Evliliğin Temelinde İslam Olmalı

Evliliğin bir ritüeli olan kına geceleri ve düğünleri hem toplumu hem dini hususları dışarıda bırakmadan yapmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Hülya Küçük 'Geleneksel dediğimiz birçok şey çehre değiştiriyor ve tanıyamıyoruz artık.

EVLİLİĞİN HER AŞAMASINDA İSLAM OLMALI

Evlilik toplumdan topluma şekil itibari ile farklılıklar gösteren, değişken ritüelleri olan bir adımdır. Evlenme mevsimi dediğimiz yaz mevsiminin de gelmesi ile de gençler düğün telaşına başladı. Evlilikte kadın ve erkeğe neler düşüyor, düğünler nasıl yapılmalı Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük gazetemize anlattı.

Toplumumuzda her şeyde olduğu gibi evlilik kurumunda da değişmeler yaşanıyor. Bu değişmelerin kimi olumlu, kimi olumsuz olabiliyor. Aynı zamanda geleneklerimiz de bu değişimden nasibini alıyor. Evlilik kurumu ve geleneklerle ilgili Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük bilgiler verdi.

DÜĞÜN TOPLUMSAL BİR OLAYDIR

Evliliğin bir ritüeli olan kına geceleri ve düğünleri hem toplumu hem dini hususları dışarıda bırakmadan yapmanın önemini vurgulayan Prof. Dr. Hülya Küçük; “Geleneksel dediğimiz birçok şey çehre değiştiriyor ve tanıyamıyoruz artık. Düğünlerde ki kına ve eğlence şeklide buna dâhil. Düğün insanın hayatında bir defa olan bir şey ve toplumsal bir olay. Öyleyse toplumun beklentilerine biraz olsun cevap vermesi gerekiyor. Toplumun düğün beklentisinin ve algısının dışında bir şey yaptığınız zaman sizi bir eksiği bir kusuru olan belki de yamanmış birisi diye düşüneceklerse bunu dini açıdan zararı en az şekilde yeni bir format vererek yapılabilir. İnsan hayatında çok önemli bir değişiklik olacak bir döneme giriyor. Tabi ki bu dönemi hissedebilmelisiniz. Hatta okuldan mezun olurken öğrencilere kep giydirirler, mezuniyet töreni düzenlerler. Alsın diplomasını gitsin diyemeyiz. Bu şekilde öğrenci mezun olduğunu ruhen hissedemez. Namaza başlamadan önce olan abdest ritüeli gibi. Toplumsal işlerde de böyle geçiş ritüelleri vardır.” şeklinde konuştu.

DİNİN KESİNLİKLE YASAK KOYDUĞU HÜKÜMLERE DİKKAT EDİLMELİ

Özellikle düğün ritüellerinde toplumu dışarıda bırakmadan fakat dini açıdan da araştırıp mahsuru olan durumları göz önünde bulundurarak yapmakta fayda olduğunu belirten Hülya Küçük; “Aslında dinin toplumdan çıkıp, sadece toplumsal olayların ön plana çıkması ile bazı sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor. İnsanların hayatında artık din değil, sıradan dünyevi olaylar önemli olmaya başladı. Ve bunlar bir bakıma dinin yerini tutmaya başladı. Dünyaya daha fazla önem veren bir yol ve böyle bir dünya içerisinde sizde yaşıyorsunuz. Tamamen dışlanmış bir tarza da bürünmeyeceksiniz. Dinen böyle bir şeyi kutlamanın açıkça bir ayet hadis yok ise en azından kadın erkek ayrı olarak kutlanmasında bir mahsur olması gerek. Dini tamamen hayatından çıkarmış insanların yanında siz en azından dini de oraya dâhil ederek yapacaksınız. Araştıracaksınız. Din kesinlikle hayır demiş mi? Kesin yasaklanmadığı sürece en zararla yapmanın yolunu bulmalıyız.” ifadelerini kullandı.

İSLAM DİNİNDE EVLİLİK ÇOK ÖNEMLİ

Düğünlerde dünyevi hayata çok fazla önem vermenin zararı olduğu gibi dini hususlara dikkat edilerek yapılan düğünlerin olumlu yönleri olduğunu da aktaran Küçük; “. Evlilik çok önemli bir müessese gibi olmayınca insanlar Avrupa’dakiler gibi her gün evlenir, ayrılır. Hatta birlikte yaşarlar. Bu sefer evlilik dışı olayları da çok kolay yaşayabilirler ve bunlar gayet normal karşılanır. Yurtdışında bir hocam İslam dininde evliliğinin ne kadar önemli olduğunu söylemişti. Baktığımda doğru söylediğini gördüm. Müslümanların nasıl temiz bir aile yapısı var. Neden aile onlarda çok önemli ve kutsal diyorlardı. Aslında Avrupa’da bir yandan alay ederken bir yandan kıskanıyorlardı. Benimde genç kızım var ama gelinlik giymek onun için önemli değil diyorlardı. Bu yüzden toplumun bu kadar önem vermesi ve bir takım ritüellere bağlaması çok olumsuz bir durum değil. Bu da yeni bir gelenektir. İlla ki klasik geleneğe bağlı kalınmak zorunda değil. Mümkün mertebe asıl hükümleri bozmadan korumaya çalışarak yapmalıyız.” dedi.

HER GELENEK DOĞRU DEĞİLDİR

Gelenek demek doğru demek değildir diyen Hülya Küçük; “Ayrıca bazı geleneklerin küçük düşüren yanları oluyor. Mesela bir kızın gidip kendini sunup beğendirmeye çalışması gibi. Kız bakmaya gidenler önce kızı beğenip sonra diğer yönlerine bakıyorlar. Kariyeri olsun, eve maddi bir katkısı olsun, güzel olsun. Din ile ilgili hiçbir şey geçmiyor. Yanlış burada başlıyor. Böyle olunca evlenenler birbirlerine ısınamıyorlar. Bu da gelenekte var ama gelenek illa ki doğru olan demek değildir. Dinine önem vermelisin, ahlakına önem vermelisin bunlarda geleneğimizde olan hususlar. Mesela fakirlerin düğün yemeğine davet edilmesi güzel bir gelenek.” ifadelerini kullandı.

EVLİLİK İÇİN EN UYGUN ZAMAN

Okul gibi engelleri olmadığı sürece evlilik yaşının uzatılmaması gerektiğini belirten Hülya Küçük; “Gençler genelde okul biter bitmez evlenmeli miyiz yoksa önce nerede olacağımıza mı bakmalıyız diyorlar. Bunları düşünürken ve yaparken yaş büyüyecek, birçok şey görülecek, birçok kişi tanınacak, hayattan korkulacak diye anlatıyorum. Ve bunlardan dolayı karar vermek güçleşecek. Önce evleneceğin kişi ile ilgili görüşlerini oluştur sonra diğer planlarını yap diyorum. Önemli olan bir hususta kariyer nedeniyle yaşın büyümesi. İlerleyen zamanlarda hiç evlenememeye dönüşüyor bu durum. Okuyorsanız okul boyunca evlenmememiz belki uygundur. Okumadığınız sürece neden boşa bekliyorsunuz. En güzel vakit ise bitirir bitirmez henüz aklın etrafta gördüğü kötü, şevkini kırıcı olaylarla korkar hale gelmeden olan vakittir.” şeklinde konuştu.

resim_md_14378643351420431273.jpg

KADIN ÇALIŞMALI MI?

Evli bir kadının çalışıyor olmasında bir mahsur olmadığını fakat işini, ailesi ve çocuklarının önünde tutmaması gerektiğinin altını çizen Küçük; “Kadın yuvayı yapan, kuran ve geliştirendir. Ben kadın için işi, ekstra ve lüks olarak düşünüyorum. Aile hayatının dışında devam ettirebileceği part time bir işi olabilir. Kadın kendini öncelikle iş hayatına göre değil toplumun temeli olan aile hayatına göre hazırlamalı. Diğerlerini kendini geliştirmek, körelmemek, topluma katkıda bulunmak için yapabilir. Dolayısı ile ailesine ayıracağı vaktinin çok olduğu meslekler seçmeli. Yapmasını çok sevdiği işleri de çocuklar biraz büyüdükten sonra denemeli. Bana sorduklarında benim şartlarım müsait olduğu için çalışıyorum, evde olmam gerekirse evde olmayı tercih ederim, sizin de bunu öncelemeniz gerekir diyorum. Devletin uygulamaları da kadının ailesini öncelemesine el verecek şekilde. Çocuk yardımları, izinler, ara verip istediğiniz zaman dönme gibi bunlar önemli katkılar. Aile hayatının devamı ve temiz bir aile yapısı için önemli. Biz bunun önemini erkekler kadar iyi bilemiyoruz.” dedi.

AİLE, BÜTÜN KURUMLARDA ANLATILMALI

Toplumun direği olacak aile kurumu için, okullarda diğer dersler kadar aile kurumu ile ilgili de derslerin verilmesi gerektiğini belirten Hülya Küçük; “Kesinlikle aile kurumu ile ilgili seçmeli dersler olmalı. Seçmeli derslerde içeriklerimizi bölüm olarak biz ayarlıyoruz. Bu yüzden uygun bir ortam. Kız öğrenci anne, erkek öğrenci baba ve aile reisi olacak. Bir şekilde toplumun direkleri olacak. Bir sürü ders varken, aile hayatı ile ilgili bir ders yok. Sanki bunlar kız meslek liselerinin göreviymiş gibi algılanıyor. İmam gazali, günlük hayatta insana lazım olan her şey farzdır diyor. O zaman bakacağız. Neden bunun için dışarıdan kurslara gidilsin. Neden belki de vakit bulunamayacak dönemlerde bunları araştırmak zorunda kalsınlar.” ifadelerini kullandı.

BÜŞRA AKSAKBAĞI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme