Gıda güvenliğinin sigortası Türkiye!
Türkiye'nin ev sahipliğinde Ukrayna'dan tahıl ve gıda maddelerinin güvenli sevk edilmesini sağlayacak anlaşmadan dolayı dünyada birçok ülke ve kuruluş Türkiye'ye tebrik ve teşekkür mesajı yayımlandı. Tahıl Koridoru Anlaşması'nın gıda krizinin çözümünde büyük rol oynarken ekonomik anlamda da büyük kazanç sağlayacağını söyleyen Doç. Dr. Levent Yiğittepe, özellikle Avrupa'da siyasi krizin sebebi olan Rusya-Ukrayna savaşının Türkiye açısından diplomatik bir zafer olduğunu belirtti.
Türkiye'nin ev sahipliğinde Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında imzalanan, Ukrayna'dan tahıl ve gıda maddelerinin güvenli sevk edilmesini sağlayacak anlaşmadan dolayı ABD, İngiltere, Fransa, İtalya başta olmak üzere birçok ülkeden Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a tebrik ve teşekkür mesajı yayımlandı. Türkiye’de gıda krizinin çözümüne yönelik önemli adımlar atılıyor. Tahıl sevkiyatına ilişkin cuma günü atılan imzanın ardından süreç hızla ilerledi. Sürecin sağlıklı yürütülmesi için İstanbul'da oluşturulan Müşterek Koordinasyon Merkezi açıldı. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Yiğittepe konuyla ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘SAVAŞTAN SONRA EN BÜYÜK SORUN TAHIL SORUNUYDU’
Rusya- Ukrayna savaşının ilk başladığı 24 Şubat tarihinden bu yana en büyük sorunun tahıl sorunu olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Levent Yiğittepe, Dünyadaki tahıl üretiminin önemli bir miktarını tedarik eden Ukrayna, savaşla birlikte ihtiyacı karşılayamaz duruma geldi. Böyle olunca bunun nerelere kadar gideceği ilk başlangıçta çok hesap edilemedi. En çok etkilenen ve Ukrayna’nın tahılına ihtiyaç duyan bölge Afrika oldu. Ukrayna, Afrika kıtasında tahıl ihracatında önemli bir yere sahiptir. Tahıl kriziyle özellikle fakir insanların, çocukların bile aç kalabileceği bir pozisyon ön görülmekteydi. Savaş başladığından beri en büyük tehlike Ukrayna limanlarındaki Rus baskısıydı. Rus baskısıyla Ukrayna’daki ticaretle uğraşan gemiler bir türlü istedikleri ülkelere varamadılar. Böyle olunca küresel anlamda da bir gıda krizi ile karşı karşıya gelindi. Bunun çözümü için Türkiye, Ukrayna, Rusya ve özellikle Birleşmiş Milletler’in kurduğu iletişim önem kazandı” ifadelerine yer verdi.
‘TÜRKİYE DENGE POLİTİKASININ MEYVESİNİ ALIYOR!’
Yiğittepe, Türkiye’nin, Rusya- Ukrayna Savaşında bir denge politikası yürüttüğünü ve tahıl koridoru anlaşmasının da o denge politikasının bir sonucu olduğunu vurguladı. Yiğittepe şunları da söyledi: ”İlk kez iki savaşan tarafı, Dışİşleri Bakanlığının Antalya’daki diploması formda buluşturan da Türkiye olmuştur. Bu önemli bir kazanımdır. Diplomasiyle başlayan ve birebir karşılıklı görüşmelerle devam eden süreç bu anlaşmaya getirmiştir. Yani biz eğer bu savaş devam ederken yapılan diplomasi faaliyetlerini görmezden gelirsek, bu dörtlü anlaşmayı anlamakta güçlük çekeriz. Bu yüzden Antalya diplomasi formuyla başlayan, sonrasında da İstanbul’da iki tarafı karşıya aynı masada oturtan bir Türkiye’den bahsediyoruz. Bu Türkiye iki tarafı da anlayabiliyor. Savaşın başladığı andan itibaren denge politikasını yürüten bir Türkiye var karşımızda. Bu süreç de denge politikasının sonuçları. Mesela Fransa lideri bunu yapamadı. Onlar da bu arabuluculuk rolünü üstlenmek istemişlerdi. Ama başarıyla sonuçlanmadı. Tam aksine Türkiye’nin iki tarafı buluşturmasıyla önemli bir sonuca ulaşılmıştır.”
‘AFRİKA’DA BUĞDAYA, TAHILA AZAMİ MİKTARDA İHTİYAÇ VAR’
Afrika’da buğdaya ve tahıla azami miktarda ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Yiğittepe, “İstanbul Mutabakatı’nda en önemli şey güzergahın mutlaka İstanbul’dan geçmesi. Orada bekleyen gemilerin İstanbul’a gelip, İstanbul’da kayıtlarının yapılıp daha sonra gidilecek limanlara dağıtım yapılması. Dikkat edilmesi gereken nokta anlaşmanın kayıtlarında da mevcut. Özellikle savaş gemilerinin asla eşlik etmemesidir. Yani savaş gemilerinin tehlike arz edebileceğidir. Sadece kılavuz gemilerle tahıl yüklü gemilerin önce İstanbul’a girip, kayıt altına alınacağı bir kontrol mekanizması olacak. Kontrol mekanizmasının sonucunda da ilgili kayıtları yaptıran İstanbul’dan sevkiyatının Akdeniz’e, Ege’den Avrupa’ya ya da Afrika’ya ulaştırılmasıdır. Özellikle Afrika’da gerçekten yoksulluk hat safhada. Şu anda bu buğdaya, tahıla azami miktarda ihtiyacı var. Uluslararası İlişkilerde Güneyin fakirliği ile Kuzeyin zenginliğini düşündüğümüzde gerçekten bu tahıla, buğdaya birçok bölgenin ihtiyacı olduğunu bilmekteyiz. Aslında bu anlaşma da bir yol açmış, imkân tanımış olacak” şeklinde konuştu.
‘ANLAŞMAYA ZEMİN HAZIRLAYAN ÜLKELER BAŞARISIZ OLDU’
Savaş devam ederken böyle bir anlaşmanın yapılmasının kayda değer olduğunu vurgulayan Doç.Dr. Yiğittepe, “Anlaşmanın hemen ardından yayın yapan gazeteler, İtalyan, Fransız ve diğer Avrupalı ülkelerin gazetelerinin attığı manşetler, sürmanşetler direk bu yapılan tahıl koridoru zirvesi anlaşmanın imzalanmasıyla ilgilidir. Çünkü bu şekilde bir anlaşmaya zemin hazırlamak isteyen ülkeler başarısız olmuşlardır. Son dönemde İngiltere Başbakanının istifa etmiş olması, İtalyan Başbakanının istifa etmesinin arkasında iç siyasetin istikrarsızlığı olsa da aslında bu savaş üzerinden bir başarısızlıkları da söz konusudur. Avrupa devletlerinin özellikle Rusya-Ukrayna Savaşındaki bu tahıl koridoru meselesinde başarılı olamadıklarını görüyoruz. Avrupa Birliği şu anda kendi içerisinde de sıkıntılar yaşamakta. Çünkü Rusya’ya yüzde 60-70 bağımlı bir doğalgaz ihtiyacı var. Yeniden kömür gibi fosil yakıtlara dönmek istemeleri gibi konularda kendi içlerindeki çıkmazı bize gösteriyor. Hal böyle olunca savaş devam ederken istedikleri başarıyı da elde edememiş olmaları toplumları nezdinde de bir itibar kaybetmelerine neden olmuştur. Ki bu sürecin devamı istifalarla sonuçlanmıştır. Bu tip krizlerin yönetiminde başarılı olamayan hükümetler siyasi anlamda da bir istikrarsızlığa ya da bir istifaya kadar gidebilmektedir” diye aktardı.
‘TÜRKİYE ULUSAL ÇIKARLARI İÇİN HAREKET EDİYOR’
Türkiye’nin ulusal çıkarları için hareket eden bir ülke olduğunu vurgulayan Yiğittepe, “Rusya-Ukrayna Savaşı devam etmekte. Burada önemli olan Türkiye’nin uygulamış olduğu denge politikasıdır. Çünkü Türkiye hem Rusya hem de Ukrayna ile görüşmelerini devam ettirmekte. İki tarafla da ilişkilerimiz söz konusu. Uluslararası ilişkilerde ebedi dostluklar ve ebedi düşmanlıklar değil, ulusal çıkarlar çok önemli. Türkiye’de ulusal çıkarlar için hareket eden bir ülkedir. O yüzden bir denge politikası yürütmektedir. Tahran da yapılan üçlü zirveyi de buna ilave etmek gerekir. Çünkü burada hem İran’la hem Rusya’yla daha önceki zirveleri referans alarak, iki liderin yani Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın buluşması zaten eskiye dayanmakta. Buna İran’ı da dâhil ederek Suriye’deki meselelere çözüm bulma çabalarına destek vermektir. Rusya-Ukrayna savaşını Suriye ile bağımsız düşünemezsiniz. Çünkü Suriye’de Rusya’da var. Uluslararası ilişkilerin doğası gereği bölgesel anlamda yaşanan bir kriz küresel anlamda tüm ülkeleri etkiler” diyerek sözlerini noktaladı.
•SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