1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'F-35 ABD iç siyasetinin konusu haline geldi'
'F-35 ABD iç siyasetinin konusu haline geldi'

'F-35 ABD iç siyasetinin konusu haline geldi'

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Libya'ya asker gönderilmesi konusuyla ilgili, "Libya tarafından bize gelen böyle bir talep şu anda söz konusu değil, umarız buna mecbur da kalmazlar." dedi.

A+A-

Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Milletvekillerinin çakarlı araç kullanmasına ilişkin düzenlemeye yönelik soru üzerine Kalın, Meclis'ten geçen yasanın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önüne henüz gelmediğini söyledi. Kalın, "Son tahlilde kendi takdirleridir, bununla ilgili değerlendirmelerini yapacaktır." ifadelerini kullandı.

Çakar kullanımıyla ilgili son 1,5 ayda yeni bir uygulama başlatıldığını belirten Kalın, eskiye göre çakar kullanımında 50'ye bir oranında azalma olduğunu bildirdi.

Bununla ilgili çok sıkı denetimler uygulandığını dile getiren Kalın, prensip olarak da şu anda devlet protokolündeki ilk 29 sırada bulunanların çakar kullanma hakkının bulunduğunu aktardı. Kalın, "Tabii bir ruhsattır, azimet değildir eski tabirle. Yanı bir izindir ama illa alın kullanın diye bir teşvik söz konusu değil." diye konuştu.

Son 1,5 ay içerisinde çakarların söküldüğünü, bu konuda İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün denetimlerinin sürdüğünü aktaran Kalın, "Burada geçiş üstünlüğü, çakar kullanımı, siren vesaire gibi araçların kullanımının ihtiyaca binaen, - çünkü koruma altında olan kişiler de var biliyorsunuz, devletin sağladığı bir takım hayat boyu koruma imkanı olan kişiler de var bulundukları kritik görevlerden dolayı- bunları da kapsayacak şekilde daha makul, vatandaşı rahatsız etmeyecek şekilde trafikte özellikle, bir düzenleme yapılıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Trafik kurallarına herkesin uymasının önemine işaret eden Kalın, "Geçiş üstünlüğü dediğinizde trafik kurallarını isteyen istediği gibi ihlal edecek diye böyle bir şey söz konusu değil. İhtiyaç halinde bunların kullanılması zaruret olabilir ama nihai olarak yasa tabii Cumhurbaşkanımızın önüne geldiğinde takdir kendilerinindir." şeklinde konuştu.

- "Bakanlığımızın gerekli çalışmayı yaptığını söyleyebilirim"

Kalın, Doğa Koleji'ndeki sıkıntılar ve velilerin sorunlarına ilişkin soru üzerine, bu konuda Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile de görüştüğünü, belki bundan sonra atılacak, atılması muhtemel adımları Bakan Selçuk'un açıklayabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

"Ancak bir genel prensip olarak şunları ifade etmek isterim. Özel okulların da tabi olduğu belli kurallar var. İdari ve mali kurallar söz konusu. Bunlara uydukları müddetçe biliyorsunuz Milli Eğitim Bakanlığı ve tabii ki mali tarafı da Maliye Bakanlığı tarafından denetlenmek suretiyle bu kurumlar eğitim hizmeti vermektedirler. Burada sıkıntıya girdikleri zaman Milli Eğitim Bakanlığının ilk yapacağı, öncelikle öğrencilerin mağdur olmayacağı, velilerin de endişeye kapılmayacağı bir formül üretmektir. Bununla ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın bir hazırlığı var.

Tabii ben Doğa Koleji'nin finansal durumu, satışı ile ilgili şu anda bir öngörüde bulunamam, bu doğru olmaz. Nasıl bir formül üretirler, kim alır, kim satar? Onu bilemiyorum ama öğrencilerin mağdur olmaması için Milli Eğitim Bakanlığının bu konuyu çok yakından takip ettiğini, Bakanımızın da bizzat konuya vakıf olduğunu ifade edebilirim. Yani umarız bu süreçten, bu darboğazdan çıkarlar, bir şekilde bu mali sorunlarını çözerler ve çocuklarımız, öğrencilerimiz, velilerimiz mağdur olmaz. Ama böyle bir ihtimalin ortaya çıkması halinde dahi Milli Eğitim Bakanlığımızın bu konuda öğrencilerimizin mağdur olmayacağı bir formül üretmek için gerekli çalışmayı şu an itibariyle de yaptığını söyleyebilirim."

- "S-400 alımımıza, kullanımımıza dönük bir etkisi olmayacaktır"

ABD Senatosu Dış ilişkiler Komitesinin, Türkiye'ye, Rusya'dan S-400 alması ve Suriye'deki adımlarından dolayı yaptırım öngören yasa tasarısını kabul ettiği anımsatılarak değerlendirmesi sorulan Kalın, kongredeki süreci yakından takip ettiklerini dile getirerek, "Bunun bizim S-400 alımımıza, kullanımınıza dönük bir etkisi olmayacaktır. Onu açık bir şekilde ifade edeyim. Yani Kongreden bu tasarı geçse de geçmese de ne şekilde geçerse geçsin S-400 ile ilgili süreç devam edecek." dedi.

Tasarının komisyondan genel kurula gelmesinin, senatodan geçmesinin ihtimal dahilinde olduğunu ifade eden Kalın, şöyle konuştu:

"Daha sonra biliyorsunuz başkanın önüne gelecek. CAATSA yasasında da 12 madde var. Bunların içinden en az 5 tanesini başkan seçmek durumunda. O 5 maddenin hangilerini sayın Trump seçecek, daha önümüzde bir süreç var. Sayın Trump'ın bu konuda iyi niyet içerisinde olduğunu zannediyorum hepimiz takdir ederiz. Bunu kamuoyu önünde de söyledi, basın önünde de söyledi, bizimle yaptığı, Cumhurbaşkanımızla yaptığı toplantılarda da birçok kez ifade etti. Bu yasadan rahatsız, bunun uygulanmasını istemiyor ama tabii kongreden geçmiş bir yasa olduğu için de bir noktadan sonra onun da eli kolu bağlı. Bunu anlayabiliyoruz ama daha sonra bu yaptırım yasasında bulunan 12 maddenin hangilerini seçeceğine dair tercih hakkı da başkanın elinde. O aşamalara geldiğimizde bunu göreceğiz ama dediğim gibi kongre üyelerinin burada gözlerini ve kulaklarını gerçeklere kapattıkları anlaşılıyor. Yani biz birçok defa böyle bir teknik çalışma ile dile getirdikleri endişelerin izale edilebileceğini söylememize rağmen bu çalışmadan ısrarla kaçıyorlar. Bu konunun olmuş bitmiş bir mesele olduğunu söylüyorlar. Tabii ki bunu kabul etmemiz mümkün değil, bizim uzmanlarımızın bu konuda dile getirdiği görüşler de son derece açık ve net."

- "Aynı denize sahili olan ülkeler anlaşmalar yapabilir"

Libya'dan, asker gönderilmesi konusunda bir talep gelip gelmediği yönündeki soruya karşılık Kalın, Libya ile iki anlaşma bulunduğunu, bunlardan birinin deniz yetki alanlarıyla, diğerinin de güvenlik ve askeri iş birliğiyle ilgili olduğunu aktardı.

Kalın, deniz yetki alanlarıyla ilgili olanın yeni bir anlaşma olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"O konuda da biliyorsunuz büyük gürültüler koptu, hala tepkiler geliyor. Biz bunu anlamakta da zorlanıyoruz açıkçası. Çünkü Akdeniz'e sahili olan iki ülkenin bu konuda karşılıklı anlaşma yapmasının başka ülkeler tarafından büyük bir vaveyla ile karşılanması kabul edilebilir bir şey değil. Çünkü bu konuda BM uluslararası deniz hukukuna göre aynı denize sahili olan ülkeler bir araya gelerek ikili, üçlü, dörtlü, çoklu anlaşmalar yapabilir."

Türkiye'yi Akdeniz'de Antalya sahiline hapsetmek için İsrail, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs tarafının üçlü, dörtlü toplantılar, anlaşmalar yaptığının görüldüğüne işaret eden Kalın, "Biz aslında burada Akdeniz'in bir barış denizi haline gelmesi için bütün taraflarla iş birliği yapabileceğimizi, anlaşma yapabileceğimizi açıkça ifade ettik." dedi.

Kalın, bunun tek istisnasının Türkiye tarafından resmi olarak tanınmayan Güney Kıbrıs olduğunu ama diğer ülkelerle Türkiye'nin, hem deniz yetki alanlarının belirlenmesi hem kıta sahanlığı hem de sismik araştırma, sondaj ve diğer alanlarda ortak çalışma yapabileceğini ifade ettiklerini bildirdi.

İkinci anlaşmanın güvenlik ve askeri iş birliği anlaşması olduğunu hatırlatan Kalın, şunları kaydetti:

"Bu daha önce yapılmış bir anlaşmanın -2011 ya da 2012 yılı yanlış hatırlamıyorsam- güncellenmiş halidir. Kapsamı biraz daha genişletilmiştir ve bu anlaşmaya göre uluslararası toplumun tanıdığı Libya hükümeti Türkiye'den böyle bir talepte bulunursa asker göndermek için bunun ahdi zemini mevcuttur. Bu anlaşmanın kapsamı içerisindedir. Tabii Libya tarafından bize gelen böyle bir talep şu anda söz konusu değil, umarız buna mecbur da kalmazlar. Yani içerideki bu çatışmalar bir an önce sona erer, ateşkes sağlanır ama böyle bir talep gelmesi durumunda sayın Cumhurbaşkanımız o anlaşmada yer alan bir maddeye atıf yaparak bunun mümkün olduğunu, ahdi zemininin bulunduğunu da ifade ettiler. Tabii birileri gene bundan rahatsız olacak biliyoruz ama hukuki zeminde iki ülke arasında yapılan bir güvenlik anlaşmasının üçüncü ülkelere tehdit oluşturmadığı müddetçe ki bu anlaşmanın üçüncü ülkelere dönük bir tehdit oluşturması söz konusu bile değil ama Libya'nın meşru hükümetine dönük saldırıları durduracak ve iç barışı sağlayacak bir adım atma noktasında önemli katkı sağlayacağı da açık bir şekilde ortada."

(Bitti)

 

HABERE YORUM KAT