi bir savaştı. O dönemlerde bu savaşın kısa süreceğini söyleyen arkadaşlarıma en az 10 yıl süreceğini söylüyordum. Arkadaşım inanmıyordu ama şu anda bana hak veriyor. Gönlümüz savaşın bir an önce bitmesinden yanadır fakat bu savaşın henüz başlamadığını söyleyebilirim. Çünkü ortada çok büyük bir oyun var. Suriyeli kardeşlerimizin üzerinden oynanan bir oyun gibi görünse de tüm dünya Müslümanlarını ve özellikle de ülkemizi doğrudan ilgilendiren bir savaştır” şeklinde konuştu.
‘TOPLUMU AYRIŞTIRAN SÖZLERE FIRSAT VERİLMEMELİ’
“Biz olayları doğru okursak o zaman doğru çözümler üretebiliriz” diyen Sinan Cırık, “Çevremizdeki sosyal olaylar da ona göre şekil alır. Toplumda, ülkemizde ağırlıklı olarak bulunan Afgan, Irak ve Suriyeli mülteciler üzerinden bir ayrıştırma söz konusudur. Eğer biz bu savaşın özünü, aslını, doğrusunu, geçmişini ve geleceğini bilen bir toplum olsaydık asla bugünkü toplumu ayrıştıran sözlere fırsat vermezdik. Konya’mızın Altındağ, Karapınar, Beyşehir bölgelerinde yaşanan olaylar gibi böyle üzücü ve gönüllerde iz bırakıcı olaylar da asla olmazdı. Bu olaylar tarihi geçmişi olan ve dünyanın yeniden şekillendirilmesiyle ilgili savaşın bir parçasıdır. Öyleyse bizler, kısa, orta ve uzun vadeli bu savaşa fert olarak, Sivil Toplum Kuruluşları olarak ve devletin kurumu olarak hazır olmalıyız, gereken tedbirleri almalıyız. Arapça bilen biri olarak kendimi bu konuda sorumlu hissettim. Bizi doğrudan ilgilendiren savaşın parçası olan insanlara yardım etmek amacıyla ELBİR Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğini kurdum” diye konuştu.
‘MÜLTECİLERİN İHTİYAÇLARINA 24 SAAT CEVAP VEREBİLİRİZ’
Mültecilerin sorunlarına her zaman cevap verebilecek kapasiteye sahip olduklarını vurgulayan Cırık, “Vaktiyle devletimizin eleştirildiği bir konu vardı. Devletimiz için toplumdan uzak, toplumla barışık olmayan diye birtakım tabirler kullanılırdı. O yaklaşımı ELBİR Derneğimiz kırdı. Derneğimiz şu anda devletin kurumlarıyla iç içe, beraberdir. Konya Büyükşehir Belediyesiyle ve Kızılay Derneğimizle bir protokolümüz var. Emniyetin Müdürlüğünden Milli Eğitim Müdürlüğüne kadar mültecileri ilgilendiren hangi kurum varsa o kurumlarla iç içeyiz, sürekli istişare halindeyiz. Bu insanların hem maddi hem de manevi ihtiyaçlarına 24 saat cevap veren bir konumdayız. İstisnai durumlar hariç kurumlarımız Saban 8 akşam 5 arası çalışır. ELBİR Derneğimizde fiili olarak 31 arkadaşımız çalışıyor. Afganlı ve Suriyeli tercümanlarımız vardır. Telefonlarımız 24 saat açık haldedir. Mülteci insanlarımızla ilgili bir sorun varsa, eğer emniyeti, sağlığı, eğitimi ilgilendiriyorsa biz o insanları doğru yönlendiriyoruz. Bu insanlar doğru yönlendirilmediği için bazen de istismarcıların malzemesi olabiliyor. Maddi olarak sömürülebiliyor. Olmadık meblağları ödeyen insanlar sonunda derneğimize gelerek mağduriyetini anlatıyor. Biz de onlara bu konuda yardımcı oluyoruz” diye aktardı.
‘GELEN İNSANLAR İLK ELBİR’İN KAPISINI ÇALIYOR’
Gelen insanların ilk olarak ELBİR’in kapısını çaldıklarını söyleyen Cırık, “Konya’ya ortalama her gün üç mülteci aile gelmektedir. O gelen insanların ilk kapıyı çaldıkları kurum ELBİR oluyor. Çünkü ELBİR bu insanların ev ihtiyacını temin etmeye yardımcı olur. Biz alanla veren arasında bir köprüyüz. Konyalımız çok hayırseverdir. Elindeki kullanmadığı ama kullanabilir eşyaları bize verebilir. Bizde organ nakli gibi eşyalarımızı alırız ve hiç depomuza koymadan ihtiyaç listesindeki adreslere o gün iletiriz. Biz bu insanların sağlıkla ilgili ciddi sorunlarına yardımcı oluyoruz. ELBİR olarak devletimizin yükünü biraz olsun aldığımızı düşünüyoruz. Toplumuzdaki kaosun en aza inmesinde rol oynuyoruz. ELBİR olmasaydı toplumda çok ciddi sorunlar olabilirdi. Çünkü o insanlara hem ikna yoluyla hem de imkanlar yoluyla doğruyu anlatıyoruz. Ben vatandaşım ve devletin bir parçasıyım. Ben bu görevi yapabildiğim kadar yapacağım yapamadığım kısmını da ilgili kurumlara aktaracağım” diye belirtti.
