• Haberler
  • Konya
  • Gıdada denetimler artmalı, cezalar genele yayılmalı

Gıdada denetimler artmalı, cezalar genele yayılmalı

Gıda fiyatlarındaki artışın önlenmesi için daha caydırıcı adımlar atılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal, 'Sorunu çözmenin yolu, caydırıcı cezalar ile etkin ve sürekli saha denetiminden geçmektedir. Örnek mi, ulusal çapta yayılmış marketler zincirinin ülkenin herhangi bir yerindeki bir şubesinde sorun tespit edildiğinde, ülkeye yayılmış tüm firmalarının bir hafta kapatılması gibi çok daha ağır cezalar uygulanmalı' dedi.

Enflasyon beklentileri, faizlerin yüksekliği ve sıkı vergi politikası hakkında değerlendirmelerde bulunan Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Mehmet Öcal, “Konuya iki açıdan bakılmasında fayda var. Birincisi resmi verilere göre ekonominin durumu, ikincisi ise halkın büyük çoğunluğunun yaşadığı durum. İkisi arasında, halkın yaşadığı zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için çektiği maddi sıkıntı ile siyasetin açıkladıkları arasındaki fark siyahla beyaz kadardır. Örneğin hükümetin kamu çalışanları, emekli ve asgari ücretleri belirlemek için baz olarak aldığı TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranları ile, halkın hissettiği enflasyon aynı mı? TÜİK’in enflasyonuna fiyatlar genel düzeyi yıllık %30 civarında artarken, gıda, giyinme, benzin, mazot fiyatları iki katı artmaktadır. Asgari ücretlerin ve emekli maaşlarına yapılan zammın neredeyse marketlerin bir türlü önlenemeyen keyfi fiyat artırmalarından dolay zaten ermiş durumdadır, emeklilerin %80’inin yirmi bin lira civarında maaş alması, zaten başlı başına fıkradır” ifadelerini kullandı.  

Gıdada denetimler artmalı, cezalar genele yayılmalı

GIDA FİYATLARINDAKİ ARTIŞA, CAYDIRICI ADIMLAR ATILMALI

Gıda ve barınmadaki fiyat politikasına ilişkin konuşan Öcal, “Ülkemizde gıda fiyat politikasında hükümetin gerekli caydırıcı yasaları çıkarmaması, başta ulusal ölçekte yayılmış marketler zinciri ile her il ve ilçede faaliyet gösteren marketlerle ve denetimlerin yetersizliği nedeniyle hemen tüm sektörlerde büyük sermayeli firmaların keyfi fiyat artırmalarının önüne geçilmediğinden başıboşluk devam etmektedir. Parti ayırt etmeksizin meclisteki milletvekillerinin siyasi amaçlı yaptığı konuşmaları dışarda tuttuğumuzu kabul etmek varsayımıyla, halkın sorunlarından habersiz oldukları anlaşılmaktadır. Hükümet firmalara verdiği para cezalarıyla sorunu çözebileceklerini sanmakta, muhalefet ise sorunu çözmek adına konuya ciddi olarak yaklaşmamaktadır. Hükümetin bilmesi gereken verilen para cezalarıyla yaraya merhem olsaydı, zaten şimdi böyle bir sorun konuşulmazdı. Sorunu çözmenin yolu, caydırıcı cezalar ile etkin ve sürekli saha denetiminden geçmektedir. Örnek mi, ulusal çapta yayılmış marketler zincirinin ülkenin herhangi bir yerindeki bir şubesinde sorun tespit edildiğinde, ülkeye yayılmış tüm firmalarının bir hafta kapatılması gibi. Barınma konusunda TOKİ’nin son uygulamaları orta gelirli vatandaşların ev sahibi olmalarını sağlaması bakımından olumlu bir yaklaşımdır. Ancak konutların belirlenen sürelerde bitirilmesi ve teslim edilmesi koşuluyla. Hükümetin uyguladığı birçok yanlış politikadan dönerek kira artışlarını, on iki aylık ortalama enflasyon oranına bağlayarak, geçte olsa doğru yolu bulduğunu söyleyebiliriz“ diye konuştu.

