Emlak simsarlarına fırsat verilmemeli
Şehir Plancıları Odası Başkanı Münir Günay, 'Konya'da nerenin tarım arazisi, nerenin sanayi arazisi, nerenin yerleşim yeri olduğu planlanmıştır. Şehri planlarken mümkün mertebe bu bilimsel çalışmaya sadık kalmamız gerekir. Vatandaşlar ne yazık ki bu konuda bir esneklik bekliyor ama bu işin sonu yok, taviz tavizi doğurur.' dedi.
Konya’nın, Türkiye şehircilik tarihinde planlı gelişen şehirlerden biri olduğunu söyleyen Şehir Plancıları Odası Başkanı Münir Günay, “Konya başkent özellikli bir il olduğu için altyapı konusunda da yapılaşmış bir şehirdir. Hazine arazilerinin zenginliği açısından da Konya şanslı bir şehir. Hazine arazilerinin planlı yapılaşmada önemli bir payı var. Konya bu yönleriyle planlı gelişen bir şehirdir” dedi.
“ŞEHİR PLANLAMASINDA EMSAL DEĞER ÇOK ÖNEMLİ”
Şehir planlamasında emsal değeri kavramının önemine dikkat çeken Günay, “Kentlerin yoğunluğunu belirleyen emsal değerleridir. “Yatay Mimari” kavram olarak güzel bir yaklaşımdır ama tek başına yeterli değildir. Arsalarda 1 emsalli bir yerin yatay mimari ile yapılaşmasıyla 2,5 emsalli bir yerin yatay mimariyle yapılaşması arasında çok ciddi bir fark var. Dediğim gibi, yatay mimari güzel bir uygulama ama tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan emsal değerdir. Kentlerdeki yapı yoğunluğunu belirleyecek olan emsal değer dediğimiz inşaat alanını belirleyen değerdir. Bildiğiniz gibi Konya düz bir ova yapısına sahip, eğimli arazilerimiz çok yok. O yönüyle Konya’da tamamı 6 katlı yapılaşma gibi bir yaklaşımı da doğru bulmuyorum. Kentsel bir siluet oluşması adına elbette ki belli yerlerde fonksiyonlara göre farklı kat yükseklikleri verilebilir. Tabi burada bir koruma-kullanma dengesinden bahsediyoruz. Çünkü artık dünyada kaynaklar tükeniyor. Bu sıkıntıyı bugün birçok alanda yaşıyoruz. Kaynakların etkin ve verimli kullanımı kavramlarının üzerinde yıllardır duruyoruz. Artık şehirlerimiz de genişleyeceği kadar genişledi, bir sonraki aşama artık tarım arazilerine doğru gidiyor maalesef. O yüzden buradaki koruma-kullanma dengesini de iyi gözetmek lazım. Yani yatay mimariden yola çıkarak, tamamen yatay mimariyle yayılalım dersek tarım arazilerini tamamen tahrip ederiz. Bunun da sonu yok. Kentsel ölçekte, belli bölgelerde, iş kollarına göre, yani iş merkezleri gibi noktalarda da çevreyi etkilemeyecek şekilde belli oranda dikey mimari kullanılabilir. Tabi bu benim şahsi fikrim” cümlelerini kullandı.
“ÇALTI’DA KANUN UYGULANDI”
Çaltı hobi bahçelerinde yaşanan gerginlik ile alakalı olarak daha önce de açıklama yapan Günay, açıklamasını biraz daha genişleterek şu ifadelere yer verdi: Bu konuyla alakalı olarak Twitter’da bir açıklama yaptım. İmar Barışı ile ilgili 2018 yılında yaptığım bir röportajda da yine benzer şeyleri söylemiş, önceden uyarmıştım. Bugün de o sözlerimin arkasındayım. Maalesef bizim toplumumuzda olaylara kendi cephemizden bakarak bir haklılık payı oluşturma dürtümüz var. Herkes kendi cephesinden bakıyor ve bir haklılık payı oluşturuyor ve bunu her şeyin üstünde bir hak olarak görüyor. Neticesinde biz hukuk devletinde yaşıyoruz. Uymamız gereken kanun, kural ve mevzuatlar var. İmar Barışı Uygulaması çıktığında da aynı şeyleri söylemiştik. Beyan usulüyle yapılacak bir uygulamanın çok doğruluk getirmeyeceğini o dönemde de ifade etmiştik. Çünkü bu planlamanın bilimsel veriler ışığında yürütülmesi gerekiyordu. İmar Barışı, vatandaş beyanı esas alınarak yapıldığı için burada eksik, yanlış ya da yalan beyanlarda bulunan vatandaşlar oldu. Uygulama kanunu açıktı zaten, 31.12.2017 öncesi yapılan yapılar ‘İmar Barışı’ kapsamında değerlendirildi. Kanunda yer alan 31.12.2017 tarihinden sonra yapılan yapılar kaçak yapı sınıfında yer alır. Bunu kanun söylüyor. Kaçak yapının da karşılığının ne olduğu kanunda net bir şekilde tanımlanmıştır. Kanunun uygulayışı olan belediyeler yıkımı da bu kanuna göre yapabilir. Yani bu konunun yoruma mahal verecek bir tarafı yok.”
“BU PLANLAMALARI EMLAK SİMSARLARININ ELİNE BIRAKMAMAK GEREKİR”
Hobi bahçesi gibi projeleri emlak simsarlarının eline bırakmamak gerektiğini belirten Günay, “Bir tarafta 250 bin TL’ye bir arsa varken diğer tarafta 50 bin TL’ye satılan bir arsa ile ilgili insanlarda bir soru işareti olması lazım. Hobi bahçeleri adı altında kooperatif kurarak bir tane yapıya ruhsat alıp o yapıdan da kaçak elektrik çekilerek oluşturulmuş yerleşmeler hukuki değildir. Bu şehirleri biz böyle yönetemeyiz. O zaman herkes alsın bir tarla, böldürsün. Bir sonraki aşamada da buraya alt yapı hizmeti istesin. Belediyeye; çöpümü al, alt yapımı yap desin. İlerleyen süreçte toplu taşıma da isteyecekler. Çünkü bir noktadan sonra bu ihtiyaçlar hak olacak. Ama bu şekilde şehirler yönetilemez hale gelir. Şehir planlamanın felsefesine tamamen aykırı bir iş. O yüzden karşıyız” diye belirtti.
“VERİMSİZ HAZİNE ARAZİLERİ KİRALAMA YÖNTEMİYLE TARIMA AÇILABİLİR”
“Ham maddesi toprak olan insanın, toprakla ilişkisini hiçbir zaman kesemeyiz” diyen Günay, “Yani bugün Karatay’da bunun örneğini gördük. Karatay Belediyesi’nin yaptığı hobi bahçeleri buradan doğdu. Karatay’da müstakil bir yapılaşma varken bir anda bir kooperatifleşme eliyle insanlar apartmanlara geçti. Daha sonra 1 yıl içerisinde bu insanlar psikolojik ve sosyolojik olarak toprakla temasa ihtiyaç duydu. Hobi bahçeleri de bu ihtiyaçtan dolayı ortaya çıktı. Yani insanın toprakla olan ilişkisini apartmana geçtiği zaman kesmiş olduk, bunun neticesinde de hobi bahçeleri doğdu. Pandemiyle birlikte de bu yöneliş gittikçe artış gösterdi. İnsanlar müstakil eve, bahçeye, küçük ekim alanlarına yöneldi. Bunun aslında bir hobi değil, yaşam biçimi olması lazım. Ama burada da altını çizerek tekrar söylüyorum; kaynaklarımız sınırlı. Yurt dışında örnekleri var, artık bu tarz bir kırsal yaşama kavuşmanın ciddi bedelleri var. Enerjinizi kendiniz üreteceksiniz, varsa fazlasını satacaksınız, hiçbir atığınızı doğaya bırakmayacaksınız, bunların dönüşümünü kendi oluşturduğunuz yapı içerisinde çözeceksiniz. Bu kurallara uyulacaksa iyi bir uygulama olabilir. Tarım arazilerinin korunması kısmında alınan tedbirlerle koruma-kullanma dengesi çerçevesinde, altını çizerek tekrar söylüyorum; mülkiyet hakkını vermeden uygulama yapabilirsiniz. Hazinenin milyon metrekare arazileri var, bu alanların bu şekilde rehabilite edilebileceğini düşünüyorum. Bu uygulama verimli tarım arazilerinde değil de verimsiz tarım arazilerinde uzun vadede kiralama usulüyle kullandırılabilir. Şuan ki mevzuat buna izin veriyor ama organize bir şey yok. Bu işin yasal bir dayanağa oturtulmasının ardından belediyelerin vatandaşa bu alanda hizmet vermesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Her vatandaşın buna erişimini doğal bir hak olarak görüyorum. Bunun projesinin yapılarak vatandaşa sunulmasının da gerekli olduğu fikrindeyim” ifadelerini kullandı.
“1/100 BİN ÖLÇEKLİ ÇEVRE DÜZENİ PLANINA SADIK KALMAMIZ GEREKİR”
2007 yılında Konya’nın Karamanla birlikte 1/1000000 ölçekli çevre düzeni planının yapıldığını aktaran Günay, “Daha sonra 2014 yerel seçimlerinden sonra Konya Büyükşehir Belediyesi, il bütününde detaylı bir çalışma daha yaptı. Bu çalışmada hangi bölgelerin konut alanı olacağı, hangi bölgelerin sanayi alanı olacağı gibi mekânsal kararlar ve bu kararlara ilişkin nüfus projeksiyonları belirlendi. Aslında Konya’nın 2043 yılı tablosu, nüfus projeksiyonlarına göre ortaya koyuldu. Bu çalışmayla hangi bölgelerin imara açılacağı, hangi bölgelerin açılmayacağı belirlenmiş oldu. Bu çevre düzenleme planının dışında mevzi bir imar planının onaylanması çok mümkün değil. Zaten kanunen de mümkün değil. Şehri planlarken mümkün mertebe bu bilimsel çalışmaya sadık kalmamız gerekir diye düşünüyorum. Vatandaşlar ne yazık ki bu konuda bir esneklik bekliyor ama bu işin sonu yok, taviz tavizi doğurur. Bugün bunu affettik, bir sene sonra yapılanları da affedelim. O zaman bizim neden imar kanunlarımız var, neden yerel idarelerimiz var, neden imar birimlerimiz var, neden ruhsat veren birimlerimiz var, neden yapı denetim şirketlerimiz var? O zaman herkes bir ev yapsın ihtiyacını gidersin. Bu doğru değil. Yasalara ve şehir planlamalarına sadık kalmamız gerekir” diye belirtti.
SEYFULLAH KOYUNCU / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme