Geçmişten günümüze 'yemeni ayakkabısı'

İki bin yıllık geçmişi bulunan el emeği yemeni ayakkabıların bulunduğu ürünlerin tanıtımı ve satışı Kule Site AVM'deki fuarda yapılıyor.

Geçmişten günümüze 'yemeni ayakkabısı'
TAKİP ET Google News ile Takip Et

İki bin yıllık geçmişi bulunan el emeği yemeni ayakkabıların bulunduğu ürünlerin tanıtımı ve satışı Kule Site AVM’deki fuarda yapılıyor.

Kahramanmaraş’ta yemeni ayakkabıcılık mesleğinin beşinci kuşak temsilcisi olan Fatih Kopar ayakkabıların iki bin yıllık geçmişinin olduğunu ürünlerin yüzde 100 doğal organik deriden el emeği şeklinde üretildiğini söyledi.

Dedesinden öğrendiği mesleği kuşaktan kuşağa aktaran Kopar, ürünlere olan talebin günden güne arttığını bununda yemeni ayakkabısının bilinirliğini ortaya çıkardığını söyledi. Esnaf Kopar sözlerine şöyle devam etti: “ Burada bulunmamızın amacı geleneksel Türk ürünlerini tanıtmak. Buraya misafir olarak geldik. Herhangi bir ticari amaçla gelmedik. Burada tabi ki satış yapıyoruz ama tabi ki cüzi miktarlarda. İnsanlar tanısınlar görsünler diye uygun fiyatlara veriyoruz.”

ayakk.jpg

OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE GELEN ÜRÜNLER VAR

Selçukludan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan günümüze kadar gelen ürünlerin olduğunu belirten esnaf  Kopar,  en çok Osmanlı döneminde 1500’lü yıllarda çok renklenen ayakkabıların kullanımının insanlarda arttığını dile getirdi. Osmanlı döneminde zanaatkârların yemeni ayakkabıyı geliştirmeye yönelik işler yaptığını dile getiren Kopar, “Günümüzde yapılan güzel işlerin devamını kuşaktan kuşağa elimizden geldiğince aktarmaya çalışıyoruz” dedi.

“VÜCUTTAKİ NEGATİF ELEKTRİĞİ ÇEKİYOR”

Yemeni yapılırken tabanla astar arasına çiriş otu koyduklarını dile getiren Fatih Kopar; “Ayakkabının malzemesi altı manda derisi üstü dana derisi, ince işçilikleri yani kenarları ve için koyun kuzu derisi gibi kullanılıyor. Çiriş otunu harç şeklinde sürüyoruz. Bu ayak sağlığı için çok mükemmel bir şey. Hatta vücuttaki romatizma olaylarına kadar çekiyor çünkü çiriş otu kurutulduğu için topraksı bir madde haline geliyor. Onu da harç şeklinde sürüyoruz. Bu topraksı madde olduğu için vücuttaki negatif elektriği çekiyor. Bu da romatizmayı önlüyor. Ona keza aynı şekilde doğal deri ve çirişin ayakta mantar ve egzama yapmama gibi bir özelliği var.” ifadelerine yer verdi.

ayakkabi.jpg

“KOYUNUN DERİSİNİN TAMAMINI TÜRKİYE’DE İMAL EDİYORUZ”

Türkiye’de besicilik yaptığının bilgisini veren Kopar, “Koyunların derileri bizim kendi tabakhanemizde işleniyor. Oradan bize geliyor. Ayakkabı yapmak üzere dışarıdan gelenler var. Ülkemizden gelen mandırası, özellikle de camız mandırası azaldı. Manda derisi kullandığımız gön, köşelemenin ham maddesidir. Bu hayvan Türkiye’de çok kalmadığı için Doğu Afrika Ülkelerinden Hindistan, Pakistan gibi bir Afrika’nın birçok ülkesinden ithal getirttiriyoruz. Burada Türkiye’de işleniyor. Tekrar bizim kullanımımıza sunuluyor” dedi.

“BUNLAR BİZİM TARİHİMİZ, BİZİM SAĞLIĞIMIZ”

Ürünleri bilen kişilerin azlığından şikayet eden Kopar sözlerine şöyle devam etti: “  Bizi bilen bir kesim de zaten var. El işi yaptığımız için çok uçuk rakamlarda ürün üretemiyoruz. Burada beş kişilik ekiple üç bin çift bile çıkaramıyoruz. Bu yüzden belli bir kitlemiz belli bir müşteri potansiyelimiz var. Ama biz istiyoruz ki bunu aracılar koyarak değil de direk üretimden halka arz edelim ki vatandaşlarımız da kullansın. Çünkü bunlar bizim tarihimiz, bizim sağlığımız. Bizim emeğimiz bizim sermayemiz.

“ BU MESLEĞİN TARİHİNİ ÖLDÜRMEMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Kopar, “ Biz bu mesleğe tarih olarak öldürmemeye çalışıyoruz. Aynı zamanda da hayatımızı bununla geçindirmeye çalışıyoruz. Esnafız, emektarız, zanaatkârız, çok uçuk kaçık rakamlar gözümüz yok. Olduğu kadar ile geçinip gidiyoruz.” diyerek tarihi kaybetmemek gerektiğinin önemine dikkat çekti.

Sergide çocuklar için olan ayakkabılarında satışının sağlandığını söyleyen esnaf Fatih Kopar, ailelere önerilen ayakkabıların bir yaşından itibaren kullanılmaya başlanmasının onun geleceği için çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

SÜMEYRA KENESARI/YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme