Güçlü liderle güçlü Türkiye
Türkiye'nin artık kabuğunu kırarak dünyada önemli bir güç olma yolunda ilerlediğini ifade eden Prof. Dr. Önder Kutlu, yeni sistem değişikliği ve beraberinde iki dönem güçlü bir liderle Türkiye'nin hedeflerine rahatlıkla ulaşabileceğini söyledi.
Sistem değişikliğinin ülkemize çok büyük katkı sağlayacağını ancak Türkiye’nin asıl ihtiyacının yeni bir anayasa olduğunu dile getiren Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Önder Kutlu, “Siyasi tarihimizde birçok milat kabul edilebilir ancak 1 Kasım seçimleri bu noktada çok önemli bir milattır. Bundan daha önemli bir milatsa 15 Temmuz darbe girişimidir. 15 Temmuz, Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak girmiştir. 16 Temmuz ise Türkiye için daha aydınlık bir tarih olarak karşımıza çıktı. 15 Temmuz gecesi gördük ki Türkiye’nin güçlü ve kararlı bir lidere ihtiyacı var. Yönetimde artık çift başlılığa yer yok. Şu anda gündemde olan değişiklikler asgari değişikliklerdir. Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir anayasadır. Sistem değişikliği bu anlamda ülkemize büyük katkı sağlayacaktır. Bugün Türkiye’de uyumlu bir Cumhurbaşkanı ve Başbakan var ancak yarının ne getireceğini bilemiyoruz. Hükümet sisteminin kişilere bağlı olmaması için sistem değişikliği şarttır. Bazı çevreler sistem değişikliğini sadece Recep Tayyip Erdoğan’a odaklı olarak göstermek istiyorlar ancak tam tersi sistemi kişilere odaklı olmaktan çıkarmak için böyle bir değişiklik zorunludur. Bu değişiklik de bugün için değil yarın içindir. 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı ayrı bir telden, Başbakan ayrı bir telden çalmış olsaydı Türkiye bugün mevcut konumunda olmazdı. 15 Temmuzların bir daha yaşanmaması adına görev, yetki ve sorumlulukların kimde olduğunun net bir şekilde belli olması gerekiyor.” dedi.
“ASKERİ YARGIDAKİ DÜZENLEMEYİ GÖZDEN KAÇIRIYORUZ”
Yeni sistem ile demokrasinin iki ana unsuru olan yönetimde istikrar ve temsilde adaletin de verimli bir hale geleceğini ifade eden Kutlu, “Cumhurbaşkanlık ve Başbakanlık makamlarının birleşmesiyle yönetimde bir istikrar sağlanacak. Aynı zamanda koalisyonlar tarihe karışacak. Çünkü Cumhurbaşkanı kim seçilirse meclise bağlı kalmaksızın kendi hükümetini kuracak. Meclis kendi işine yoğunlaşarak yasalarını yapacak, hükümeti denetleyecek, toplum adına yol gösterici olacak. Yürütmede halktan aldığı güçle icraatlarda bulunacak. Demokrasilerde iki önemli husus vardır. Yönetimde istikrar ve temsilde adalet. Temsilde adalet Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri aracılığıyla, yönetimde istikrar da koalisyon ihtimalinin ortadan kalkmasıyla sağlanacaktır. Askeri yargının tamamen ortadan kaldırılması es geçiliyor ancak bu da reform gibi bir değişikliktir. Türkiye’de her kesimin yıllarca eleştirdiği, mağdur olduğu bir kurum olan askeri yargı kaldırılıyor. Askeri yargının nerelere kadar gidebileceğine daha önceki dönemlerde şahit olduk. Bu bile başlı başına devrim gibi bir değişikliktir. Askeri yargının kaldırılmak istenmesi eski Türkiye’de bir darbe sebebiydi.” şeklinde konuştu.
“GÜÇLÜ LİDERLERE SAHİP OLMAK DİKTATÖRLÜK DEĞİLDİR”
Referandum sonuncunda gerçekleştirilecek sistem değişikliğini bir parti davası olarak görmemek gerektiğini aktaran Kutlu, “Bu değişiklik milletin bekası açısında çok önemlidir. Zaten tarihimizde ülke olarak hep güçlü liderler çıkarmışızdır. Güçlü liderlere sahip olmak diktatör olmak anlamına gelmiyor. Güçlü lidere sahip olmanın önemi 15 Temmuz gibi kritik zamanlarda daha da belirgin bir şekilde ortaya çıktı. Seçmen artık kendi iradesiyle, düşüncesiyle oyunu kullanabiliyor. Bugün artık eskisi gibi kalabalık yığınlar ya da bir işaretle oy verecek insanlar yok. Örneğin 7 Haziran’da seçmen AK Parti’ye bir mesaj verdi. Bunu da AK Parti gördü, okudu ve kendini 1 Kasım’a kadar revize etti. Geçtiğimiz dönemlerdeki gibi oy deposu artık yok. Artık insanlar Belediye Başkanına farklı bir partiden, Belediye Meclisi üyelerine farklı bir partiden oy verebiliyor. Seçmen artık ne yaptığını biliyor. Milletimize bu anlamda güvenmek gerekiyor. Bugüne kadar halkımız yanlış karar vermedi, bundan sonra da vermeyecektir. İnandığı, güvendiği birini oy vermek suretiyle Cumhurbaşkanı yapacaktır.” ifadelerini kullandı.
“İKİ DÖNEM GÜÇLÜ BİR LİDER ŞART”
Türkiye’nin yeni yeni prangalarını kırmaya başlayan bir ülke haline geldiğini ifade eden Kutlu, “Türkiye artık kabuğunu kırarak, kalkınmayı ve büyümeyi gördü. Kendi silahlarını yapabilir duruma geldi. Artık başka ülkelerinin tanklarına, tüfeklerine, yazılımlarına ihtiyacımız kalmadı. Türkiye yeni yeni prangalarını kırmaya başladı. Bundan sonra da yeni anayasa işler hale geldikten sonra da ülke olarak daha iyi noktalara geleceğiz. Türkiye’nin etrafı tam anlamıyla bir ateş çemberi. İçinde bulunduğumuz bölge hakikaten ciddi krizlerle boğuşuyor. Tam da bu ortamda Türkiye önünü açmaya çalışıyor. Bir taraftan kendi içimizdeki hainlerle uğraşıyoruz. Bir taraftan da dışarıdaki düşmanlarla mücadele ediyoruz. Dışarıdaki düşmanla uğraşmak kolaydır ancak içerideki hainlerle mücadele edebilmek çok daha büyük bir çabayı gerektiriyor. Haliyle önümüzdeki dönemde ülkemizin önünün açılması için en azından iki dönem güçlü bir lidere sahip olursak ülke olarak koyduğumuz hedeflere daha kolay ulaşabiliriz. 2023, 2053 ve 2071 hedefleri tarih olarak da uzak değil, hedef olarak da uzak değil. Bu hedeflere ulaşabilmek için anayasa değişikliği bir fırsattır.” dedi.
“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK PROBLEMİ MUHALEFETTİR”
Türkiye’nin en büyük probleminin muhalefet olduğunu ve iktidarları hatalarından döndürecek olanın yine muhalefet olduğunu ifade eden Kutlu, “Türkiye’de iktidar problemi gibi bir şey söz konusu değildir. Türkiye’nin problemi muhalefettir. Muhalefet eleştirecek, alternatiflerini ortaya koyacak, iktidar da yapacak. Bu anlamda anayasa değişikliğine itirazı kimlerin yaptığına baktığımızda CHP ve HDP’yi görüyoruz. Türkiye böyle bir değişikliğin olacağını gördü ve ona uygun bir pozisyon aldı. CHP de bu anlamda MHP’nin sahil bölgelerindeki, laikliğe önem veren seçmenine hitap etmeye çalışıyor. Yani CHP, MHP grubunun içindeki bir kesime oynuyor. Anadolu’daki MHP’liler milliyetçi, muhafazakardır ve sağduyuludur. CHP, MHP’nin laik bir kesimi var ve ona oynamaya çalışıyor. HDP de yapılan operasyonlarla ciddi bir daralma sürecine girdi. HDP bugün barajı geçebilecek bir parti değildir. Daha önce HDP’ye oy veren kesim PKK’nın yanında yer almayıp HDP’ye oy vermeyecektir.” diye konuştu.
İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme