Ermenistan potansiyel dost

Karadeniz Ekonomik İşbirliği toplantısı için Erivan'da bulunan Davutoğlu, 'Bizim için düşman ülke yok. Dost ve potansiyel dost ülkeler var. Ermenistan da bizim için potansiyel dost ülke' dedi.

Ermenistan potansiyel dost
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'na çok önemli bir ziyarette eşlik ediyoruz. Bir süredir medyaya yansıdığı üzere, Ermenistan ile donmuş gözüken ilişkilerde bir hareketlenme sağlanması düşünülüyor. Ne iyi ki Turgut Özal Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (KEİ) kurulması için önayak olmuş. Çünkü iki ülke arasındaki soğukluğu dışişleri bakanı düzeyinde bir ziyaretle en azından psikolojik olarak kırmak bu toplantıyla mümkün olabilir. Henüz bilmiyoruz. Bakan Davutoğlu, KEİ toplantısından sonra Ermenistan Dışişleri Eduard Nalbantyan ile bir görüşme yaptı. Dönüş yolunda kendisinden bilgi almaya çalışacağız.

YENİ SÜRECİ ZORLAYACAK

Bakan Davutoğlu, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi ve sınırların, (hatta başka yeni sınır kapılarının da) açılmasıyla sonuçlanacak olumlu bir sürecin başlaması için bu görüşmede imkanları zorlamaya çalışacak. Zurnanın zırt dediği yer malum 'Karabağ meselesi.' Bu konuda adım atmakta Ermenistan her ne kadar soğuk dursa da belli bir altyapı olduğu fark ediliyor. Ancak Bakan Davutoğlu bu konuda ketum. Ziyaret konusunda 'Bir sorunu çözmek için yüzde 10'luk bir şans varsa, bu diplomaside yüksek bir orandır. Yüzde ellilik bir çözüm olasılığı zaten diplomatik maharet gerektirmez' diyerek 2010 yılındaki Tahran Deklarasyonu'nu örnek veriyor. 'O zaman bu krizi çözmek için bu kadar çok çaba sarf etmemiz garipseniyordu. Sorun çözülemez görünüyordu. Ama kısa bir süre sonra 5+1 ülkeleri ile İran'ın vardığı uzlaşma bu çabaların ne kadar önemli olduğunu ortaya koydu' diyen Davutoğlu, Ermenistan ile ilişkilerde de iyimser.

ÇÖZÜM PEKALA MÜMKÜN

Davutoğlu, 'Böyle bir zamanda benim burada olmamın mesajı alınmalı' diyor ve ekliyor; 'Düne kadar iyi ilişkiler içinde olduğumuz Şam ile bugün farklı bir noktadayız. Ben bugün Erivan'a geliyorum ama dün Esed ve bizlerin karşılıklı ziyaretlerimiz bugün mümkün değil. Devletlerarası ilişkiler her an menfi müspet değişebiliyor. Ermenistan'la niçin değişmesin? Bizim için düşman ülke yok. Dost ve potansiyel dost ülkeler var. Ermenistan da bizim için potansiyel bir dost ülkedir. Çözüm, Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya'nın menfaatlerini koruyan bir anlaşma ile pekala mümkün.'

BİR TABUYU YIKTIK

Davutoğlu, Ermenistanla ilişkileri üç ayak üzerinden değerlendiriyor ve çözüm stratejisini buna göre kuruyor. Türkiye-Ermenistan ilişkileri, Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri ve Türk-Ermeni ilişkileri...

Garipsediğimizi fark ettiği için, 'Türkiye-Ermenistan ve Türk-Ermeni ilişkilerini birbirinden ayırıyoruz' diyor ve uzunca bir özet yapıyor: Biz iktidara geldiğimizde Ermeni konusu bir tabuydu. Biz bu tabuyu kırdık. Pek bilinmez. Hatırlarsınız, 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde Ermeni Konferansı düzenlenecekti. Kemal Kerinçsiz ve grubunun sert tepkisi ve kışkırtmaları ile üniversite vazgeçti. Hatta kendi içimizde bile bu konularda taşlar yerine daha oturmamış, olumsuz beyanatlar veren arkadaşlar olmuştu. O dönemde ben Sayın Başbakan'ın başdanışmanıydım. Kendisine giderek bu konferansın yapılmasının çok faydalı olacağından bahsettim. Sayın Başbakan inisiyatif kullanarak 'Arkadaşlarla görüş' dedi. Ben de Halil Berktay, Hakan Erdem, Murat Belge gibi isimlerle görüşerek Bilgi Üniversitesi'nde bu konferansın düzenlenmesi için destek oldum. Sayın Abdullah Gül de destek verdi.

KAHVERENGİ BAYRAK

Bu arada KEİ zirvesinin toplandığı Marriot Hotel'in önünde 30 kişilik bir grup Türkiye heyetini protesto etti. Polisin bir saatlik süre tanıdığı protesto küçük çaplıydı ve kalabalık süre bitiminde olaysız dağıldı. Küçük boyutta bir takım bayrakların yerlere atıldığı görüldü. Ancak ilişkilerin kopukluğu burada işe yaramıştı. Çünkü bayrak Türkiye bayrağını andırsa da öyle değildi. Ay ve yıldız kahve renkliydi. Üzerimize alınmaya gerek yok diyelim.

Tehciri tasvip etmemiz mümkün değil

Bakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'deki resmi tarih yazımının çok sorunlu olduğunu belirtiyor ve kendisinin öne sürdüğü 'Adil Hafıza' kavramının 1915 tehciri ile örneğin Çanakkale Savaşı'nı eşitlemek değil, tüm tarihin adil biçimde hatırlanması anlamında kullandığını söyledi. Davutoğlu, 1915 tehciri için 'Tehciri hiçbir zaman benimseyemeyiz. Bu gayrıinsani bir olaydır, tasvip etmek mümkün değil' dedi. Davutoğlu, Los Angeles ve Chicago ziyaretlerinde diasporanın önemli temsilcileri ile biraraya geldiğini ve bu temasların bir ilk olduğunu da ifade etti. Diasporanın daha sert kısmından 'Dünyanın en meşgul bakanlarından birisi Los Angeles'a kadar Ermenilerle görüşmeye geliyorsa, bu bir tuzak olmalı' diye tepki geldiğini, Türkiye'nin Ermeni tabusunu yıkma konusunda 2005 yılında geldiği noktaya diasporanın hala ulaşamadığından şikayet etti.

Psikolojik eşik aşıldı

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) 29. Bakanlar Konseyi Toplantısı için Ermenistan'ın başkenti Erivan'da bulunan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan ile görüştü. Yaklaşık 2 saat süren görüşmede karşılıklı ilişkilerin geleceğinin masaya yatırıldığı öğrenildi. Ardından Türk basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu şunları kaydetti: 'Sıcak bir görüşme oldu.Biz isteriz ki Ermenistan ile ilişkilerimiz tüm komşularımızla olduğu gibi en üst düzeye çıksın. Türkiye-Ermenistan ilişkileri paralelinde Kafkasya'da da kalıcı bir barış havzasının oluşması elzem. Bu anlamda Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan arasında çok geniş işbirliği imkanlarını geliştirdik. İsteriz ki Ermenistan da bu donmuş krizlerin aşılmasıyla birlikte bu ekonomik projelerin parçası olsun, en asli unsuru olsun. Bu tür temaslarda bir seferde sorunların bütünüyle çözüldüğü ve hatta çözümün hemen oluştuğu izlenimine kapılmak doğru değil. Ancak görüşmeden, diyalog kurmadan, meseleyi açık yüreklilikle konuşmadan da o meselenin çözümü mümkün değil. Psikolojik eşiğin aşılması ve görüşmelerimizin daha yakından senkronize edilmesi önem taşıyordu. O bakımdan faydalı bir görüşme oldu.'

Diasporada kırılma Hrant Dink'le başladı

Ahmet Davutoğlu, ikinci büyük adım olarak merhum Hrant Dink'in cenazesine diaspora temsilcilerinin resmen davet edilmesini gösteriyor. Bu gerçekten de diaspora çevrelerinde büyük bir şaşkınlık ve kırılmaya yol açmıştı. Aralık 2011 tarihinde ise 4. Büyükelçiler Konferansı'nda Davutoğlu diaspora kavramını değiştireceklerini ve Anadolu topraklarından göçmüş, dini ve mezhebi ne olursa olsun, Ermeni, Rum, Yahudi ya da kim olursa olsun her birey ile tek tek ortak tarihi konuşacaklarını belirterek, dış temsilciliklere diasporada yaşayan tüm Anadolu kökenlilere özel ilgi ve kolaylık gösterilmesi talimatını verdiğini söylemişti. Tabii en önemli adım da 2009 yılında İsviçre'de imzalanan protokoller oldu. Süreç donmuş olsa da protokoller iki ülkede de meclislerden geri çekilmiş değil. Davutoğlu son Aliyev-Sarkisyan görüşmesinin de çok olumlu geçtiğini ifade etti.

Bakmadan Geçme