Erdoğan sonrası AK Parti nasıl olacak?
Mustafa Karaalioğlu'ndan önemli tespitler...
Seçmenin mesajı: Beni sen yönet
Seçmen sekiz seçimden beri aralıksız ve kesintisiz olarak Erdoğan’a “Beni sen yönet” mesajını vermektedir. Bu yönetme talebinin içinde; sağlık, eğitim, ulaşım, ticaret, sosyal projeler, şehirleşme; yani genel anlamıyla ekonomi olduğu kadar güçlü bir demokratikleşme çağrısı da vardır.
Kürt meselesinin halli,
Askeri, bürokratik ve yargısal vesayetin bitirilmesi,
Darbe yıllarından kalan bütün yasal düzenlemelerin tasfiyesi,
Alevi vatandaşların sorunlarının çözülmesi,
Ve elbette paralel yapıyla etkin mücadele...
Ekonomiden siyasete, diplomasiden sosyal hayata kadar hepsi birbirinden öncelikli ve hepsi bir diğeriyle ilişkili birçok mesele ya başlatılan çözüm süreçlerinin tamamlanmasını ya da süreçlerin başlatılmasını bekliyor.
Peki şimdi temel ve can alıcı soruyu soralım.
Halk, bu sorunları kimin çözmesini istiyor?
Soruyu açalım... Bu sorunların üstesinden kimin geleceğine inanıyor?
Erdoğan Çankaya’ya çıktıktan sonra AK Parti’nin nasıl şekilleneceği ve yeni Başbakan’ın kim olacağı meselesi de bu sorunun cevabında gizlidir.
Seçmen, Erdoğan’ı Çankaya’ya emeklilik yaşamaya göndermiyor, bunu biliyoruz. Bilakis omzuna daha ağır sorumluluklar yükleyerek, en zor olanları yapmaya yolcu ediyor. Açık ki halk, başında Erdoğan’ın olmadığı bir yönetim tablosu düşünmüyor.
Mazbatayı alacağı 28 Ağustos’a kadar
Bütün bu çözüm bekleyen meseleler sarpa saracak olsa, demokrasi gerilese, ekonomi zayıflasa ve mesela paralel yapı yeniden baş gösterecek olsa sorumlu tutulacak kişi Erdoğan olacaktır. Ne partisi, ne de yerine bırakacağı kişi...
Toplumun verdiği ve önümüzdeki Pazar günü muhtemelen daha yüksek bir oranla yeniden vereceği“Beni sen yönet” mesajı böylesine kritik ve ağır sorumluluk taşıyan bir mesajdır. Dün Maltepe miting alanını dolduran milyonlar da bu mesajın en somut verilerinden birini oluşturdu.
Karıştırmayalım, bugünkü tablo ne Özal ne de Demirel’in Çankaya’ya çıkışına benziyor. Eski ve tatsız siyasi şablonları bugüne uydurmaya çalışmak veya meseleye böyle bakmak mümkün değildir.
Dolayısıyla...
Erdoğan’ın 11 Ağustos’tan mazbatayı alıp başbakanlığı ve genel başkanlığı bırakacağı 28 Ağustos’a kadar geçen süre içinde, geride bırakacağı pozisyonları tanzim etmesi sorumluluğu alanına girmektedir. Aksi takdirde hem 3 Kasım 2002’den beri yapılan sekiz seçimin, hem de 10 Ağustos’un ürettiği sonuç karşılığını bulamamış olur.
Bir başka isme tek başına Türkiye’nin 2023 vizyonunu yönetme yetkisini verebilmek de zaten imkansızdır. Arkasında yüzde 50’den fazla destek bulunan lider varken böyle bir arayış da zaten beyhudedir.
Bakmadan Geçme