Emperyalist dünya 'baharı' yaşatmadı!

Tunus'ta bir gencin kendini yakmasının ardından tüm Tunus halkının giriştiği eylemle Arap dünyasına yayılan sözde bahar Arap devletlerini daha da kaosa sürükledi...

ARAP BAHARI NEDİR?

Arap Baharı 17 Aralık 2010 Tunus’ta bir gencin kendini yakmasının ardından tüm Tunus halkının giriştiği eylemle beraber Arap dünyasına gelen bunalım dönemidir. Yapılan protesto sonucu birçok Arap ülkesi, Tunus’tan etkilenip özgürlük için savaşmıştır.

Bir döneme damga vuran Arap Baharı; Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden ortaya çıkmış; bölgesel, toplumsal bir siyasi-silahlı harekettir. Protestolar, mitingler, gösteriler ve iç çatışmalar yaşanmıştır. Halklar, özgürlük mücadelesi adı altında birçok Arap diktatörünü resmen devirmiştir. Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen’de büyük çapta; Moritanya, Suudi Arabistan, Umman, Irak, Lübnan ve Fas’ta küçük çapta olmak üzere tüm Arap Dünyasında baş gösteren mitingler, protestolar, halk ayaklanmaları ve silahlı çatışmalar meydana gelmiştir. İslami demokrasi talepleri artmıştır. Birçok uzman bu eşi görülmemiş halk hareketini, Arap dünyasında yaşanan en büyük değişim olarak yorumlamaktadır.

arap-bahari--(7).jpg

ARAP BAHARI MUHAMMED BUAZİZİ’NİN ÖLÜMÜ İLE BAŞLADI

17 Aralık 2010 günü 26 yaşındaki Tunuslu Muhammed Buazizi, bir pazar yerinde kendini yakmış, buna tepki olarak 18 Aralık günü Tunus’ta halkın sokaklara dökülmesiyle de daha sonra “Arap Baharı” olarak adlandırılacak muhalif hareketlerin kıvılcımı yakılmıştı. 26 yaşındaki Muhammed Buazizi, iş bulamadığından pazarda meyve-sebze satarak ailesini geçindirmeye çalışıyordu. 17 Aralık 2010 günü, tezgahının ruhsatsız olduğu gerekçesiyle tartı aletine ve tezgahına el koymak isteyen zabıtalara ve güvenlik güçlerine direnen Buazizi, maruz kaldığı şiddet, hakaret ve aşağılanma nedeniyle o gün kendini ateşe vermişti. Vücudunun yüzde doksanı yanmış bir halde hastaneye kaldırılan Muhammed Buazizi, 4 Ocak 2011’de hayatını kaybetti. Bu olay üzerine sokaklara dökülen Tunus halkı, işşizlik, gıda enflasyonu, yolsuzluk, ifade özgürlüğü, kötü yaşam koşulları gibi birçok sorunu protesto eden gösteriler düzenlemeye başladı. Hükümet güçleriyle protestocu halk arasında yoğun çatışmaların yaşandığı gösteriler sonucunda gerçekleşen “Yasemin Devrimi”yle 23 yıldır iktidarda olan Zeynel Abidin Bin Ali 14 Ocak 2011’de iktidarı bırakarak yurt dışına kaçtı ve ardından yapılan seçimlerde halk Nahda Partisi’ni yönetime getirdi.

arap-bahari--(1).jpeg

PROTESTOLAR DOMİNO ETKİSİ GÖSTERDİ

İlk olarak 18 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta başlayan protestolar, domino etkisi göstererek benzer sorunlar yaşayan Arap dünyasına yayılmıştır. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın tamamına yayılan Arap hareketleri, Mısır’da 30 yıllık diktatör Hüsnü Mübarek’in, Libya’da 42 yıllık diktatör Muammer Kaddafi’nin devrilmesiyle sonuçlanmıştır. Mısır’da ilk seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 3 Temmuz 2013’te Savunma Bakanı ve Genelkurmay başkanı Abdulfettah el-Sisi’nin yaptığı darbeyle görevinden alınarak tutuklanması sonucu Mısır’ın baharı kışa döndü. Takip eden günlerde meydanlarda darbeyi protesto eden Mısır halkının üzerine ateş açıldı ve yüzlerce insan hayatını kaybetti. İhvan’ın önemli isimleri tutuklandı, İhvanı Müslimin teşkilatı Mısır’da yasaklandı. Mısır, giderek Mübarek dönemine geri dönüyor.

