Haçlılar Bizans'a da büyük zarar verdi
Selçuklular ve Haçlılar Sempozyumu'nun dördüncü oturumunda 'Haçlılar, Bizans ve Selçuklu' konularında bildiler, Prof. Dr. Mustafa Fayda'nın oturum başkanlığında gerçekleştirildi.
Oturumda Dr.Susan EDGINGTON “First Encounters With The Seljuk Turks: Fulcher Of Chartres’ Account Of The Siege Of Nicaea And The Battle Of Dorylaeum, 1097” bildirisiyle, Birsel KÜÇÜKSİPAHİOĞLU “Bizans İmparatorluğu’nun Haçlılara Bakışı” bidirsiyle Erkan GÖKSU “Aleksios Komnenos’un Haçlılarla İmtihanı” bildirisiyle, Yehoshua FRENKEL “Anecdotes About Muslims-Latins Relation in the Saljuq Era” bildirisiyle katkı sağladı.
BİZANS İMPARATORLUĞU’NUN HAÇLILARA BAKIŞI
Prof.Dr. Birsel Küçüksipahioğlu bildirisinde; “26 Ağustos 1071’de Selçuklular’la yapılan Malazgirt Savaşı Bizans İmparatorluğu’nun tarihinde aldığı en büyük yenilgilerden biriydi. İmparatorluğun tüm askeri gücünü yitirmesine ve en kıymetli toprak parçası Anadolu’yu kaybetmesine yol açan bu savaş Haçlı Seferleri’nin başlamasına da neden oldu. Zira savaşı kaybeden IV. Romanos Diogenes’ten sonra imparatorluk tahtına çıkan VII. Mikhail Selçuklu akınlarına karşı koyabilmek, Türkleri Anadolu ve Yakındoğu’dan uzaklaştırabilmek için Avrupa’dan ücretli asker talebinde bulundu. Bu talep imparator I.Aleksios Komnenos döneminde bir kez daha tekrarlandı ve Avrupa bu isteğe büyük Haçlı orduları göndermek suretiyle karşılık verdi.
İmparator Aleksios döneminde gerçekleşen Birinci Haçlı Seferi ve 1101 Yılı Haçlı Seferleri, İmparator I. Manuel Komnenos zamanında başlayan İkinci Haçlı Seferi ve II. Isaakios Angelos dönemindeki Üçüncü Haçlı Seferi sırasında Bizans Devleti ve halkı Haçlılara karşı çok temkinli ve tedirgin yaklaştı. Çünkü onların anlaşmalara uymayan, söz dinlemeyen, yağmacı ve para düşkünü bir yapıya sahip olduklarını biliyordu. Bu nedenle vasallik yemini etmelerini istemek, kendi topraklarına zarar vermeyeceklerine dair söz almak, anlaşma yapmak ve hediyeler vermek suretiyle onlardan gelebilecek tehlikeleri en aza indirmeye ve imparatorluğu zor durumlara sürüklemelerinin önüne geçmeye çalıştı. Ancak bu çaba Batı’nın imparatorluğa yönelik gerçekleştirdiği Dördüncü Haçlı Seferi’nde karşılık bulmadı ve Batılı Haçlı güçleri insanlık tarihinin en acımasız kıyım ve yıkımlarından birini gerçekleştirerek imparatorluğa büyük bir darbe indirdi.” Görüşlerine yer verdi.
ALEKSİOS KOMNENOS’UN HAÇLILARLA İMTİHANI
Erkan Göksu bildirisinde “Birinci Haçlı Seferi, Papa II. Urban’un 27 Kasım 1095 tarihinde Clermont Konsü¬lü’nde yaptığı çağrı ile başlamıştır. Başını Piyer Lermit’in çektiği din adamlarının etkili propagandası, büyük halk kitlelerini harekete geçirmiş ve kısa zamanda büyük bir ordu toplanmıştır. Çoğunluğu askerlikten anlamayan, sefere sadece ganimet elde etme arzusuyla katılan insanlardan oluşan ilk birlikler, asıl askerî gücü oluşturacak kafileleri beklemeden hareket etmiş ve 1 Ağustos 1096’da İstanbul’a ulaşmıştır.
Piyer Lermit’in idaresindeki bu büyük, ama düzensiz ordunun İstanbul’a gelişi, vaktiyle Selçuklu Türklerine karşı Papalıktan yardım istemiş olan İmparator Aleksios’u endişelendirmiştir. Türklere karşı Bizans kuvvetlerini takviye için kullanacağı küçük birlikler, ücretli askerler veya münferit şövalyeler bekleyen Aleksios, karşısında çok kalabalık ve düzensiz Frank birliklerini görünce büyük bir şaşkınlık ve korku yaşamıştır. Gerçekten de 1 Ağustos 1096’da İstanbul’a gelen ilk Haçlı birlikleri, şehirde büyük kargaşaya yol açmış ve Aleksios, onları mümkün olduğunca çabuk bir şekilde İstanbul’dan uzaklaştırıp Anadolu’ya geçirmenin yollarını aramaya başlamıştır. Haçlıların Bizans arazisinden geçişini en az sıkıntıyla atlatabilmek için bazı tedbirlere başvuran Aleksios, onları Helenopolis (Civitot)’e yerleştirmiştir. Böylece hem kendisini, hem taht ve tacını ve hem de İstanbul’u korumayı hedeflemiştir.
Helenopolis (Civitot)’e yerleşen Haçlılar ise Türkiye Selçuklu topraklarına girerek İznik yakınlarına kadar ilerlemişler ve bölgeye büyük zarar vermişlerdir. Bunun üzerine harekete geçen Türkiye Selçuklu ordusu, Haçlılarla mücadeleye başlamış ve Kırkgeçit (Drakon) Vadisinde yapılan savaşta Haçlı ordusunu mağlup etmiştir.” Görüşlerini dile getirdi.
Selçuklular ve Haçlılar Konya 2016
Yehoshua FRENKEL ise “Zengi, Eyyubi ve Memlukler dönemlerine Arap kronikleri, biyografik sözlükler, (Farsça ve Arapça) hagiographies ve gayri-kronolojik (adap) çağdaş kaynaklar Selçuklu ve Franklar arasında karşılaşmalar hesapları ve hikayeler iletir. Bu raportlar Orta İslam dönemi kaynaklarında uzun sayfaları meşgel etiyor. Benim iştirakın amaçı Selçuklu-Haçlı arena karmaşık gerçekliğini anlatmak için bu kaynakları ve özellikle sufi literatüre kullanmaktır. Özellikle Anadolu'da ve Bereketli Hilal’da, hem askeri olmayan çatışmalar hesaplar üzerinde oturacağım.
Bu kaynaklar, anti-Haçlı cihada Sufiler katılımı ve diğer Müslümanların hesapları sağlar. Bu veriler, Müslüman yazarların mektup kuşaklar tarafından ve özellikle modern Arap ulus devletlerin alanda faaliyet olanlar tarafından, seçici, alındı. Bu yanıltıcı bir anlatı olduğunu. Müslüman savaş ağaları birlikte meslektaşı Franks, yalnız diğer Hıristiyan mezheplerinin izin getirdiği diğer iletişim hatlarını oynar.
Biyografik ve edebi (adap) kaynaklar Frenk Müslüman ilişkisinin karmaşıklığına ışık attı. Son bir yıl içinde çeşitli bilim adamı barışçıl iletişim ve Müslüman emirler ve Latin beyliklerinin arasındaki diplomatik antlaşmalar bizim dikkat çekti. Usamah bin Munkiz'den ünlü "günlüğü" olmasa da tek noktaya bir örnektir.
Sözde izlenebilmektedir dini mezhepleri ve etnik grup yayılan edildi sınırların bulanık Diğer örnekler Sufi çalışır. Bu metinlerde biz iddia düşmanları arasında ve hatta dostluk sınır kapısının, iletişim anlatı rastlamak. Örneğin bu tür Mowlana ziyareti bir Platon'un Manastırı hikayesi. Başka bir hikaye itibaren biz Mowlana müdahale ve yürütme karşılaştığı bir Hıristiyan kurtardı öğrenmek (“ne bir Yunanı meseleyi”?). Mowlana mucizevi gücü Franklar bile şaşırtmış. Sınırların mesafesi onları ulaşmasını onu engellemek değil.
Noktaya bir olgu onun hayret o nasıl Franks'ın baş tedavisi için bu genç adam talimat Franks tarafından hapse atıldı onu bir öğrenci ile iletişim konusunda hikayesidir. Başarıyla harika master komutun genç esir düşman hayatını kurtardı. Bu nedenle tüm Franks, Mowlana gördükten olmadan onun destekçileri ve sevgili olduk. ” ifadelerine yer verdi.
Bakmadan Geçme