Engelleri şiirlerle aşıyor

Konya'da yaşayan 51 yaşındaki Hasan Ukdem, 9 aylıkken geçirdiği ateşli bir hastalık sonrasında tedavi gördüğü hastanede bir doktorun yanlış müdahalesiyle bedensel engelli oldu.

Engelleri şiirlerle aşıyor
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Konya'da yaşayan 51 yaşındaki Hasan Ukdem, 9 aylıkken geçirdiği ateşli bir hastalık sonrasında tedavi gördüğü hastanede bir doktorun yanlış müdahalesiyle bedensel engelli oldu. Hiç okula gitmeyen şair, evde ailesinin yardımıyla okuma yazmayı öğrendi. Genç yaşta şiirle tanışan Ukdem, hayatının merkezine kitap okumayı ve şiir yazmayı koydu.  Engelleri yazdığı şiirlerle aşan bedensel engelli şair, yayınlanan ikinci kitabının heyecanını yaşıyor.

engelleri-asiyorlar.jpg

Gençlere teknolojinin esareti altında kalmaktansa şiir okumayı tavsiye eden Ukdem, “Gençlerin bugün gittikleri hayat bundan 30, 40 yıl sonra da kendilerine çok yavan gelecek diye düşünüyorum. Sanal bir hayat yaşıyorlar. Dışarıdaki bir rüzgârın yüze değişi başkadır. O rüzgârın sanal âlemde adını duymak başkadır” dedi. Konya'da yaşayan 51 yaşındaki Hasan Ukdem, 9 aylıkken geçirdiği ateşli bir hastalık sonrasında tedavi gördüğü hastanede bir doktorun yanlış müdahalesiyle bedensel engelli oldu. Genç yaşta şiirle tanışan Ukdem, hayatının merkezine kitap okumayı ve şiir yazmayı koydu. Hiç okula gitmeyen şair, evde ailesinin yardımıyla okuma yazmayı öğrendiğini belirterek, “Kitap, gazete artık ne bulduysam okumayı çok sevdim. Kitapları okurken yanında da küçük küçük notlar alırdım ta ki 1985 yılına kadar. 1985 yılında şiir yazmaya başladım. Bir gönül hikâyesiyle başladı şiir. İlk kitabı 1994’de “Kırık bir aşkın gözyaşları” olarak çıkarttım. Aynı zamanda bakkallık mesleğime de devam ettim. 35 yıl boyunca kasada otururken hem okudum hem yazdım. Yani okuma yazma benim hayatımın vazgeçilmezi gibiydi. Şiirleri çok sevdim. Şiirle tanıştıktan sonra romanlar biraz daha yavan gelmeye başladı. Şiir üzerine çok yoğunlaştım. Kendim de yazmaya başladım. 2018 yılında ikinci kitabımı ise “Dün, bugün ve sen” olarak çıkartım. Üç yıldır da Memleket Gazetesi’nde yazı yazıyorum. Yazılarımda eski mahalle kültürünü, inancımızı, gençliğin bozulmasını, gençliğin nereye gittiğini araştırıyorum. Düşünüyorum. Kafa yoruyorum o konularda” dedi.

“ŞİİR BÜTÜN HAYATTIR”

Şiirlerin, kendisi için çok büyük anlam ifade ettiğini belirten Ukdem, “Konya’mız ülkemizin tahıl ambarıysa, şiir de duygu dünyamızın ambarı. Günümüz insanı çok kapitalist bir hayat yaşıyor. Kapitalist düşünüyor. Her şeyi ona göre dizayn ediyor ama ruhunu ihmal ediyor. Bence şiirlere dönmek lazım. Şiir illaki yazılan bir şey değil, yaşanan bir şey. Şiiri bazen bir çiçekte görürsünüz, bazen güzel bir hanımın yüzünde görürsünüz. Bir bebeğin kalp atışında, ağlayışında görürsünüz. Gülüşünde görürsünüz. Şiir her yerde var, şairler ise şiirin bal arılarıdır. Hayatın içindeki şiirleri toplarlar. Onları şiirlerinde yazarlar kitap olur, köşe olur bazen bir gencin eline geçiverir duygu dünyası değişir. Yani şiir benim için bu. Bütün bir hayat” şeklinde konuştu.

