Güneş, yalçın kayalıklardan doğdu

YENİ HABER ÖZEL

Türk siyasi hayatında son 300 yıldır sadece birkaç kez doğan güneş, bu sefer  1000 Yıllık Türk Yurdu Taşkent’in yalçın kayalıkları arasından doğdu. İşte; Türkiye’yi Cumhuriyetin 100. Yılına hazırlayacak Türkiye’nin Yeni Güneşi ve onun doğduğu topraklar.

Türk siyasi hayatında son 300 yıldır sadece birkaç kez doğan güneş, bu sefer 1000 Yıllık Türk Yurdu Taşkent’in yalçın kayalıkları arasından doğdu. Türkiye’yi Cumhuriyetin 100. Yılına hazırlayacak güneşin adı; Ahmet Davutoğlu. Taşkent bir bakıma aslında bir özlemin adı. İlk Taşkentlilerin anavatanlarına, Davutoğlu’nun da topraklarına ve annesine duyduğu bir özlem. 1071 de kazanılan ve tarihin seyrini değiştiren büyük zaferle başlayan Türklerin Anadolu macerasında her zaman yer aldı Taşkent. Ama hiçbir zaman bu kadar ağırlığı, hiçbir zaman bu denli büyük aktörlüğü olmadı. Bu nedenle, Taşkentlilerin hiçbir zaman bu denli heyecanı ve coşkusu da olmamıştı. İşte bu coşku tüm Taşkent’i, tüm Aladağ’ı sardı. Sokak sokak, ev ev, birey birey her zerresinde hissetti bu heyecanı Taşkent. Bu heyecanın bu coşkunun vücut bulmuş haliydi Davutların Ahmet. Şimdi tarihin seyrini değiştirme vakti diyordu her kayalık lisan-ı haliyle. Çünkü, bu sert, keskin ve yalçın kayalıkların arasında doğan yeni Türkiye’nin Yeni Güneşi sadece Taşkent’in, sadece Aladağ’ın, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın umuduydu. Çıktığı yolda yanında hissetmek için geldi doğduğu topraklara. Çıktığı yolda dua almak için geldi. Dönerken Başkente Ahmet Davutoğlu, yanında bu toprakların ve bu topraklarda yaşayanların sevgisini, heyecanını ve duasını da beraberinde götürdü. 

 Türklerin Anadolu’ya Göçü

Bu coşkunun ve bu büyük heyecanın ev sahipliğini yapan Taşkent ve çevresindeki yerleşimler konusunda bilgi veren Prof. Dr. Alaattin Aköz, Anadolu’ya yapılan Türk göçlerinin iki aşamada gerçekleştiğini belirtti. “İlki, Büyük Selçuklular döneminde başlamıştır. Çağrı Bey komutasındaki Türkler 1015-1021 yılları arasında Anadolu'ya keşif amacıyla akınlar düzenlemişlerdir ”diyen Prof. Dr. Alaattin Aköz, “Türkmen boylarının Anadolu’ya ikinci büyük göçü; 1220’lerden sonra doğudan gelen yıkıcı, acımasız Moğol istilası sonucu, Türklerin Orta Asya’dan ve yoğun yerleşme merkezleri olan Azerbaycan’dan Anadolu’ya göçleridir” şeklinde konuştu. Prof. Aköz,  Bu ikinci büyük göç sonucu, Anadolu’da kırsal kesimde ve şehirlerde Türk nüfusu eskisine göre çok daha yoğun bir hale gelmiş ve 13. yüzyılda Anadolu, artık bir Türk yurdu görünümünü almıştır” dedi.

Türk Yurdu Taşkent

Anadolu Selçuklularının Malazgirt savaşından sonra kısa süre içerisinde herhangi bir yeni savaş olmaksızın Anadolu’yu baştan başa ele geçirdiklerini belirten Aköz, şöyle konuştu; “1080’li yıllarda Konya başkent olmak üzere devletlerini kurmuşlardı. Bu dönemde sürekli bir şekilde Anadolu’ya gelmeye devam eden Türkmenler, devlet tarafından şehirlerin dışındaki geniş alanlara sevk ediliyorlardı. Bu birinci göç dalgası içerisinde yer alanlar sadece göçebe hayat yaşayan unsurlardan ibaret değillerdi; geldikleri bölgelerde yerleşik hayata geçip, ziraatla uğraşanlar da bir hayli fazlaydı. Taşkent, o dönemdeki ismiyle Aladağ bölgesine gelenler de bu özelliğe sahip boylardı. Yani yerleşik hayat özelliğini taşıyan boylar

Anavatanla benzerlikler duyular özlemi anlatıyor

Türk boylarının Taşkent ve çevresinde yerleşimleri konusunda. Türklerin Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 1071’de Malazgirt Zaferi’yle, Bizans Anadolu’su Türk istilasına açık hale geldiğini ifade etti. Bu istilanın Anadolu tarihinde kesin dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden Aköz, “Bizans’ın direncinin kırıldıktan birkaç yıl sonra Türkler, Ege Denizi’ne kadar tüm Anadolu’yu yurt edindiler.” şeklinde konuştu.. Bu boylar Türkistan’da iken yaşadıkları bölgelerin özelliklerine sahip olan Aladağ bölgesine yerleşmekte hiç zorlanmadılar. Büyük bir ihtimalle bölgeye Aladağ ismini de onlar verdiler. Zira Türkistan’da Aladağ ismi yaygın şekilde kullanılmaktaydı. Bugün Kırgızistan’da en önemli sıradağlar Tanrı Dağları, bir diğeri de Aladağlardır. Hatta Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki büyük meydanın ismi de bu dağlardan gelmektedir: Alatoo Meydanı. Taşkent’in köylerinden birisi de bugün Balcılar ismiyle bilinen Alata köyüdür. Alata ismi doğrudan XI. Yüzyılda bu bölgeye gelip yerleşenlerin geldikleri bölgenin söyleyiş özelliklerini koruyarak vermiş oldukları bir isimdir. Yani Bişkek’teki meydanın ismi ile bu köyün ismi aynıdır.”

İsimler Türkçe

Aladağ Kazası köyleri incelendiğinde iki tür yerleşim gözlendiğini söyleyen Aköz,  “Birincisi kadim bir yerleşim yerini yeniden şenlendirmek, ikincisi ise yeniden köyler kurmak. İlki için sadece bir örnekten söz edebiliriz. Bu da en büyük yerleşim yeri olan Pirlavganda’dır. Bu isim Türk devri öncesine ait bir yerleşimin adıdır fakat tek bir köy yerleşimi şeklinde değildir. Bu köyün en önemli özelliği eski bir yerleşim olmasına karşılık eski sakinleri tarafından çoktan terk edildiğidir. Zira köyü oluşturan mahalle ve mezraa isimlerinin tamamen Türkçe olması ve diğer bütün köylerde olduğu gibi Pirlavganda da nüfusun tamamının Müslüman Türklerden oluşması bunun açık göstergesidir” dedi.

Bakmadan Geçme