Genel seçimlere doğru

Genel seçimlere doğru
TAKİP ET Google News ile Takip Et

 CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, 7 Haziran'daki seçimler için 522 bin 720 sandık görevlisi ile seçimlerin hukuki sürecini takip etmeleri için de 4 bin 22 avukat belirlediklerini ifade ederek, "Nerede hangi tür seçim güvenliğini önlemeye yönelik adım varsa, bunu önleme görevi başta bağımsız yargı olmak üzere devletin kendisidir. Bu süre içerisinde devletin bütün gücünü kudretini kullanma yetkisi de Yüksek Seçim Kurulu'ndadır (YSK) bürokraside değil. Ama ne yazık ki Türkiye'de böyle bir tablo ile karşı karşıyayız" dedi.

Tezcan, parti genel merkezinde "seçim güvenliğine" ilişkin düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'deki son üç seçime bakıldığında seçimlere güven oranının büyük ölçüde düştüğünün görüldüğünü söyledi. 

Türkiye'de seçim güvenliğinin çok önemli ve birinci problem haline geldiğini öne süren Tezcan, 2007 seçimlerine bakıldığında seçim güvenliğinin yüzde 70, 2011 seçimlerinde yüzde 57, 2015'te yapılan bir araştırmada da söz konusu oranın yüzde 48'e düştüğünü kaydetti.

Tezcan, bunun da vahim bir durum olduğunu belirterek, "Halkın yarısına yakını, seçimin güvensiz olduğuna inanıyor" şeklinde konuştu.

"Seçime güven kaybının en temel sorumlularından birisinin YSK" olduğunu savunan Tezcan, seçim güvenliğinin olmaması konusunda otoriterleşen rejimin, seçim güvenliğini tehdit eden en önemli risk olduğunu ileri sürdü. 

- YSK'ya 16 ayrı müracaat yapıldı

Bülent Tezcan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kampanya sürecinden bu yana aktif bir siyasi lider gibi meydanlara çıktığını ve seçim mitingleri yaptığını, muhalefet parti liderlerini isim vererek ve seçim bildirgelerini doğrudan doğruya hedef alarak, tartışmaya açarak, mitinglerde iktidar partisine oy istediğini iddia etti.

YSK'nın, bütün bunlara karşın, başta CHP olmak üzere diğer siyasi partilerce yapılan 16 başvuruyu reddettiğini anımsatan Tezcan, seçimlerin Türkiye'de bağımsız yargı, gözetim ve denetimi altında yapılmadığını savundu. 

- "Endişe ve tereddüt içerisindeyiz"

Vatandaşlardan sürece müdahil olmalarını isteyen Tezcan, YSK'nın Seçim Bilişim Sistemi (SEÇSİS) uygulamasına ilişkin de şunları söyledi:

"Elektronik ortamda yapılan işlemler, müdahaleye hileye çok açık işlemlerdir. Hilenin gizlenmesine müsait işlemlerdir. YSK, bu konuda etkili önlemler alması gereken en önemli kurum, tam tersine etki altında kalan bir kurum olduğu için elektronik işlemlerin yapılma sürecinde, birleştirme tutanaklarının hazırlanması ilçelerde sandık sonuç tutanaklarının birleştirme, bilgisayarlara geçirilmesi, daha sonra da bunların il ve ülke genelinde toplanması sürecine hileli müdahalelerin riski artmıştır. Bu konuda özellikle hem o aşamadaki müdahaleler hem de YSK'nın verileri siyasi partilerle paylaşma süreci konusunda ciddi endişe ve tereddütler içerisindeyiz."

Tezcan, SEÇSİS uygulamasına ilişkin endişelerin giderilmesi gerektiğini ifade ederek, oy torbalarının taşınması sürecinde mutlaka siyasi parti temsilcilerinin araçlara ve oyların teslim edileceği ilçe seçim kurullarına alınmasını, sandık sonuçlarının bilgisayara işlenişi sırasında siyasi parti temsilcilerinin bilgisayarın başında girişleri denetlemesini ve her monitörün başına bir temsilci konulmasını, söz konusu girişlerin ardından ilçe seçim kurulundaki siyasi parti temsilcileriyle memur üyelerin, sandık sonuç tutanaklarıyla, birleştirme tutanaklarının kontrol edilmesi uygulamasını YSK'nın hayata geçirmesi gerektiğini söyledi.

- "Toplam 522 bin 720 sandık görevlisi belirledik"

Tezcan, seçim güvenliğini sağlamak için örgütlendiklerini de anlatarak şöyle devam etti:

"Yurt içinde 174 bin 240 sandık var. Her sandıkta CHP olarak bir asıl, bir yedek sandık kurulu üyesi ve bir de müşahit olmak üzere toplam 522 bin 720 sandık görevlisi belirledik. Bunlar seçim günü görevlerinin başında olacaklar. Türkiye'de sandıkların bulunduğu 55 bin 235 bina var. Bu binanın 32 bin 948 tanesi tek sandıklı binalar. Bunun 3 bin 998 tanesi de 10 taneden fazla sandığa sahip olan binalar. Bu binalarda 2 bina sorumlusu, tek sandıklarda bina sorumlusu tayin etmeyip diğer binalarda da bir bina sorumlusu olmak üzere toplam 26 bin 285 bina sorumlusu parti görevlisini atadık. Seçimlerin hukuku sürecini takip etmesi konusunda bütün iller düzeyinde merkeze bağlı organize çalışan 4 bin 22 avukat görevlendirdik. 15 bin veri giriş sorumlusu belirledik, sandık sonuç tutanaklarını bilgisayar sistemine aktaracak."

SEÇSİS uygulamasına paralel bir sistem kurduklarını anlatan Tezcan, "Sandıklardan başlamak üzere bütün Türkiye'de sandık sonuç tutanaklarını bizim gireceğimiz otomatik olarak birleştirme tutanaklarını yapacakları ve YSK'dan gelen sonuçlarla karşılaştıracak bir bilgisayar sistemimiz var. Bu ağ içinde sandıklardan sonuç tutanaklarını alacağız, veri giriş sorumlusuyla tek tek her sandığın sonucunu gireceğiz ve ilçe seçim kurulundan gelen sonuçlarla karşılaştıracağız. Uyumsuzluklar ve seçim hilelerini yakalayıp süresinde itiraz etmeyi planlıyoruz" diye konuştu.

- "Sigorta sistemlerimiz de var

Bülent Tezcan, konuşmasının sonunda gazetecilerin sorularını da cevapladı.

Bir gazetecinin, "partililerin seçimin kaybedileceği düşüncesiyle sandıkları terk etmesinin ardından sonuç alımlarına ilişkin neler yapılacağı" yönündeki sorusu üzerine Tezcan, "Tamamının önlemini aldık. 522 bin görevlimiz var. Bunların eğitimlerini yaptık, tamamladık. Bunların tamamıyla sistemi takip edeceğiz. Bunun dışında sigorta sistemlerimiz de var, onu sadece ifade edeyim. Muhtemelen sistemlerin aksayacağı alanları sigorta edecek yeni sistemleri de kurduk" diye konuştu.

"Fuat Avni" isimli Twitter hesabında yer alan bazı iddiaların da sorulması üzerine Tezcan, "Bunlar da özellikle seçim öncesi korku ve yıldırma sürecini güçlendirmeye yönelik adımlar olabilir. 'Bu iktidar şunu yapmaz' diyemeyiz ama ne yaparlarsa yapsınlar, milletimiz 7 Haziran'da seçime gidip, bütün bu uygulamaların hesabının görüleceği yer sandıktır. Sandıkta bu hesabın görüleceğine inanıyoruz" yanıtını verdi.

- "Türkiye, bir parti devleti görünümü içerisinde"

"Doğu ve Güneydoğu'da PKK tarafından seçmenlerin tehdit edildiğine yönelik iddialar var. CHP'nin bu konudaki tutumu nedir?" sorusuna karşılık Tezcan, şunları kaydetti:

"Seçmenin özgürce oy verme iradesini kim tehdit ederse, tehdit ve müdahale nereden gelirse gelsin bunun ortadan kaldırılması devletin görevidir. Ancak bugün Türkiye'de seçim güvenliğini ortadan kaldıran temel adımın, örgütlü, organize, ciddi adımın hükümet çevrelerinden ve bürokrasiden geldiğini biliyoruz. Türkiye, bir parti devleti görünümü içerisinde. Devlet partisinin kontrolü altındaki bürokrasi, valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleriyle oy kullanma sürecinden oyların taşınması sürecine kadar devletin örgütlü gücünü kullanarak seçim güvenliğini tehdit etmektedir. Kendisi seçim güvenliğini tehdit eden bir kuruluş, başka yapıların seçim güvenliğini tehdit etmesi konusunda çıkıp da bir şeyler söylemesinin, çok fazla inandırıcılığı yoktur. Nerede, hangi tür seçim güvenliğini önlemeye yönelik adım varsa, bunu önleme görevi başta bağımsız yargı olmak üzere devletin kendisidir. Bu süre içerisinde devletin bütün gücünü kudretini kullanma yetkisi de YSK'dadır, bürokraside değil. Ama ne yazık ki Türkiye'de böyle bir tablo ile karşı karşıyayız."

- "Vatandaşın oyu kime gittiyse tamamının takipçisi olacağız

Sandıklardaki CHP görevlilerinin, "CHP'ye çok yazdırmak, başka partilere az oy yazdırmak" şeklinde bir görevinin olmadığını belirten Tezcan, "Bizim görevlilerimizin tek bir görevi olacaktır, sandığa ne girdiyse, sandıktan onun çıkmasını istiyoruz. Hangi partiye hangi oy girmişse. Dolayısıyla biz sadece kendimize gelen oyların güvencesi değil, vatandaşın oyu kime gittiyse tamamının takipçisi olacağız" ifadelerini kullandı.

Tezcan, oy kullanım gününde elektrik kesintisine karşın CHP'nin neler yapmayı planladığının sorulmasına üzerine, elektrik kesilmesi ya da başka bir noktada parti görevlilerinin "radikal biçimde" seçim güvenliğine sahip çıkacağını ifade etti. 

Elektrik kesintilerine karşın YSK'dan önlem almasını istediklerini dile getiren Tezcan, "radikal tedbirlerinin" sandığın üzerine oturulmasından, elektriklerin yeniden gelmesine kadar geçen sürede her türlü önlemin alınması olduğunu vurguladı. 

- "Parmak boyası değil, parmaklara isterseniz kına yakın, sonuçta seçim risktedir"

Tezcan, geçmişte uygulanan "parmak boyası" konusunda bir taleplerinin olup olmadığı şeklindeki soruyu da şöyle cevapladı:

"Vatandaşın tekrar parmak boyasına dönmeyi istemesi, manidar bir durumdur. Parmak boyası, tek başına seçim güvenliğine yetecek bir uygulama değildir. Ama bugün yeniden parmak boyasını konuşuyorsak, bu seçim güvenliği konusunda aczimizin geldiği noktanın çok çarpıcı bir ifadesidir. Parmak boyası olduğu günlerde hep beraber 'Bu çağ dışı uygulama' diyorduk. Parmak boyasından döndük. Onun için bu artık, ayıp uygulama. Ama şimdi vatandaş 'çağ dışı' dediği uygulamayı, bir çözüm olarak görüyorsa, Türkiye'yi buna muhtaç eden YSK, ibret alması gerekir. O yüzden seçim hilelerini önleme konusunda aktif çalışmaların başta YSK olmak üzere yapılmazsa, parmak boyası değil, parmaklara isterseniz kına yakın, sonuçta seçim risktedir. Bu nedenle hep beraber güvenlik önlemlerini almamız gerekir."

Bakmadan Geçme