'Emperyalizm, sanatı meta haline getirdi'
Film müzikleriyle tanınan besteci Yalçın Tura, "Maalesef Türkiye ve dünyada emperyalizm, sanatı bir meta haline getirdi. Onun için, 'bu işlerden nasıl para kazanırım' diye düşünüyorlar" dedi.
Yüzlerce besteye imza atan Tura, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda bestelediği çok sayıda eserin icra edilemeden beklediğini söyledi.
Gençliğinde uzun yıllar sadece müzik yazarak hayatını kazandığını belirten Tura, şöyle konuştu:
"Uzun bir süre Türkiye'nin tek profesyonel bestecisiydim. Çünkü ağabeylerimiz veya yaşıtlarımız, ya hocaydılar ya da bir yerde çalışıyorlardı. Ben, film ve sahne müziği yazarak hayatımı kazanıyordum. 1954'ten 76'ya kadar sürekli müzik yazdım. Müzik yazmaya daha küçük yaşlarda başladım. Şartlar, çevre, aile, okul, benim müzik hayatımda çok etkili oldu. Galatasaray Lisesi'nde okumam da etkili oldu."
Ünlü besteci Cemal Reşit Rey'in hem öğrencisi hem de dostu olduğunu hatırlatan Tura, "Ben, çok sesli müzik yazıyorum ama yazdığım müzik geleneksel Türk Müziği'nden yararlanan bir müzik. Onu çok sesli hale getiren bir müzik oluyor" diye konuştu.
- "Yazdığım eserlerin hepsi çalınmıyor"
Yalçın Tura, 81 yaşına ulaştığını ve hala müzik yazmaya devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yazdığım eserlerin hepsi çalınmıyor ki. Karacaoğlan'ı biliyorsunuz. Türk halk edebiyatının en büyük şairlerinden biri. Karacaoğlan, benim 15-16 yaşımdan beri sevdiğim ve okuduğum bir şair. Karacaoğlan'ın şiirlerinden yararlanarak librettosunu ve 'Karacaoğlan Operası'nı yazdım. Bu opera, ilk defa, sanırım 2009'da Antalya Devlet Operası, iki temsil yaptı. Sonra Eskişehir'de bir temsil yaptı. Bir daha oynanmadı. Ondan çok daha önce Fikri Sağlar Kültür Bakanı iken eseri bestecilere ısmarladı. Bana da, 'müzikal yazar mısınız?' dedi. Ben, 'Sevmek Nedir' diye bir melodram yazdım ve bugüne kadar temsil edilmedi. Sadece Süreyya Sahnesi'nde iki gün konser versiyonu icra edildi. Bundan sonra Turan Oflazoğlu'nun metni üzerine 'Fatih Operası' besteledim."
Türkiye ve dünyada emperyalizmin sanatı bir meta haline getirdiğini, onun için "bu işlerden nasıl para kazanırım" düşüncesinin hakim olduğunu söyleyen Tura, "Bir de besteciden çok şimdi icracı ön plana çıkıyor. Şarkıcı, piyanist vesaire ön plana çıkıyor. Onlar, yarış atı" şeklinde konuştu.
- "Eserlerim başkalarına mal ediliyor"
Yazdığı bazı şarkıların başkaları tarafından sahiplenildiğini ve icra edenlerin, şarkıları sayesinde şöhrete kavuştuğunu kaydeden Tura, şunları kaydetti:
"1970'li yıllarda Türkan Şoray Hanım, ilk defa rejisörlük yaptı. Onun rejisörlüğünü yaptığı filmin müziğini de ben yazdım. O filme bir şarkı da yazdım; sözleriyle beraber: 'Hasretinden Yandı Gönlüm'. Filmde bu şarkıyı halk müziği sanatçısı Seha Akkuş icra etmişti. Ama altyapısı, eşliği Onno Tunç, Atilla Özdemiroğlu gibi müzisyenlerin katkısı ile yapılmıştı. Filmde meşhur oldu. Sonra Edip Akbayram, o şarkıyı söyledi. Şarkı ona mal edildi. Birkaç kişi, 'söz ve müzik Yalçın Tura'nın' diye hatırlattılar."
Yalçın Tura, sanatta ilhamın önemli olduğunu dile getirerek, "Ben, bir Fransız filozofunun 'Dehanın yüzde biri ilham, yüzde 99'u terdir' sözünün doğru olduğuna inandığım için sürekli çalışıyorum" dedi.
- Yalçın Tura kimdir?
1934 yılında İstanbul'da doğan Yalçın Tura, Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni bitirdi. Öğrencilik yıllarında Seyfeddin Asal (keman), Hulusi Gürses (solfej), Demirhan Altuğ (armoni) ve Cemal Reşit Rey'den de dersler aldı. Profesyonel müzik hayatına 1955 yılında başlayan Tura, 1976'da kurulan Türk Müziği Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyesi olarak görev yaptı.
Çok sayıda ödül sahibi olan Yalçın Tura'nın film ve tv dizisi müzikleri arasında şunlar yer alıyor:
"Keşanlı Ali Destanı, Dönüş, Umutsuzlar, Bir Yudum Sevgi, Sen de Gitme, Aşk-ı Memnu, Dördüncü Murad, Küçük Ağa, Kuruluş, Osmancık."
Eserleri arasında 6 senfoni, 2 opera, 1 bale, 1 kantat, değişik çalgılar için 5 konçerto bulunuyor.
Bakmadan Geçme