EKONOMİDE DOĞAÇLAMA POLİTİKALARA YER YOKTUR

Bireysel yurtdışı alışveriş kısıtlamaması gibi uygulamaların, ortaya çıkan gelişmelere göre alınan spontane ve telaşla alınan kararlar olduğunu söyleyen Öcal, “Ülkemizde buna benzer uygulamalar sadece bu konuda değil birçok alanda görülmektedir. Vergi borçları yapılandırması, kerdi kartlarının limitleri ve taksit süreleri ile sayıları gibi. İstikrarlı ekonomilerde böyle doğaçlama politikalara yer yoktur” cümlelerini kullandı.

GELİR DAĞILIMINDAKİ ADALETSİZLİK ÇÖZÜLMELİ

Gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çeken Öcal, “Ekonomide gözle görülecek kadar ciddi bir değişim olduğu söylenemez. Resmi verilere göre her şey güllük gülistanlık, ancak realite bunun tam tersidir. Toplam emeklinin %80’inin maaşı yirmi bin lira, toplam çalışanın %43’ü asgari ücretle çalışıyorsa, gelir dağılımı adaletsiz hale dönüşüyorsa (Gini Katsayısının 0.39’dan 0.42’ye yükselmesi; Gini Katsayısı 1’e yaklaşırsa gelir dağılımı bozuluyor anlamına gelmektedir), sektör ayırt etmeksizin nerdeyse tüm firmaların serbest piyasa adı altında sattıkları ürünlerin ve hizmetlerin fiyatlarını fahiş oranlarda artırmaları ve bu duruma atılan sloganvari göstermelik açıklamalar dışında seyirci kalınması gibi gelişmelerin yaşandığı ülkemiz ekonomisinde elle tutulur gözle görülür bir iyileşmeden söz edilemeyeceği açıktır” dedi.

GEÇİCİ RAHATLAMA DEĞİL, KALICI ÇÖZÜM GEREK

Enflasyon beklentisi ile ilgili yorum yapan Öcal, “Bilinen bir örnek ama ilk düğme yanlış iliklenirse sonrakilerin doğru iliklenmesi, ortaya çıkan yanlışı düzeltmez. Burada ilk yanlış iliklenme TÜİK tarafından Avrupa Birliği normlarına göre hesaplanan, ancak yüzdesel olarak ağırlıkları enflasyonun düşük çıkması için adeta keyfi olarak belirlendiğinden ve tüm maaşlar ile ücretlerde, gerçekte olduğundan normal olarak daha düşük açıklanan enflasyon baz alındığı için, halkın reel geliri hükümet yetkililerinin söylediklerinin tam tersine, gittikçe gerilemektedir. Kalıcı olarak yakın zamanda bu yanlışın düzeltilmesi ve sisteme oturtulması mümkün görünmemektedir. Ancak 2027 yılında yapılması konuşulan genel seçim dolayısıyla kamu kaynaklarının kamu kesimi çalışanlarının, asgari ücretlilerin ve emeklilerin maaşlarının yüksek oranlarda artırılması ancak geçici bir rahatlama sağlayacak, kalıcı bir çözüm getirmeyecektir. Üstelik hükümetin piyasaların içinde bulunduğu koşulların gereklerine göre değil de popülist politikalara yönelmesi, seçimden sonra enflasyonu artıracağından ekonomide ciddi, derin ve kalıcı sorunlara neden olacaktır” diye konuştu.  

TÜM SEKTÖRLERDE SİL BAŞTAN BİR YÖNETİM ANLAYIŞI BENİMSENMELİ

Tüm sektörlerde sil baştan bir yönetim anlayışı benimsenmesi gerektiğine değinen Öcal, “Yürütme organı konumundaki hükümetin savunma sanayi dışındaki tüm alanlarda; yönlendirici, düzenleyici ve denetleyici işlevini layıkıyla yerine getirememesi durumunu turizm sektöründe de görmekteyiz. Yani tüm sektörlerde ve alanlarda sil baştan yönetim politikasını tekrar gözden geçirmelidir. Ülke olarak yaşadığımız sorunlar salt turizm sektörünü değil, tamamını kapsamaktadır. Önce tüm sorunlar objektif ve bilimsel olarak ortaya tespit edilmeli ve çözüme yönelik politikalar ülkemiz gerçeklerine uygun şekilde politik kaygılar dışarda tutularak uygulamaya konulmalıdır” ifadelerini kullandı.   

Özel Haber

Bakmadan Geçme