En kârlı kazanç kapısı! 2 dolarlık ürün 150 dolara satılıyor!
Konya'nın sektörde emektar isimlerinden olan halıcı Mehmet Uçar, Türkiye'nin en kârlı kazanç kapsının dokuma halılar olduğunu ifade etti. Hammaddenin Türkiye'de üretildiğini ve yüksek bedellerle dünyaya ihraç edildiğini vurgulayan Mehmet Uçar, 'El halıları, Türkiye'ye en çok gelir getiren bir üründür. Türkiye olarak kilosu 2 dolarlık yünü işleme sonrası 150 dolara satıyoruz. İşçilik de, yün de Türkiye'den. Hammaddeyi üreten de, Anadolu kadınlarının tasarımlarıyla sanata döndüren de biziz.' dedi.
Okumak için geldiği Konya'da uzun yıllardır halıcılık sektöründe yer aldığını söyleyen İpekyolu Halıcılık İşletme Sahibi Mehmet Uçar, "Torosların yamaçlarından, Hadim'den 1969 yılında okumak için Konya'ya geldim. Ortaokul ve lisede ekonomik şartlarımızı kendimiz oluşturarak okuduk. Çanakkale'de 2 yıl İngilizce öğretmenliği yaptım. Sonra 1978 ile 1980 yılları arasında Mevlana Caddesinde seyyar satıcılık yaptım. Karpuz satıyordum. Halı kilim satıcısı arkadaşlarımız vardı. Yaptıkları işlemleri gözlemledim. İçimde bu sektöre sevgi bağım oluştu. Köy kökenli olup da halı kilime ilgi duymayan olmaz." ifadelerini kullandı.
ÖĞRETMENLİĞİ BIRAKTI, HALICI OLDU
Öğretmenliği bırakarak ilgi duyduğu halıcılık işini yaptığını dile getiren Mehmet Uçar, "Daha sonra öğretmenliği bıraktım ve Mevlana Caddesinin arka sokağına İpekyolu Halıcılık isminde küçük bir dükkan açtım. Ondan sonra kök boya çalışmalarına başladım. Türkiye'de unutulmuş kök boyacılığını araştırdım. 1870'lerde İngiltere'den Osmanlı devletine ithal edilen kimyasal boyaların Anadolu'da nasıl pazarlandığını gördüm." dedi.
HEM YAZAR HEM ESNAF
Halıcılık işinin yanında kitap yazarlığı yaptığını da belirten Mehmet Uçar, "1936'da bir ziraat mühendisimiz tüm bitkilerini incelemiş, kimyasal analizlerini yapmış, kök boya haline getirmiş ve devlete sunmuş. Ama devlet ilgilenmemiş. Bunu öğrendikten sonra kök boya işine girdim. Halı kilim olarak da eskisini de yenisini de dükkanımda bulundurdum. Halı kilim satışları yapıyorum ama bunun dışında edebiyata çok merakım var. Her türlü kitabı okurum. Kitap yazmayı da seviyorum. Şiir ve roman yazıyorum. İki tane de roman bastırdım. Birisi Mor Düşlerim Dar Ağacında diğeri de Alamanyalı Hayalet isminde iki kitabım yayınlandı. Son bir yıl içinde iki kitabım basıldı. 10 tane roman yazdım onlar da basımı bekliyor." şeklinde konuştu.
'TÜRKİYE'NİN KÜLTÜR ELÇİLERİYİZ'
Yazarların Türkiye'nin kültür elçileri olduğunu söyleyen Mehmet Uçar, "30 tane devlete gittim. Dünyanın her tarafında yazar arkadaşlar edindim. Çok yönlü bir arkadaş grubu oluşturdum. Biz halıcılar Türkiye'nin kültür elçileriyiz. Fakat mesleğimizdeki cahil kesim, bunu turistik amaçlı serseri hareketlerde bulunarak halıcılığı kötülediklerini görüyoruz. Üniversite bitirmiş hiçbir halıcı arkadaşım bozuk davranışlarda bulunmamıştır. Sürekli ağırlığını korumuştur. Fantezi hayattan uzak durmuştur. Türk kültürüne maddi manevi hizmet etmiştir." dedi.
'TÜRK MİLLETİNİN 40 BİN TANE PICASSO'SU VAR'
Mehmet Uçar, "El halıları, Türkiye'ye en çok gelir getiren bir üründür. Türkiye olarak kilosu 2 dolarlık yünü işleme sonrası 150 dolara satıyoruz. İşçilik de yün de Türkiye'den. Hammaddeyi üreten de, Anadolu kadınlarının tasarımlarıyla sanata döndüren de biziz. Halıcılar olarak bunda öncüyüz. İspanyolların bir tane Picasso'su var, Türk milletinin 40 bin tane Picasso'su var. 40 bin köyün modeli, dizaynı, motifi ayrı. Türk kadını zekidir, çalışkandır, tasarım uygulamasında başarılıdır." ifadelerini kullandı.

'BAKAN OLSAM KARAPINAR'A MADALYA VERİRDİM'
Konya'nın Karapınar ilçesinde yapılan dokuma halıların önemine değinen Mehmet Uçar, "Kültür Bakanı olsam Konya Karapınar'a madalya veririm. Çünkü Karapınar'da o kadar zengin bir dokuma sanatı var ki kadınların tasarımları model olarak çok güçlü. Tabiatı, cami motiflerini yansıtmışlar. Ayrıca kendilerinin kurguladığı modelleri de yansıtmışlar. Şuanda Anadolu insanı maalesef evlerindeki dokuma halıları atarak yerine makine halıları koyuyor. Aslında kendi kültürlerini yok ediyorlar. Kendi kültürünüzü yok ederseniz, kökleriniz kurumuş demektir. Kökleri kuruyan bir millet, yaşayamaz. Evdeki bakır tabağı atıyorsun, el yazma kitapları satıyorsun hiç mi kültürünüz yok diyorum. Bu beni yaralıyor. Kültür ve sanat olarak gelişemezsek, bilimde de gelişemeyiz." diyerek sözlerini noktaladı. Mehmet Uçar, Mevlana Müzesi güzergahında bulunan Konya Dervish Otel'i işlettiklerini ve otelin yanında İpekyolu Halıcılık ismindeki firmalarında halı ticaretine de devam ettiklerini sözlerine ekledi.