Emperyalizm ve Ermeni Meselesi Sempozyumu

Emperyalizm ve Ermeni Meselesi Sempozyumu
TAKİP ET Google News ile Takip Et

 Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Genel Başkanı Recai Kutan, "Selçuklu'dan itibaren 8 asır Türk idaresinde barış ve huzur ortamında yaşayan ve hiçbir baskıya maruz kalmayan Ermenilere ne oldu da tehcir uygulandı? Sorumlular, Haçlı zihniyeti olan sizlersiniz" dedi.

Kutan, ESAM tarafından Rixos Otel'de düzenlenen Emperyalizm ve Ermeni Meselesi Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, her yıl 24 Nisan'da Ermeni diasporasının, Avrupa ve Amerika'daki emperyalist ülkelerin sözde Ermeni soykırımı konusunu gündeme getirdiklerini anımsattı.

"Bu arada bir takım temelsiz ve mesnetsiz iddiaları sanki bunlar gerçekmiş gibi gayretli bir çalışmanın içinde, gayri insanı ve gayri ahlaki her yola başvurmaktadırlar" ifadesini kullanan Kutan, bunlar neticesinde birçok ülkede 24 Nisan'ın "Soykırımı anma günü" olarak kabul edildiğini, Fransa ve Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi parlamentolarının da bunu reddedenlerin cezalandırılmasına ilişkin kararlar aldıklarını, en son AP'de 1915 olaylarıyla ilgili karar alındığını aktardı.

Kutan, konunun bütün yönleriyle bilimsel olarak ortaya konulması gerektiğini dile getirerek, "Tehcir olayını, bir Ermeni soykırımı olarak nitelemek, tarihi gerçeklerle bağdaşmaz. Geçmiş hadiseleri tahrif ederek, toplumlar arasında kin ve nefreti artırmak, ülkeler arasında çatışmalara ve gerginliklere yol açıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Osmanlı döneminde, savaş sırasında tehcirin gerçekleştirildiğini anlatan Kutan, "Aslında bu, Müslümanlar ile Ermeniler arasında ortaya çıkan gerginlik sebebiyle Ermenilerin bir iç savaş neticesinde çok büyük kayıplara uğramasını da önleyecek bir tedbir idi" diye konuştu.

Tehcir kararının "ırkçı bir kararla durup dururken alınmadığını", bu kararın alınmasında, masum insanların, Ermeni çetelerince katledilmesinin etkisinin olduğunu belirten Kutan, "Bu çerçevede gerek Avrupa Birliğinden ve gerekse de Papa tarafından, son günlerde asılsız Ermeni soykırımı hususunda yapılan açıklamalar, kendileri açısından büyük bir talihsizliktir. Her fırsatta uluslararası barış ve güvenliğe vurgu yapan Avrupa Birliği Parlamentosu ve Papa'nın bu olumsuz ve ikiyüzlü tavırları, gerek Türk İslam dünyasında, gerekse de uluslararası siyasette tansiyonu artırmaktan başka işe yaramayacaktır" şeklinde konuştu. 

Papa'nın sözlerini hatırlatan Kutan, "Bir din adamına yakışmayan bir üslupla konuşan Papa'ya diyoruz ki bu söylediklerinin tamamı bir iftiradır, bir bühtandır. Eğer Osmanlılar ırkçı ve baskıcı olsalardı, Ermeniler kendi din, dil ve kültürlerini yüzyıllar boyu koruyamazlardı" ifadesini kullandı.

Müslümanların, tarihin hiçbir döneminde başka din ve ırka mensup insanlara soykırım uygulamadığını vurgulayan Kutan, "Selçuklu'dan itibaren 8 asır Türk idaresinde barış ve huzur ortamında yaşayan ve hiçbir baskıya maruz kalmayan Ermenilere ne oldu da tehcir uygulandı? Sorumlular, Haçlı zihniyeti olan sizlersiniz" görüşünü dile getirdi.

- "Bizim tarihte verilemeyecek hiçbir hesabımız yoktur"

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, milletlerin reddi miras yapamayacağını vurgulayarak, "Dolayısıyla bizi içine çeken bu meselenin, ne tarafından yaklaşmamız gerekir, ne tarafından bakmamız gerekir konusuna istesek de istemesek de eğilmek zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.

Turan, "Bu mesele, kilitlenmiş bir konumda. Çünkü meselenin tarafları var. Bir tarafı Ermenistan devleti, bir tarafı diaspora diyoruz. Ama esasta bizim için büyük devletlerin bir meselesi. Taraflardan özellikle Ermeni diasporası ve bu çerçevede bunu bir silah olarak kullanan, Türkiye'yi bu sayede kuşatma alanına almak isteyen güçlü, emperyalist devletlerin bu meseleyi de kilitledikleri açık" diye konuştu.

Refik Turan, "Bizim tarihte verilemeyecek hiçbir hesabımız yoktur. Bu konuda daha dirayetli, dik, aksiyoner olmamız gerekiyor" dedi.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Doğan da konunun sadece Türkiye ve Ermenistan arasındaki bir konu olmaktan çıktığını ve uluslararası bir boyut halini aldığını, daha konunun hangi platformda tartışılacağıyla ilgili bile henüz bir uzlaşmanın sağlanmadığını söyledi.

Batılıların ve Ermenilerin, geçmişte Ermenilerin yaşadıklarını mübalağa ederek konuya yaklaştıklarını ifade eden Doğan, "Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlenmesiyle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik çeşitli problemler oluşturmaya çalışan, uluslararası anlamda rekabet konusunda Türkiye Cumhuriyeti'ni, kendisine engel olarak gören ülkeler de bu konuya balıklama atlamış ve bu konuyu köpürterek Türkiye'yi cezalandırma, uluslararası alanda elini kolunu bağlama, sosyal, kültürel, tarihi anlamda çeşitli engeller çıkarma konusunda bir argüman olarak kullanma yolunda büyük bir çaba sarf etmektedirler" görüşünü dile getirdi.

Doğan, hadisenin, siyasi değil, bilimsel ve tarihi olarak tartışılması gerektiğini vurgulayarak, "Türkiye'de bu tezleri savunacak çok sayıda bilim adamı mevcuttur. Dünyada da mevcuttur. Önemli olan bunlara gereken desteğin verilmesi ve bu ortamların oluşturulması" ifadesini kullandı.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi ve sempozyumun koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin ise son günlerdeki gelişmelerin, sempozyumun önemini daha da artırdığını belirtti.

Bilgin, bu uluslararası sempozyumda, zengin bir sunum ve geniş bir bilgi paylaşımı ile yeni yaklaşımların ortaya konulacağını ümit ettiklerini kaydetti. 

Bakmadan Geçme