Erdoğan, esnaf ve sanatkarlarla buluştu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne anayasa ne başkanlık sistemi tartışmasında ortaya koyduğumuz bir ön şart, bir dayatma yok. Türkiye'nin bu değişime, bu dönüşüme ihtiyacı olduğuna inandığımız için herkesin görüşünü serbestçe ortaya koymasını istiyoruz. Bunların hepsi konuşulacak, tartışılacak, bir formata kavuşturulacak, bir metne dönüştürülecek ve sonuçta nihai kararı elbette milletimiz verecek" dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın konferans salonunda esnaf ve sanatkarlara hitaben yaptığı konuşmada, Türkiye'yi yönetmek isteyenlerin millete giderek meramını anlatması, vizyonunu ortaya koyması gerektiğini belirterek, "Eğer millet sana inanır, güvenir, destek verir, imkan sağlarsa işte o zaman gelir, ne yapmak istiyorsan onu yaparsın" ifadesini kullandı.
"Cumhurbaşkanı denetim mekanizmalarını kaldırıyor, böyle bir özlemin içinde" şeklindeki değerlendirmeleri "Haşa" diyerek yanıtlayan Erdoğan, ABD'deki başkanlık sisteminde çift kamaralı bir sistemin ve güçlü bir denetimin olduğunu anımsattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz, 'çift olmasın tek olsun' diyoruz. Şu andaki yapımız gibi olsun ve bu parlamento neye müsaade ederse başkan onu yapabilir ve o kadar yapabilir. Müsaade etmediğini yapamaz" diye konuştu.
Türkiye'de sağlık reformunun yapıldığını ancak ABD Başkanı Barack Obama'nın hala sağlık reformunu yapamadığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Niye? Müsaade etmedikleri için. 'Sen peki bunu niye istiyorsun'. Bizim derdimiz başka ama hiç olmazsa verdiği yetkiyi başkan sonuna kadar kullanabiliyor. Atananların değil seçilmişlerin daha hakim, daha kudretli olduğu bir yapı ortaya çıkıyor. Gerçek, ileri demokrasi bu. Seçilenlerin atananları, atananların seçilenleri... Buradaki ayrımı yaptığın zaman, atananlar seçilenleri değil seçilenler atananları yönetecek. Olay bu. Bir bürokratik oligarşi emperyal bir anlayışla egemenlik sürdürmeyecek. Sen tercihlerinden dolayı gece gündüz millete hakaret et, seçim günü gelince de git milletten destek iste. Göbeğini kaşıyan adam dediğin millet sana oy verir mi, vermez. Millet kendisine saygısı olmayana itibar etmez. Ülkeyi yönetme sorumluluğunu hiç vermez. Önce millete, milletin tercihlerine saygı göstermeyi öğreneceğiz. Anayasanın, hukukun, yasaların sana vermediği bir hakkı, milletin sana teslim etmediği bir gücü hakaretle, küfürle, tehditle, terbiyesizlikle elde etmeye kalkarsan cevabını alırsın.
Hiç kimsenin bu ülkeyi kaosa sürüklemesine, bu ülkedeki demokrasi iklimini zehirlemesine izin veremeyiz. Bu, her şeyden önce Cumhurbaşkanı olarak benim en başta gelen görevimdir. Ayrıca 'nefsi müdafaa hakkı' diye de bir şey var. Bana saldıranlara, bana hakaret edenlere karşı gereğini yapmak, öncelikle hukuk ortamında benim nefsi müdafaa hakkımdır. Aslında bunların şöyle sıkı bir ahilik dersine ihtiyacı var. Neydi ahiliğin üç kapalı şartı? Dilini, gözünü, belini bağlı tutacaksın. Hacı Bektaş-ı Veli, onun sözüne de bunlar kulak vermezler, 'Eline, beline, diline sahip çıkacaksın' diyor. Çıkmazsan sonuçlarına katlanırsın. Onun için ne demişler, 'edep yahu' demişler. 'Edep yahu'daki de nedir biliyor musunuz, el, dil, bel. Bu ilkelere uymayanlar, hak ettikleri dersi ahilerimizden, sanatkarımızdan, milletimizden almışlardır, almaya devam edeceklerdir."
-"7 Haziran yeni Türkiye için irade ortaya koyma günüdür"
Kırşehir'e gidişini yadırgayan parti genel başkanları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Meydanlara çıkıyor, Cumhurbaşkanlığı yeminini unutmuş, meydanlarda konuşuyor" değerlendirmeleri yapıldığını anımsatarak, "Bunlar, Cumhurbaşkanlığı yeminin muhtevasını da herhalde pek iyi bilmiyor. Her zaman söylüyorum, ben tarafım ama bu, bir siyasi partinin tarafı olmak anlamına gelmeyecek. Ben milletin tarafındayım. Onlar bunu göremiyorlar" ifadelerini kullandı.
Kırşehir'de bir toplu açılış törenine, Cumhurbaşkanı olarak davet edildiğini, oraya gelen on binlerce insana hitap ettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Neden rahatsız oluyorsunuz? Cuma günü Bursa'dayım, orada da açılışlar yapacağız. Roman vatandaşlarımızla bir araya geleceğiz, onlara da hitap edeceğiz. Daha sonra başka illerde hem teşekkür ziyaretlerini hem bu tür ziyaretleri aynı şekilde yapacağız. Niye bunlardan rahatsız oluyorsunuz? Ne dedim, 'Masada sadece gelen evrakları imzalayan bir cumhurbaşkanı olmayacağım' dedim. 'Koşan, koşturan, yatırımları yerinde takip eden, izleyen bir cumhurbaşkanı olacağım' dedim. Bu, benim en doğal hakkım. Niye bundan rahatsız oluyorsun? Yatırımları yerinde takip etmek de acaba bu yemine aykırı mı düşüyor? Nasıl bir iştir bu? Bunları kontrol etmek, takip etmek en doğal hakkımdır. Milletim adına bunları takip etmek benim görevimdir.
7 Haziran bu ülkede, milletimizin yeni Türkiye için bir irade ortaya koyma günüdür diyorum. 7 Haziran bu ülkede, maalesef başaramadığımız yeni anayasa olayını başarabilmek için iradesini ortaya koyma günüdür diyorum. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz, milletimiz bu yetkiyi kime verecek olursa, bu yetkiyi alan da anayasayı yapabilecek bir güçle alsın ki gelsin hem yeni Türkiye'nin temellerini atsın hem de yeni anayasayla isterse başkanlık sistemini getirir, isterse getirmez. Karar milletindir, benim değil."
-"Benim de bir oy hakkım var"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran'da kendisinin de bir oy hakkı olduğuna vurgu yaparak, ailesinin de kime oy verdiğini bilemeyeceğini kaydetti.
Yıllardır bu fikirleri ifade ettiğini anımsatan Erdoğan, "Dikkat ederseniz ne anayasa ne başkanlık sistemi tartışmasında ortaya koyduğumuz bir ön şart, bir dayatma yok. Türkiye'nin bu değişime, bu dönüşüme ihtiyacı olduğuna inandığımız için herkesin görüşünü serbestçe ortaya koymasını istiyoruz. Bunların hepsi konuşulacak, tartışılacak, bir formata kavuşturulacak, bir metne dönüştürülecek ve sonuçta nihai kararı elbette milletimiz verecek."
Bakmadan Geçme