Futbolsuz yapamıyordu, her gün Sarayönü'nden geliyordu. İstifa etti!
Anadolu Selçukspor'da yaşanan kaosun ardından istifa eden başkan Mehmet Güney, Sportmen Dergisi'ne verdiği röportajda futbolsuz yapamadığını ve tutkusu için her gün Sarayönü ile Konya arasında mekik dokuduğunu söylemişti
Mehmet Güney… İlerleyen yaşına rağmen futboldan kopamıyor. Futbol onun için bir yaşam biçimi. Sarayönü Belediye Başkanlığı döneminde de futbolla iç içe olan Güney, başkanlığı döneminde her sezon şampiyonluğa oynattığı ilçe takımıyla 3. Lig’in kapısında dönmüştü. Konya Anadolu Selçukspor’da 2 sezondur kulüp başkanlığı yapan Güney, her gün Sarayönü- Konya arasında mekik dokuduğunu ve hayatının her anında futbolla yatıp kalktığını dile getirdi. İşte futbolun Konya’daki kurdu Mehmet Güney ile bu sezona dair yaptığımız röportajın satırbaşları;
Konyaspor’un pilot takımı olarak liglere katılıyorsunuz. Amacınızın her platformda hem yetiştirici hem de yarıştırıcı kulüp olduğunu dile getiriyorsunuz. Biraz da sizden dinleyelim Anadolu Selçukspor’u…
Yaş ortalamamız 21-22 civarında. Genç bir takım. Tecrübeli isim geçen yıldan kalan Ahmet Önay var. Onun dışında hepsi yeni oyuncular. Bir kısmı Avrupa’dan, bir kısmı Türkiye’den... Karma bir şekilde, genç arkadaşlarla Konyaspor’a ve Türk futboluna iyi oyuncular yetiştirmek için hizmet ediyoruz. Bizim hedefimiz belli, bütçemiz belli. Konyaspor olmazsa, Hilmi başkan bize takviye yapmamış olsa biz bir saniye burada duramayız. Bu kulübü dağıtırız. Konyaspor’un desteğiyle ayakta duruyoruz. Konyaspor’a 1-2 tane de olsa oyuncu verebilirsek kar olacak. Biliyorsunuz Türkiye’de yabancı kuralının azaltılmasını herkes telaffuz etmeye başladı. Önümüzdeki yıl büyük ihtimalle bu sayıyı düşürecekler. Düşürdükten sonra Türk futbolcuları daha çok kıymetlenecek. Alttan fazla sporcu yetişmiyor. Bizim alttan oyuncu çıkarmamız lazım.
Kadroda 14 tane gurbetçi oyuncu var. Bu bir dezavantaj değil mi? Gurbetçilerin ülkeye, Konya’ya ve lige alışması biraz zaman alıyor sonuçta…
Sonuçta gurbetçi çocuklar da Türk, aileleri de Türk. Avrupa’daki futbolcu yetiştirme sistemiyle Türkiye’deki futbolcu yetiştirme sistemi çok farklı. Bunu bizzat antrenmanlarda kendim gördüm. Gurbetçi arkadaşlarımız, çok kibar oynuyor. Ama zamanla biz onlara ligimizin sert olduğunu, mücadele etmeleri gerektiğini anlatacağız. Hocalarımız ve bizler bu konunun üzerinde duruyoruz. Gurbetçiler de uyum sağlıyor. Geçen yıl da birçok gurbetçi oyuncumuz vardı. Birçoğunu 1. Lig’e gönderdik. Biz de bununla gurur duyuyoruz.
Gürses Kılıç’ın sezon başlamadan ayrılmasıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Gürses hocanın niye ayrıldığını anlamıyorum. Zaten kendisi Erzurum kampındaydı. Birkaç transfer istiyordu. Son istediği gün Tepecikspor’dan Recep Metin’i aldık, gönderdik kendi isteği üzerine. Başka istediği, bize söyleyebileceği başka da bir şey yoktu. Biz takviye yapalım diyorduk. Ama kendisinin de önerdiği birisi yoktu. Çünkü herkes yerini bulmuş, boşta kimse yoktu.
Siz hocayla anlaşırken yetiştirici bir takım olacağınızı söylememiş miydiniz?
Söyledik. ‘Biz yarışmacı değiliz. Biz yetiştirici bir kulübüz. Şampiyonluk iddiamız yok’ dedik. Genç arkadaşlarla mücadele edeceğini biliyordu. Zaten istediği oyuncuları transfer etme olanağımız yok. Bunları bildiği halde neden ayrıldığını ben de bilmiyorum. Kamptayken ‘Ben ayrılıyorum’ dedi. O gün Konyaspor yönetim kurulu toplantımız vardı. Orada mesaj geldi. Biz de orada hemen kararı verdik. ‘Güle güle’ dedik. Yeni bir hoca aramaya başladık.
Kısa süre içerisinde Tayfun hoca geldi. Tayfun hoca, bir alo ile mi geldi?
O saatin içerisinde inanın bir alo ile geldi. Tayfun da yıllarca bu memlekette top oynamış. Herkes efendiliğiyle, kibarlığıyla tanıyor. Konyaspor’da oynarken hiçbir zaman zorluk çıkarmamış. Ücretini zamanında almadığında bile hiç ses çıkarmamış. Beklemiş ve daha sonra almış.
Takımı dezavantajlı aldı. Kadroyu kendisi kurmadı. Ligin başlamasına az bir süre vardı. Ona rağmen geldi ve takımı topladı. Dinç ve diri bir takım var.
Hocalık zaten o değil mi? Futbolun dili bir değil mi? Dili bir olmayan insanlar bir araya geliyor mu? Futbolu gayet güzel anlıyor, oynuyor. Takımların hepsinin dili bir mi? Tayfun hoca, sporcunun ruhundan iyi anlıyor demek ki. Hiçbir sıkıntı çekmedik. İyi bir şekilde de götürüyoruz şu an.
Alper Avcı hakkında neler söyleyeceksiniz?
Alper hoca, bize hoca olarak gelmedi. Yardımcı hocaydı. Yardımcı hocayken biz ona şans tanıdık. 8 hafta galibiyet alamadık, arkasında durduk. Ondan sonra düzene girdi genç takım olduğu için. Arka arkaya galibiyetler almaya başladık. Hiçbir zaman ayrılık düşünmedik. ‘Seninle devam edeceğiz’ dedik. O da öyle istiyordu. Ama takımın başarılı olması, play-offu kıl payı kaçırmamız, Anadolu Selçukspor’un ilk defa ligi 55 puanla bitirip başarılı olduğu görüldükten sonra Alper hocanın da ufku açıldı, şansı açıldı. Allah yolunu açık etsin. İnşallah başarılı olur.
Aranızda bir kırgınlık, küskünlük var mı?
Hayır, hiçbir şey yok. Sadece Allah’a ısmarladık demeden gitti. O da kafamızda bir soru işareti. Niye öyle gitti bilmiyoruz. Şu an biz borçlu değiliz, Alper hoca bize borçlu. Ücretini ödediğimiz halde Pro Lisans alabilmesi için kulüp olarak 17 bin 500 TL para yatırdık kendi adına. Onu dahi tahsil edemedik. Şu anda borçlu bize... İnşallah bu borcunu öder bize.
Siz bireysel olarak neler söyleyeceksiniz? Daha önce hem Sarayönü belediye başkanlığı hem de Sarayönü Belediyespor da başkanlık yaptınız. Şimdi de profesyonel bir takımın başkanısınız.
Ben öncelikle sporu seviyorum. Sevdiğim için bu işi yapıyorum. Hiçbir beklentim yok. Ne kendi adıma var, ne ailemdeki bir sporcu adına var, ne de spor camiasında bir tanıdığım adına beklentim var. Ama ben bu işi sevdiğim için her gün Sarayönü’nden Konya’ya gelerek bu hizmeti veriyorum. Hem de 24 saat veriyorum. Hiç nefes almadan. Seviyorum, o nedenle de yapıyorum. Amatör liglerde değişik bir ruh var. Orada para ön planda değil, öyle biliyorduk. Ama son zamanlarda Bölgesel Amatör Lig’de de aynı profesyoneller liglerdeki gibi düşünceler oluşmaya başladı. Bir de amatör ligde sporcu ile sözleşme yapsan bile oyuncu ertesi gün ‘Ben gidiyorum’ dediğinde hiçbir şey yapamıyorsun. Ama profesyonel liglerde karşılıklı anlaşmalar var. Onlar yerine getirildiği sürece hiçbir tarafın diğer tarafa devinmeye hakkı yok. O nedenle profesyonel ligler bambaşka. Burada seve seve görev yapıyorum.
Her gün Konya ile Sarayönü arasında mekik dokumak zor olmuyor mu?
Seviyorum. Burada da evim ve iş yerim var. Burada da kalıyorum zaman zaman. Bazen de gidip geliyorum. Sevdiğim için de hiç gücüme gitmiyor.
Konya futbolunun gelişmesi için Anadolu Selçukspor’un 1. Lig’e çıkması, Sarayönü Belediyespor veya Bölgesel Amatör Lig takımlarımızın 3. Lig görmesi gerekmez mi?
Kesinlikle. Özellikle Türk futbolunun gelişmesi, Konya futbolunun gelişmesi için 3. Lig’de de Konya’nın bir tane takımı olması lazım. Bölgesel Amatör Lig’de 3 Konya takımı var. İnşallah en kısa sürede bunlardan bir tanesi şampiyon olur, çıkar. O zaman Konyaspor alt yapısından, U21 takımından genç futbolcular, bu takımlarda oynayıp yeniden Konyaspor’a yetiştirilebilir. Yine Konyaspor’da oynayamayan yabancı oyuncuların gelip 1. Lig’de oynaması da bir avantaj olacaktır. Onun için bizim şampiyon olmamız lazım, 1. Lig’e çıkmamız lazım. Biz söylemiyoruz, dillendirmiyoruz. Arkamızda camia yok. Yani seyircimiz yok. Çoğu kişi Anadolu Selçukspor’un maçına değer verip gelmiyor. Bu açıdan çok üzgünüz. Bu yıl Selçuk Üniversitesi’nin stadında maçlarımızı yapacağız. Çalışmalara başladık. İnşallah okullar açıldıktan sonra genç arkadaşlarımızı, üniversitedeki 100 bine yakın öğrenciyi seyirci olarak göreceğiz. Özellikle rektörümüz çok istekli. Bize çok destek oluyor. Her anlamda destek veriyor. O nedenle öğrenci arkadaşlarımızın bizim maçlarımıza geleceğine inanıyoruz. Eğer gelirlerse, o zaman hedefe doğru ilerleyeceğimiz inancındayım. Artık Anadolu Selçukspor’un 1. Lig’e çıkması gerekiyor. Ama bu yıl olur, ama ilerleyen yıllarda olur. Bizim arkamızdan da Konya’dan 3. Lig’e takımların gelmesi lazım. O zaman Konyaspor’a daha kolay sporcu yetiştirilecek. Milyonlar verilerek sporcu alınmadan, kendi bünyende bu işi götürme imkanı ortaya çıkacak.
Yönetici ve antrenör yetiştirilmesi açısından da alt liglerdeki takımlarımız önemli. Genç arkadaşlarımızın Konyaspor’a hazırlanması konusunda burası da bir staj yeri değil mi?
Tabii ki öyle. Bana göre zaten alt yapıdan, amatörden yetişerek hem hocaların hem de idarecilerin gelmesi gerekir. Çünkü o soyunma odasının terini, kokusunu, çamurunu, tozunu bilmeleri lazım. Üst kademede işi yapmanın başarısı uzun süreli olmaz. Eğer o ter kokularını bilirsen, o heyecanı yaşarsan üst liglerde daha başarılı olursun. Bu hem hoca hem de idareciler için geçerli. Ama her nedense Konya’dan gidip piyasaya çıkan hocalar, dışarıda kendilerini kanıtlayamıyorlar. 3-5 tane hocamız neden gidip 3-2. Lig’de hocalık yapamıyor? Herkes Anadolu Selçukspor’a gelmek istiyor. Anadolu Selçukspor, bir tane hocayla çalışacak neticede. Bu önceki yıllarda da yapılmış. Konyalı arkadaşlarımız çalışmış. Ama başarı sağlayamamışlar. Neden bir noktaya gelemediler? Bunları araştırmak, tartışmak lazım. Onların da bundan dolayı bizlere kızmamaları lazım. ‘Dışarıdan hoca getiriyorsunuz’ dememeleri lazım. Öyle. Ama bizim teknik heyetimiz, 24 saat burada futbolcularla yatıp kalkıyor. Konyalı bir hoca çalışsa antrenmanını yapıp çekip gidiyor. Tesisteki sporcudan haberi yok. O yüzden de başarılı olamıyorlar.
VELİ ÖZKAN / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme