1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Emre Dayıoğlu: "Türküleri keşfedip paylaşmayı kültürel gönül borcu sayıyorum"
Emre Dayıoğlu: "Türküleri keşfedip paylaşmayı kültürel gönül borcu sayıyorum"

Emre Dayıoğlu: "Türküleri keşfedip paylaşmayı kültürel gönül borcu sayıyorum"

Müzik öğretmeni Emre Dayıoğlu, köy köy gezerek unutulmaya yüz tutmuş türküleri keşfederek, çektiği görüntüleri dijital platformlarda müzik tutkunlarıyla buluşturuyor - Emre Dayıoğlu:- "Hafta sonları ve yaz tatillerinde köy köy gezip, unutulmaya yüz tutmuş

A+A-

İSTANBUL (AA) - FATİH TÜRKYILMAZ - Müzik öğretmeni Emre Dayıoğlu, Anadolu'yu köy köy gezerek, unutulmaya yüz tutmuş türküleri keşfediyor.

Dayıoğlu, yaklaşık 7 yıldır yaptığı gezilerle müziği kayıtlardan değil ustalarından dinleyerek öğrenmeyi amaçlıyor.

Yöresel enstrümanları kayıt altına alarak Türkiye ve dünyaya tanıtan Dayıoğlu, çektiği görüntüleri de dijital platformlarda müzik tutkunlarıyla paylaşıyor.

Hayat hikayesini, müzik yolculuğunu ve gelecek planlarını AA muhabirine anlatan Dayıoğlu, küçük yaşlarda müziğe ilgi duyduğunu ve annesi ile babasının kendisine org almasıyla enstrüman çalmaya başladığını söyledi.

Anne ve babasının dinlediği türkülerden etkilendiği aktaran Dayıoğlu, "İlkokulda annem bana 'Oğlum bizim zamanımızda imkan olmadı. Ben saz çalmak istedim, çalamadım. Sen çal.' dedi. Bir saz aldı ailem. Böylelikle 10 yaşında sazla tanıştım. Tabii çocukluğumdan beri türkü dinlediğim için saz çalmak benim için daha kolay oldu." ifadelerini kullandı.

Dayıoğlu, anne ve babası öğretmen olduğunu için öğretmen olmayı hedeflediğini vurgulayarak, şu anda Antalya'nın Kaş ilçesindeki Turan Erdoğan Yılmaz Fen Lisesi'nde müzik öğretmenliğini yaptığını dile getirdi.

Gezilerini okuldan artakalan zamanlarda gerçekleştirdiğini belirten Dayıoğlu, "Hafta sonları ve yaz tatillerinde köy köy gezip, unutulmaya yüz tutmuş müziklerini kayıt altına alıyorum. Teyzelerimizin, amcalarımızın kadim çalgılarını kaydediyorum. Bu türküleri insanlarla paylaşmayı artık bir kültürel gönül borcu sayıyorum." diye konuştu.

- 7 yıldır Anadolu'da türkülerin peşinden gidiyor

Öğretmen olduktan sonra ilk maaşıyla bir el kamerası aldığını aktaran Dayıoğlu, müziğe olan sevdasının kendisini motive ettiğini ve amacının müziği notalardan ya da kayıtlardan ziyade ustalarından görerek ve dinleyerek öğrenmek olduğunu ifade etti.

Dayıoğlu, Anadolu gezilerine 2012'de başladığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Bu süreçte özellikle kendi bölgemde yani Teke Yöresi'nde, Akdeniz ve Ege'de gezmeye gayret ettim. Bir yaz Bursa, Balıkesir ve Mersin'e de gittim ama özellikle Teke Yöresi'nde Isparta, Burdur, Afyon ve Muğla çevresinde dolandım, durdum. Birçok enstrümanı kayıt altına aldım. Bunlar arasında üç telli, sipsi, kemane, def, delbek, dilli kaval, dilsiz kaval, çoban kavalı, kartal kanadından düdük gibi pek çok çalgı var. Bu lokal enstrümanları sosyal medyada paylaşarak, Türkiye ve dünyaya tanıtma fırsatına eriştim."

Anadolu'da Türklere ait çok büyük bir kültürel birikim olduğuna işaret eden Dayıoğlu, bir öğretmen olarak bu kültürü ancak yerinde görerek, duyarak ve hissederek sonraki nesillere aktarabileceğine inandığını vurguladı.

- "Yüzlerce, binlerce anı heybemde duruyor"

Dayıoğlu, ziyaretleri sırasında başından geçen bir olayı şu sözlerle anlattı:

"Bir gün Afyon'un Çölovası-Göçerli Köyü'nden geçiyordum. Sol tarafımdaki tarlada 3 teyze tütün çapalıyorlar. Ben teyzelerin yanına giderek, 'Siz tef çalıyor musunuz?' diye sordum. 'Netcen sen bizim tef çalmamızı?' dediler. 'Kayda alacağım.' deyince, 'Çalıyoruz ama evde tefler, ev de çok uzak.' dediler. Her neyse sağa baktım, sola baktım, orada bir tane tepsi var, 'Tef yerine tepsi çalsanız olur mu?' dedim. Teyzeler 'olur, olmaz' derken, hemen tepsiyi aldılar. Başladılar çalmaya ben de kayda aldım. Bunun gibi yüzlerce hikayeyle karşılaşıyorum. Böyle yüzlerce, binlerce anı da heybemde duruyor."

Müziğin doğal bir üretim olduğuna dikkati çeken Dayıoğlu, "Müzikte kaygı, herhangi bir endüstri ya da pazar arama ihtiyacı olmadığı için, bunu kaydederken de öyle davranmanız gerekiyor. Bir belgesel ya da filmde teknik kaygı güderseniz, insanların doğallığı bir anda gidiyor. Çekiniyorlar, ürküyorlar. Kamerayı açıyorum kayda geçiyorum, kamera orada kalıyor unutuyorum. Sadece müziği dinliyorum." dedi.

- "Müziğin en önemli ögesi kültürdür"

Dayıoğlu, müziğin en önemli ögesinin kültür olduğunu savunarak, Karadeniz ve Doğu Trakya'ya gitmeyi de planladığını belirtti.

Kayıt altına aldığı türkülerden 2 albüm projesi yapmak istediğini söyleyen Dayıoğlu, şartları elverdiği sürece türküleri müzikseverlere sunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.


HABERE YORUM KAT