Enerji teşviklerine 'istihdam' ve 'refah' kriteri
Enerji alanında yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesine yönelik teşvik uygulamalarına yönelik arayışlara 10. Kalkınma Planı çalışmaları kapsamında oluşturulan Enerji Güvenliği ve Verimliliği Özel İhtisas Komisyonu da katkıda bulundu.
Komisyon, salt yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin desteklenmesi yaklaşımından vazgeçilmesi, daha fazla istihdam ve dolayısıyla daha yaygın refah arayışı çerçevesinde teknoloji üretmeyi önceleyen bilim ve sanayi desteklerinin geliştirilmesi gerektiği belirtti.
Kalkınma Bakanlığı koordinasyonunda 10. Kalkınma Planı çalışmaları kapsamında oluşturulan Enerji Güvenliği ve Verimliliği Özel İhtisas Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’deki dinamikler ve dünyadaki eğilimlerin enerji sektörüne yönelik muhtemel yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Türkiye'nin nüfusunun 10. Kalkınma Planı dönemi sonunda 80 milyonu aşacağı dikkate alındığında, toplumsal refahın artırılabilmesi için yeniden sanayi sektörü lehine gelişme konusunda girişimlerin artacağı tahminine yer verilen rapora göre, sanayi sektörünün görece daha hızlı gelişimi ise daha fazla enerji talebini doğuracak. Ülke sınırları dahilinde yeni birincil enerji rezervlerinin bulunmadığı koşullarda, artan enerji talebi daha fazla döviz çıkışı anlamına gelecek. Ulusal tasarrufların yetersizliği dikkate alındığında, yatırımların gerçekleştirilmesinde sorunlar çıkabileceği gibi döviz açığına da yol açabilecek.
Diğer taraftan, küresel kriz sonrasında sermaye hareketleri üzerinde kısıtlamalar yapılması, Türkiye enerji piyasasına doğrudan yabancı sermaye girişlerinin azalmasına neden olabilecek. Özel sermaye yatırımlarında bir duraksamayla karşılaşılabilecek olması, enerji arz güvenliğinin sağlanması için ilave tedbirlerin alınmasını zorunlu hale getirebilecek. Bu bağlamda, yatırım ortamının iyileştirilmesi için mevzuat kapsamında yapılması gereken değişikliklerin yanısıra halen üzerinde tartışılmakta olan kamu-özel ortaklığı seçeneği ile kamu yatırımları da yeniden gündeme gelebilecek.
Türkiye'de, yenilenebilir enerji üretiminin desteklenmesi amacıyla mali imkanlar ölçüsünde teşvikler sağlandığı belirtilen rapora göre, sağlanan teşviklerin, orta ve uzun vadede genel olarak kamunun üzerine ilave yük getirmesi ihtimal dahilinde bulunuyor. Bu nedenle salt yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin desteklenmesi yaklaşımından vazgeçilmesi, bunun yerine yenilenebilir enerjiyi bir bütün olarak ele alıp, daha fazla istihdam ve dolayısıyla daha yaygın refah arayışı çerçevesinde teknoloji üretmeyi önceleyen bilim ve sanayi desteklerinin geliştirilmesi gerekli olacak.
- "Ulusal şirketler bölge ülkelerde daha aktif olmalı"
Raporda, Türkiye'nin stratejik konumunun enerji sektörüne etkilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunuldu. Türkiye'nin yakın coğrafyasında, özellikle Ortadoğu’daki komşu ülkelerde görülen siyasi gelişmeleri enerji denkleminden bağımsız değerlendirmenin gerçekçi olmayacağı belirtilen raporda, olası gelişmelerin, enerji sektörü, dolayısıyla genel ekonomi üzerinde ek maliyetlere neden olacağının düşünüldüğü ifade edildi.
Raporda, bu sürecin selameti açısından, ulusal şirketlerin bölgede daha aktif bir şekilde var olması için gerekli önlemlerin alınmasının faydalı olacağı değerlendirmesinde bulunuldu.
Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon potansiyelinin önümüzdeki dönemin temel tartışma konularından birisi olmaya aday olduğu belirtilen raporda, "Ülkemizin Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerinin yanı sıra Kıbrıs sorununun nasıl çözüleceğine de bağlı olarak şekilleneceği düşünülen Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin kapsamlı, yakından ve proaktif olarak değerlendirilmesinin hayati önemde olduğu düşünülmektedir" ifadesi kullanıldı.
Bakmadan Geçme