''Geleceğimiz tehdit altında''
YENİ HABER / İSMAİL POÇAN
Büyükşehir Kültür Dairesi tarafından Medeniyet Okulu Projesi kapsamında düzenlenen Gençlik Söyleşilerinde ''Basının Gençlik Üzerindeki Etkisini'' anlatan Gazeteci-yazar Lokman Koyuncuoğlu, gerek bireyin gerekse toplumun ''bilinçsizlik'' nedeniyle içten içe çürütüldüğüne dikkat çekti.
MEDYA’NIN TOPLUMUN TÜM ETMENLERİNDE ETKİSİ VAR
Medyanın başta gençlik olma üzere toplumun tüm etmenlerine etkisinin Türkiye’nin dönüşümünde önemli olduğuna inandığını belirten Lokman Koyuncuoğlu, Bu çerçevede dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunu bunlara tedbir alınması gerektiğini söyledi. Medyanın psikolojik, kültürel, ekonomik ve genel etkisinin olduğunu ifade eden Koyuncuoğlu, “Medyanın gençlere en önemli etkilerinden bir tanesi de psikolojik etkisidir. Medya, gençlerin ruh hayatını psikolojisini bozabilecek etkilere sahiptir. Türk toplumunun televizyonla tanışmasından sonra medya toplumumuzu etkileyen en önemli güçlerden bir tanesi oldu. Medya derken öncelikle televizyonu kastediyorum. Türkiye’de eğitim meslek liseleri kapatılarak 28 Şubat sürecinde bir kesintiye uğratıldı. İlkokuldan sonra çocuklar Kur’an kurslarına gönderilir. Temel dini bilgilerini öğrenir. Sonra da okulunu okur. İmam Hatip Liseleri de bu eğitimin yoğun olduğu yerlerdendi. Ailelerin çoğunluğu çocuğumuz din eğitimi alsın diye gönderirdi. Bu kesintiler sonrasında çocuklarda bir çözülme meydana geldi” diye konuştu
GENÇLER GÜNDE 9 SAAT TV KARŞISINDA
Bu çözülmenin internet ve özel televizyon yayınlarıyla her şeye ulaşabilme özgürlüğünü tetiklediğini vurgulayan Koyuncuoğlu, “Bu çözülmeyi 2000’li yıllardan itibaren internetle tanışma yoğun bir özel televizyon yayınlarıyla uyduların her eve girebilmesiyle birlikte her şeye ulaşabilme özgürlüğü tetikledi. İki şey aynı anda oldu. Siz eğitim alacağınız kurumlardan engellendiniz. İkincisi de medya size uyduyla internetle TV ile her şeye kolayca ulaşabilmeyi sundu. Bunlardan aynı anda korunmak çok kolay değildi. Aslında bizimde temel problemimizi bu oluşturduğunu çok net ifade edebiliriz. Türkiye’de şu anda 13 ile 20 yaşları arasındaki gençler üzerinde yapılan bir araştırmada ortalama 7 saat ile 9 saat arasında TV seyrediyor. Bu gerçekten Türkiye açısından utanç verici bir istatistik. Yani biz gençlerimizi TV bağımlı bir hale soktuk. Bunların etkileri birincisi cinsel içerikli tehditler, ikincisi ise şiddet. Bu aslında toplumun iki temel dinamiği. Ruhunu ve bedenini mahvetmesi. Siz TV’de daima şiddet içerikli yayınlar yaparsanız internette bunlara çok rahat ulaşılırsa çocuğunuzda artık kendisini şiddet meraklısı bir birey olduğunu çok rahat gözlemleyebilirsiniz” ifadelerini kullandı.
KİTAPSIZ HAYAT OLMAZ
Türkiye’nin kitaptan uzak bir toplum olduğunu belirten Koyuncuoğlu, “Türkiye 80’li 90’lı ve 2000’li yılların başında kitap çeşitliği çok okuma oranı yüksek bir toplumdu. Sadece gençler değil tümüyle. Kitap baskı sayısı artan bir ülkede kitabın toplum üzerindeki etkisinin azaldığı bir döneme geldik. Bunu sebebi de medyanın kitabı teşvik edici sebep olarak görmemesi. Kitapta endüstriyel bir hale geldi. Kitapların ticari olarak tüketildiği bir ülke haline geldik. Kitap Türkiye’de pahalı değil ama değersiz bir meta haline dönüştü. Bu da gençliğin psikolojik tehditlere mahsur kalmasında en önemli sebeplerinde bir tanesi de bu. Bunların yansımalarından biri de çocukların ailesine karşı takındıkları tavırlar. Çocukların medyadan etkilenip aile bağlarının da uzaklaştığı bir dönem yaşıyoruz. Yani TV’de izleyeceği bir dizi babasıyla geçireceği zaman diliminden daha değerli gelmeye başladı. Bu da aile bağlarını kopartıyor. Kitabı hayatınızdan çıkarttığınız da medeniyeti de hayatınızdan çıkartmış oluyorsunuz. İnanç ve kültür değerleriniz de hayatınızdan çıkartmış oluyorsunuz. Eğer kültür değer, aile değeri inanç diğeri azalan bir çocuk sonra toplumda nitelikli bir iş gücü olmaktan çıkıyor. Onun tüm değeri tamamen maddesel oluyor. Maddesel olan bu topluluklarda her insan maddeye göre değiştirebilir. Siz onu her türlü maddesel imkanlarla kandırabilirisiniz. O zaman karşımıza çıkan en önemli tehditlerde kültürel tehdit oluyor” şeklinde konuştu.
MEDYA TÜKETİM TOPLUMU YAPIYOR
Koyuncuoğlu şöyle devam etti; “Medya daha sonra ekonomik tehdit oluşturmaya başlıyor gençlik üzerinde. Bu kapitalist dünyanın bir gerçeği. Televizyonlarda yayınlanan reklamlarla sizi tüketim merkezi haline getiriyorlar tüketim toplumu yapıyorlar. İzlediğiniz dizide çıkan reklamlar meşruiyet kazanıyor. Dizisini onla özdeşleştiren çocuk o yapılan ürüne sahip olmak istiyor. Bunu en basit örnekleri Türkiye’de en yakın zamanda patlama yapan cips endüstrisi. Sağlık açısından sakıncalı görülen bir madde medya ağzıyla çocuklar üzerinde temiz bir ürün tüketilmesi gereken bir ürün haline geldi. Bunun diğer ekonomik araçlarla cep telefonlarıyla oyuncaklarla güçlendirildiği örnekler var. Ama gıda ile olan fıtratınıza bozuyor. Çünkü yediğinizde hem bedeninizi hem de ruhunuzu bozuyor. Ailelerin bunlar için yapması gereken özellikle televizyon ve internetle alakalı çocuklarının medya ile iletişiminde kontrol sağlaması gerekiyor”