halep-(5).jpg

SURİYE’DE OLAYLAR İÇ SAVAŞA DÖNÜŞTÜ

Suriye’de rejime karşı başlayan gösterilere Beşşar Esad yönetiminin şiddetli bir şekilde karşılık vermesi üzerine protestolar iç savaşa dönüştü. Suriye’de üç yıldır devam iç savaşta şu ana kadar 120 bin kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 900 bini Türkiye’de olmak üzere 2 milyondan fazla Suriyeli ülkelerini terk ederek sığınmacı durumuna düştü. Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu’daki birçok ülkede, bundan tam 6 yıl önce, 18 Aralık 2010’da Tunus’ta başlayan Arap Baharı’nın etkileri hâlâ görülüyor. Halklar, bu olaylardan ilham alarak hükümetleri protesto ediyor ve kendi geleceklerini kendileri belirlemeye yolunda kararlılıkla ilerliyorlar.

arap-bahari--(1).jpg

MISIR'DA DOĞUP DÜNYAYA YAYILAN 'RABİA'

Mısır'da Temmuz 2013'te ordunun yönetime el koymasının ardından ilk kez başkent Kahire'deki Rabiatul Adeviyye Meydanı’nda düzenlenen gösterilerde kullanılan Rabia işareti, zamanla ülke sınırlarını aşarak evrensel bir boyut kazandı. Darbeye karşı sokağa dökülen Mısır halkı, gösterilerde 4 parmakla Rabia işareti yapıp üzerinde bu sembolün olduğu pankartlar taşırken dünyanın dört bir yanında düzenlenen destek gösterilerinde de aynı işaret kullanıldı. Rabia, zamanla "zafer işareti", "yumruk işareti" gibi evrensel boyut kazanarak dünyadaki tüm darbe karşıtlarının simgesi olarak kabul gördü. İşaretin ortaya çıkışıyla ilgili çeşitli rivayetlerden söz edilirken, Arapça "dört" anlamına gelen Rabia kelimesinin içerdiği mesaj konusunda da farklı görüşler bulunuyor. Bazılarına göre Rabia işareti, darbe karşıtlarının toplandığı ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği Rabiatul Adeviyye Meydanı'na atfen kullanılıyor. İşaretin aynı zamanda, darbeye kadar sadece bir yıl cumhurbaşkanlığı yapan ülkenin seçilmiş lideri Muhammed Mursi'nin meşru olarak 4 yıl boyunca görevde kalması gerektiği mesajı içerdiği belirtiliyor.

arap-bahari--(2).jpg

DÜNYADA RABİA

Rabia işareti, Mısır'daki darbe karşıtlarıyla dayanışma göstergesi olarak ortaya çıkarken gün geçtikçe dünyadaki tüm darbelere ve halkın iradesine yönelik girişimlere karşı direnişin simgesi halini aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır'daki darbe sonrası yaptığı konuşmalarda, mitinglerde halkı Rabia işaretiyle selamladı. Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi Bakir İzzetbegoviç ve Senegal Cumhurbaşkanı Siyasi Danışmanı Es-seyyid Ali ed-Din de Mısır'daki darbe karşıtlarına destek için bu işareti kullandı. Batı Şeria, Kudüs ve Gazze'de Ekim 2015'ten bu yana Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallerini protesto eden Filistinli gençler ise, "halkın haklarını ihlal eden yönetime" karşı olduklarını ifade etmek için gösterilerde bu işareti yaptı. Rabia, Türkiye'de 15 Temmuz'da Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında da unutulmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişimi gecesi İstanbul Atatürk Havalimanı'nda kendisini karşılayan halkı Rabia işaretiyle selamladı. Cumhurbaşkanı'nın çağrısıyla Türkiye'nin dört bir yanında meydanlara dökülen halk, bu sefer Mısır'daki darbe karşıtlarına destek için değil, ülkedeki darbe girişimine karşı olduklarını göstermek için bu işareti kullandı. Erdoğan son olarak, 10 Ağustos'ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde demokrasi nöbeti tutan vatandaşlara hitap ederken, "Bizim de bir 'Rabiamız' var" diyerek, dört parmağın birincisinin tek millet, ikincisinin tek bayrak, üçüncüsünün tek vatan, dördüncüsünün tek devleti temsil ettiğini belirtti.
İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme