Ezan hürriyettir!

KTO Karatay Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ömer AKDAĞ, yakın tarihimizde Türk milletinin maruz kaldığı en büyük zulümlerden birinin Ezan-ı Muhammedî'nin aslî şeklinin dışında okutulması olduğunu söyledi.

KTO Karatay Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ömer AKDAĞ, yakın tarihimizde Türk milletinin maruz kaldığı en büyük zulümlerden birinin Ezan-ı Muhammedî’nin aslî şeklinin dışında okutulması olduğunu söyleyerek “ezan susmaz bayrak inmez” prensibinin hürriyetimiz için en temel düstur olduğuna işaret etmiştir.

Türk milleti yaşadığı en büyük zulümlerden birine 1932 ile 1950 yıllarında maruz kaldı. Bu tarihler arasında İslamiyet’in şiarı (en mühim göstergesi) olan Ezan-ı Muhammedî’nin aslî şekli yerine Diyanet İşleri Başkanlığı´nın 18 Temmuz 1932 tarihli bir genelgesi ile 18 yıl boyunca Türkçe okunmasına karar verilmiş ve bu karara uymayanlar cezalandırılmıştır. 1932-1950 yıllarında ezanın Türkçe okunmasının sebebinin millileşme olarak gösterilmeye çalışılsa da buradaki asıl maksadın milletin temel değerlerini tahrip etmek olduğu açıktır. KTO Karatay Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ömer Akdağ, “Ezanın aslî şeklinin dışında okunması,Türk milletin direnç noktalarını zedelemiştir” diyerek baskı dönemine dikkatleri çekmiştir. Ezanın Türkçe okunması meselesi her ne kadar 1932’den 1950 yılına kadar devam ediyor şeklinde gözükse de bu çalışmalar 1932 yılından önce başladı. Bu çalışmalar 1923 yılında başladı. 3 Şubat 1923 yılında Ayasofya Camii’nde yine bir Ramazan gününde Teravih namazından sonra kamet ve tekbirler Türkçe olarak okundu. Daha sonraki dönemlerde ezanın bestelenmesi ile alakalı konservatuar çalışmaları yetişmediği için 1932 yılına kadar sarktı. 18 Temmuz 1932’de Diyanet Teşkilatı tarafından ezanın Türkçe okunması hususunda bir karar çıkarıldı. Bu kararlaTürkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki camilerde ve mescitlerde Türkçe ezan uygulaması başlatıldı. Harici baskılarla çok partili sisteme geçilip Demokrat Parti’nin iktidara gelmesine kadar, ezanla yoğrulmuş ve şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek topraklar maalesef ezandan mahrum kalmıştır.” dedi.

omer-akdag-003.jpg

“EZANININ DİLİ EZANCADIR”

Ezanın başla bir dilde okunamayacağını belirten Doç. Dr. Akdağ, “Ezanın Türkçesi, İngilizcesi, Fransızcası olmaz, olamaz.  Ezan ezancadır. Yani sevgili Peygamberimiz nasıl tensip etmişse öyledir. Ayrıca ezanın ezanca dışında okunması bir yönüyle Anadolu Türklüğünü Türk-İslam camiasından koparmaya teşebbüs etmektir.  Milletimizin ezandan mahrumiyeti 1932’den 1950’ye kadar devam etmiştir. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle sandıkta bu millet, bu yanlışı yapanları sırtından atmıştır. 16 Haziran 1950’de Türkçe ezan uygulamasına son verilmiştir.  Her zaman altını çizdiğimiz gibi milletimiz sadece Müslüman değildir. Milletimiz aynı zamanda İslam’ı temsil mevkiindedir. İslamiyet Türk milletinin iliklerine kadar nüfuz etmiştir. Dolayısıyla da milletimiz ezanı “ezanca” okumayı tercih etmiştir.  Ezan, İslam camiası için beynelmilel (uluslararası) bir lisandır. Bütün Müslüman ülkelerinde ezan aynı şekilde okunur. Ezan, “ Allahuekber” lafzıyla başlar ve öyle devam eder.  Ezanı Türkçe’ye çevirirken “Allahuekber” yerine “Tanrı uludur”  şeklinde tercüme etmişler. Bu, kesinlikle yanlıştır ve olamaz. Zira “Tanrı” kelimesi Allah lafzının yerine geçemez. Tanrı kelimesi Türkçedir ama “Allah” lafzının yerine değil “ilah” lafzının yerine geçebilir..” şeklinde konuştu. 

“EZAN VARSA BİZ DE VARIZ”

Ezansız kalmanın hürriyeti kaybetmekte eş değer olduğuna değinen Akdağ,  “Milletin direnç noktaları vardır. Milletimizin direnç noktalarından bir tanesi de ezandır. Bir başkası dilimiz, tarihimizdir. Biz bunlara asli şekliyle sahip çıktığımız müddetçe mevcudiyetimiz devam eder. Bunlara sahip çıkamazsak ezansız kalırız. Ezansız kalmak demek hürriyeti kaybetmek demektir. Biz ezan okununca hür oluruz. İstiklal mücadelemizi ezanla yaptık. 15 Temmuz gecesi ezanlar okunda salâlar verildi. Bu ezanlar bizim ruhumuzu güçlendirir. Ezanlar dirilişimizin en mühim göstergesidir. Ezan varsa biz de varız. Dolayısıyla biz, ezanla yoğrulduk, dünyaya geldiğimizde sağ kulağımıza ezan okunur, sol kulağımıza kamet getirilir. Biz ezanla doğduk ve kıyamete kadar ezanla bu topraklarda var olacağız.” ifadelerini kullandı.

İSMAİL KOÇ/YENİ HABER GAZETESİ

7-1-2-005.jpg

7-1-3-005.jpg

7-1-7.jpg

7-1-5.jpg

7-1-6.jpg

7-1-8.jpg

7-1-9.png

Bakmadan Geçme