• Haberler
  • Gündem
  • Evlerdeki sessiz tehlike büyüyor! Uzman üç ölüm üzerinden uyardı

Evlerdeki sessiz tehlike büyüyor! Uzman üç ölüm üzerinden uyardı

Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın, üç genç kadının hikayesiyle aile bağlarındaki zayıflamaya dikkat çekerek modern yaşamın evlerimizi nasıl birer yalnızlık alanına dönüştürdüğünü anlattı.

Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Zeki Aydın, Türkiye’nin farklı şehirlerinde ve farklı yıllarda yaşanan, isimleri "Fatma Nur" olan biri öğretmen, ikisi öğrenci üç kişinin ölümünü mercek altına aldı. 

Gazete Konyam Muhabiri Mehmet Coşkuner’in haberine göre; Olayların birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında aynı kökten beslenen bir toplumsal sorunun farklı yüzlerini ortaya koyduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, bu ölümlerin son yıllarda yaşanan istisnai hadiseler olmadığını ifade etti. Benzer binlerce trajedinin aslında tek bir fotoğrafın karelerine üç örnek teşkil ettiğini söyleyen Aydın, yaşananların içinden geçilen toplumsal çöküşün, aile yapısındaki derin yarılmanın ve eğitim sisteminin iflasının acı birer belgesi olduğunu belirtti.

Evlerdeki sessiz tehlike büyüyor! Uzman üç ölüm üzerinden uyardı

ŞİDDETİN KURBANI BİR ÖĞRETMEN

Prof. Dr. Aydın, kayıtlara geçen ilk vakada, 2 Mart 2026'da İstanbul Çekmeköy'de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik'in, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından kendi sınıfında katledildiğini anımsattı. 44 yaşındaki iki çocuk annesi öğretmenin, daha önce defalarca uyarıda bulunduğu ve can güvenliğinin olmadığını belirttiği bir öğrencinin bıçaklı saldırısıyla can verdiğini ifade eden Aydın, saldırganın babasının olaydan günler önce çocuğunu ruh hastalıkları hastanesinden taburcu ettirdiğinin ortaya çıktığını söyledi. 

Bu tablonun eğitim sisteminin geldiği noktayı özetlediğini vurgulayan Aydın, okulların artık yalnızca eğitim yuvaları olmadığını, şiddetin kol gezdiği ve öğretmenlerin can güvenliğinin bile kalmadığı kurumlar hâline geldiğini belirtti. Disiplin mekanizmalarının işlemediğini, riskli öğrencilerle ilgili uyarıların dikkate alınmadığını ve ailelerin çocuklarının tedavisini yarım bırakıp topluma saldığını dile getiren Aydın, en trajik olanın ise bir öğretmenin endişelerini dile getirdiği öğrencisi tarafından öldürülmesi olduğunu sözlerine ekledi.

ODASINDA SESSİZCE CAN VERDİ

İkinci vaka olarak 1 Mart 2023'te Rize'de yaşanan trajediyi aktaran Prof. Dr. Aydın, 15 yaşındaki Fatma Nur Çevik'in ders çalışmak için odasına çekildiğini, kapısını kilitlediğini ve bir daha açılmamak üzere sessizliğe gömüldüğünü ifade etti. Kalp krizi geçiren genç kızın, kardeşlerinden rahatsız olmamak için kendini odasına hapsettiğini belirten Aydın, ailesinin yemek çağrılarına cevap alamaması üzerine kapıyı kırarak içeri girdiğinde iş işten geçmiş olduğunu söyledi. 

Bu vakanın aile içi iletişimin nasıl çöktüğünün ve evlerin nasıl birer yalnızlık fabrikasına dönüştüğünün göstergesi olduğunu vurgulayan Aydın, bir çocuğun ders çalışmak için kendini odasına kilitlemesinin ve ailesinden fiziksel olarak ayrışmasının aslında duygusal bir kopuşun sembolü olduğunu dile getirdi. Aydın, o kapının sadece kardeşlerin gürültüsüne değil, aile sıcaklığına, iletişime ve paylaşıma da kapandığını belirtti.

Evlerdeki sessiz tehlike büyüyor! Uzman üç ölüm üzerinden uyardı

GÖRÜNMEZ TEHLİKE VE BAĞIMLILIK TUZAĞI

Üçüncü trajik olayın 9 Kasım 2020'de Eskişehir'de yaşandığını kaydeden Prof. Dr. Aydın, 15 yaşındaki Fatmanur Yücel'in arkadaşlarıyla otomobilde otururken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini hatırlattı. Arkadaşının ifadesine göre, yaşamını yitirmeden önce genç kızın elinde çakmak gazı bulunduğunu söyleyen Aydın, kronik astım hastası olan Fatmanur'un, bir anlık özentinin, arkadaş baskısının veya içine düştüğü boşluğun kurbanı olduğunu ifade etti. Bu vakanın gençleri bekleyen görünmez tehlikeleri, bağımlılık tuzağını ve anlamsızlık girdabını gözler önüne serdiğini belirten Aydın, çakmak gazı gibi basit bir maddenin bir gencin hayatını söndürebildiğine dikkat çekti. Aydın, ailelerin çocuklarının nerede, kiminle ve ne yaptığını bilmesi, okulların ise bu konuda yeterli bilinçlendirmeyi yapması gerektiğini söyledi.

ÜÇ VAKA TEK BİR FOTOĞRAF

Yaşanan üç ölümün birbirinden bağımsız olaylar olmadığını, aynı zincirin halkalarını oluşturduğunu savunan Prof. Dr. Aydın, ilk halkada çocukların sokakta ve arkadaş ortamlarında bağımlılık tehlikesiyle baş başa kaldığını, aile ve okul denetiminin zayıf olduğunu ifade etti. İkinci halkada çocukların evde odalarında ailelerinden kopuk yaşadığını ve sınav odaklı bir yaşam sürdüklerini belirten Aydın, üçüncü halkada ise bu kopukluk ve denetimsizlikle büyüyen çocukların şiddet eğilimli bireylere dönüşerek öğretmenleri hedef aldığını bildirdi. Aile yapısının geleneksel bağlarını hızla kaybettiğini ve modern hayatın dayattığı bireyselliğin evleri "yan yana yaşayan yalnızlar" yuvasına çevirdiğini dile getiren Aydın, sofraların küçüldüğünü, sohbetlerin azaldığını ve çocukların iç dünyalarına girilemediğini sözlerine ekledi.

Evlerdeki sessiz tehlike büyüyor! Uzman üç ölüm üzerinden uyardı

SINAV ODAKLI SİSTEMİN TAHRİBATI

Eğitim sisteminin sadece akademik başarıya odaklandığını, ruh ve karakter inşasını ihmal ettiğini öne süren Prof. Dr. Aydın, okulların şiddetin normalleştiği kurumlara dönüştüğünü belirtti. Türkiye'de eğitimin uzun yıllardır "sınav başarısı eşittir insan başarısı" denklemine sıkışmış durumda olduğunu ifade eden Aydın, bu sistemin öğrenciler arasında vahşi bir rekabeti körüklediğini ve arkadaşlık bağlarını zayıflattığını söyledi. Öğretmenlerin sadece birer test çözdürücüye dönüştüğünü ve asıl görevleri olan rehberlik rolünün ikinci plana atıldığını vurgulayan Aydın, eğitim sisteminin kökten dönüştürülmesi gerektiğini, sınavların eğitimin tek amacı olmaktan çıkarılarak müfredata empati, öfke kontrolü ve iletişim becerileri gibi yaşam becerilerinin entegre edilmesi gerektiğini belirtti.

MEDYA VE DİJİTAL DÜNYADAKİ TEHLİKELER

Televizyon dizilerinin ve sosyal medya platformlarının gençler üzerinde "görünmez bir müfredat" oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, ekranlarda şiddetin çözüm aracı olarak sunulmasının gençlerde empati yoksunluğunu körüklediğini ifade etti. Sosyal medyadaki linç kültürünün, beden teşhirciliğinin ve lüks tüketim çılgınlığının gençleri "dijital şizofreni" denebilecek bir ruh hâline bürüdüğünü belirten Aydın, siber zorbalık ve dijital bağımlılığın psikolojik yıkımlara yol açtığını söyledi. Çözüm için okullarda uygulamalı medya okuryazarlığı eğitimi verilmesi gerektiğini kaydeden Aydın, RTÜK ve BTK denetimlerinin artırılması, yapımcıların ve sosyal medya fenomenlerinin toplumsal sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Aydın, yerel yönetimlerin gençlik merkezleri açması ve ruh sağlığı hizmetlerinin okullarla entegre çalışması gerektiğini belirterek, bir daha Fatma Nur'ların ölmemesi için tüm toplumun kenetlenmesi çağrısında bulundu. 

Sıkça Sorulan Sorular

1. Rize'de odasında hayatını kaybeden öğrencinin hikayesi nedir?

1 Mart 2023'te Rize'de yaşanan ikinci vakada, 15 yaşındaki Fatma Nur Çevik, kardeşlerinin gürültüsünden uzak kalıp ders çalışmak amacıyla odasının kapısını kilitlemiştir. Odasında kalp krizi geçiren genç kız, ailesinin yemek çağrısına yanıt vermeyip kapının kırılmasıyla kanlar içinde bulunmuş ancak kurtarılamamıştır. Aydın, bu olayı aile içi iletişim kopukluğunun acı bir sembolü olarak nitelendirmiştir.

Bakmadan Geçme