‘OLAYA İNSANİ OLARAK YAKLAŞMALIYIZ’
Mülteci sorununun çözümüne herkesin katkıda bulunması gerektiğine vurgu yapan Cırık, şunları aktardı: “Gönül istiyor ki ELBİR gibi onlarca kurum olsun. Çünkü bir ülkenin Sivil Toplum Kuruluşları o ülkenin medenileşmesindeki en önemli temel yapı taşlarıdır. Bin 200 kilometre sınırımız olan, Arapça konuşan bir millete karşı tarihten beri tedbir almadık. Hastanelerimizde, emniyet müdürlüklerimizde, eğitim birimlerimizde kaç tane Arapça bilen eleman var? Arapça bilen elemanların bir an önce yetiştirilmesi gerekiyor. Önce olaya insani olarak yaklaşmalıyız. ‘Kınamayalım, kınadığımızı yaşamadan ölmeyiz” prensibiyle hareket etmeliyiz. İnancımıza göre o insanların burada bulunmalarında bir hayır vardır. Mesela mültecilerin ekonomimize çok önemli katkıları vardır. Öyleyse onlara düşman gözüyle bakılmaması gerekir. Sosyal medyada o kadar destursuzca cümleler sarf ediliyor ki farkında değiller ama o bir cümle belki kanların akmasına sebep oluyor. Kanlar aktığı zaman kim kazanacak? Bu ülke değil bu ülkenin düşmanları kazanacak. Eğer mültecilik bir sorunsa, insani değerler ve kanuni kurallar çerçevesinde bu sorunun çözümüne herkes katkıda bulunmalıdır.”
‘DEVLET SURİYELİLERE MAAŞ VERMİYOR’
“Toplumumuzdaki yanlış algılar, yanlış yönlendirmeler ve yanlış bilgiler ister istemez kardeş olan iki toplumu karşı karşıya getirebilmektedir” diyen Cırık, doğru bilinen yanlışları şöyle anlattı: “ Devletimizin Suriyelere maaş verdiği bilgisi yanlış. Bir kuruş da olsa bir maaş verilmemektedir. Bu insanların Halk Bankasından Kızılay kartı adı altında aldıkları bir yardım var. Bu yardımın kaynağı Birleşmiş Milletlerdir. Kızılay kartı kişi başı 155 liraydı, şimdi 250 liraya çıkartıldı. Bir ailede beş kişi varsa 155 liradan toplamda 775 lira alıyorlardı. 4 kişiyse bu desteği alamaz ya da o evde anne ve babadan sonra 18 yaşını geçen biri varsa yine alamaz. Orada da ölçü ihtiyaç sahibi olan ailelerdir. Konya’daki yüzde 27 oranındaki Suriyeliler bu yardıma ulaşabiliyor. Asla devletimizin kasasından 1 lira bile çıkmamaktadır. Dükkan açan Suriyelilerimizin dükkanları hiçbir şekilde vergisiz ve sigortasız değildir. Faturalarının ödendiği bilgisi de yanlıştır. Böyle bir ödeme yoktur. Göçmen sağlığındaki masalar, telefonlar dahil tüm hizmet araçları her şeyi Birleşmiş Milletler tarafından sağlanmaktadır. Ancak toplumumuz bu mültecilerin ücretsiz sağlık hizmeti aldığını zannetmektedir.”
‘OTOBÜSE ÜCRETSİZ BİNMEZLER ÜNİVERSİTEYE DOĞRUDAN GİTMEZLER’
Mültecilerin otobüslere ücretsiz binmeleri gibi, üniversiteye doğrudan girme gibi bir haklarının olmadığına da değinen Cırık, “Bu insanların birçoğu sanayilerde çalışıyorlar. Bugün ülkemizin ciddi manada çalışan elamana ihtiyacı var. Son zamanlarda çıkan başka bir algı daha var. ‘Bu insanlar bayramda tatile gidebiliyorlar. Öyleyse niye buradalar?’ diye soruluyor. Devletimizin kontrolü altında olan bir bölüm var. Suriye’nin Kuzey tarafı bizim Güney tarafımızdır. Barışın sağlandığı Azez, Cerablus, Afrin ve Babusselam kısmı oradaki yıllardır göremediği akrabalarını görmeye gidiyorlar. Bayram süresince kısa süreli sadece o bölümdeki akrabalarını görmeye gittiler. O insanlar da yıllardır çadırda yaşıyorlar, iş yok. Mutfağımda çalışan bayanın 4 tane kızı barış bölgesinde bulunuyor. Bu kadın oradan çocuklarına para gönderiyor. Üstelik Türkiye’mizde 3 milyon 600 Suriyeli var. Bunların içerisinde bayramda giden Suriyeli sayısı 10 bindir. Dış kaynaklılar bu toplumda kargaşa oluşsun diye oradaki görüntüleri büyütüyor, yorumlar yapıyor” ifadelerini kullandı.
‘İÇ PROBLEM ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR’
Rejim adına, Esed adına provokatörlük yapan ve oradan ücret alan, olaylar çıkartarak bu insanları kötülemeye çalışan bir grup insanın varlığına dikkat çeken Cırık, “Orada bir iç savaş var. Bir devletin başka bir devlete karşı bir savaşı yok. Orada bomba yağdığı zaman Esed’i seven de sevmeyen de o bombadan nasibini alıyor. O nedenle buraya gelenlerin hepsi Esed muhalifi değil. Bilakis Esed o toplumun içinde kendi adamlarını buraya göndererek içeriden problemler çıkarmaya çalışıyor” diyerek sözlerini noktaladı.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