“ŞİİRE ÖNYARGI VAR”

Gençlerin şiiri çok sevmemelerinin tek nedeninin şiire olan önyargıdan kaynaklandığını söyleyen Ukdem, “Şiir insanları çağırıyor ama insanlar cep telefonları laptoplar tabletlerle meşgul. Ama geçlere ısrarla öneriyorum şiire baksınlar. Yani sadece şiire de değil yazı hayatına da. Dijital ortamda da olsa okusunlar ama ben en çok bir kitabı ellerine alıp okumalarını isterim. O kitabın kokusunu almalarını, kelimelerle tanışmalarını kelimelerini merak etmelerini, mısralara doğru yürümelerini isterim. Gençlerin bugün gittikleri hayat bundan 30, 40 yıl sonra da kendilerine çok yavan gelecek diye düşünüyorum. Sanal bir hayat yaşıyorlar. Dışarıdaki bir rüzgârın yüze değişi başkadır. O rüzgârın sanal âlemde adını duymak başkadır. Yani rüzgâr insanı sarsan bir şeydir. İnsanın tüylerini oynatan bir şeydir. Tenine değen bir şeydir. Rüzgar sadece dijital âlemde bir kelime değildir, dijital oyunlarda geçen bir şey değildir. Bir şeyin reklamı yapıldığı zaman çok tutuyor. Milli eğitime de şunu söyleyebilirim. Daha çok şiir içeriği olan yayınlarda bulunsunlar. Modern şiir bence gençleri biraz uzaklaştırıyor. Biraz daha klasik şiire dönmemiz lazım. Divan şiiri demiyorum o zaten ağır bir şiir ama işte Faruk Nafiz Çamlıbel, Attila İlhan, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Arif, yani bu insanların müthiş şiirleri var. Bu şiirlerin yazılması lazım kitaplara geçmesi lazım” dedi. Toplumda şiirin sevilmesi için yerel yöneticilere de önemli vazifeler düştüğünü söyleyen Ukdem, “Parkların köşesine çok güzel bir şiir yazılabilir. Mesela Kültürpark diyoruz, Kültürpark’ın kültürü nerede? İçindeki İl Halk Kütüphanesinde mi sadece? Orayı da zaten öğrenciler istila ediyor. Yani istila ediyor derken şunu söylemek istiyorum. Orada kültür yok orada ders kitabı var. Herkes oturmuş harıl harıl ders çalışıyor. Ama orada esas olması gereken böyle kültürel şiir, roman, resim. Kültürpark dediğimiz olay ya da başka olaylarda böyle güzel yerlere güzel insanların şiirleri yazılabilir, güzel sözleri yazılabilir. Yani gençlerin kafasına bir kıvılcım gerekiyor yakmak için. O kıvılcımı yakmak da sadece idarecilerimize düşüyor” dedi.

engelli-88.jpg

“İNSANI TANRILAŞTIRACAĞIZ DERKEN KARİKATÜRLEŞTİRDİLER”

İnsanı tanrılaştıracağız derken karikatürleştirdiler diyen Ukdem, “Bugün modern insan dediğimiz insan, insanı karikatürize etmiş durumda. Onun için bizim biraz kadim kültürümüze biraz inancımıza inmemiz lazım, gençlere de bunu söylerim. Israrla tavsiye ederim. Lütfen biraz nereden geldik nereye gidiyoruzu araştırmamız lazım. Bu ülkede gidemeyen leyleklere vakıf kurmuş bir milletiz biz. Uçup gidemeyen, kanadı kırık, burada kaldıkları zaman dağdaki kurtları besleyen bir milletiz. Evde tabak kırdıysa ağasına mahcup olmasın diye hizmetçilerin kırdıkları tabakları ödeyecek vakıflar kurmuş bizim dedelerimiz. Şimdi biz bu insanlardan öğrenecek çok şey var. Çevremize daha duyarlı daha güzel mesajlar göndermemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“RUHA HİTAP EDEN ŞEYLERE YÜRÜYÜN”

İkinci kitabı olan “Dün Bugün ve Sen” adlı eserinden de bahseden Ukdem, “Kitap da daha çok aşk şiirlerim var. Ama kültürel eski mahalle kültürüne dayanan bir kitap. Girişteki, Dün Bugün ve Sen şiiri uzun bir şiir. Eski Araplar Mahallesi’nden, oradaki insanlarının güzelliklerini, satıcılarını, esnaflarını, komşuluklarını, tadını, ekmeğini anlatan bir şiir. Kitabımda daha çok böyle şeylere ağırlık verdim. Ama en çok aşk şiirleri var. Allah’ın 99 ismini, Esma’ül Hüsna’yı yazdım. 99 kıta olan uzun bir şiirdir o da. Peygamber Efendimize bir naat var. İlk kitabım olan ‘Kırık bir aşkın gözyaşları’nda da acemilik şiirlerim vardı. 85’le 94 arasındaki çok aşk şiirleri vardı onda. Son olarak; insanlara daha duyarlı olmalarını, yüzeysellik veya hazcılık yerine, ruha hitap eden şeylere doğru gitmelerini tavsiye ederim” şeklinde konuştu.

SEYFULLAH KOYUNCU/ YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme