• Haberler
  • Konya
  • 'Haçlılar sinemaya Amerikan milliyetçiliği olarak yansıyor'

'Haçlılar sinemaya Amerikan milliyetçiliği olarak yansıyor'

“Selçuklular ve Haçlılar Sempozyumu”nun üçüncü oturumunda günümüz Modern Tarih Yazıcılığında Haçlı Seferleri Söylemleri konusunda bildiler Prof. Dr. Osman Okka’nın oturum başkanlığında gerçekleştirildi.

Yrd. Doç Dr. Fatma Kalpaklı ‘’Günümüz Sinemasında Haçlı Zihniyeti: Adil Oyun’’ konusunda, Dr. Salih Kış ‘’Osmanlı Devleti Himayesinde Son Haçlı Seferi: Alman İmparatoru II. Wilhelm’in Kudüs Seyahati’’ konusunda, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yılmaz ise ‘’V. Haçlı Seferinin Balkanların Etnik Yapısına Etkileri’’ konusunda, Doç Dr. Ahmet Şimşek ise “Cumhuriyet Dönemi Tarih Ders Kitaplarında Haçlı Algısı”  bildirilerini sundular.

Sempozyumdaki bildirilerin özeti...

salih-kis-(2).jpg

Dr. Salih Kış

XIX. yüzyıl, devletlerarası ilişkiler ve Avrupa siyaseti bağlamında önemli bir zaman dilimi olduğunu söyleyen Dr. Salih Kış,  ‘’Bu yüzyılda Osmanlı Devleti, bürokratik temaslar neticesinde Avrupa Devletleri ile ilişkilerinde bir denge politikası takip etmiştir. Osmanlı, Avrupa’nın önemli devletlerine karşı yürütmüş olduğu bu denge politikası çerçevesinde istemeyerek de olsa zaman zaman bazı tavizler vermek mecburiyetinde kalmıştır. Bu süreçte İngiltere, Fransa ve Rusya’nın Osmanlı’dan kazanımları 1871 yılında birliğini tamamlayan Almanya’nın tarih sahnesine çıkışına kadar devam etmiştir. Sömürge savaşında diğer rakiplerine göre çok geride kalan Almanya, farklı bir strateji takip ederek bir dünya gücü (Weltmacht) olma yolunda Osmanlı Devleti ile yakın ve sıkı ilişkiler kurmuştur. Alman İmparatoru II. Wilhelm’in tahta çıkışı ile birlikte Osmanlı-Alman yakınlaşması farklı bir boyuta taşınmıştır. Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid ile yakın ilişki kuran Alman İmparatoru, bu süreçte İstanbul’u dokuz yıl arayla iki kez (1889 ve 1898) ziyaret etmiştir. Alman İmparatoru II. Wilhelm’in 13 Ekim 1898 tarihinde başlayan ve yaklaşık bir ay süren ikinci ziyaretinin kapsamına sadece İstanbul değil Kudüs, Beyrut ve Şam da dahil olmuştur. Bir anlamda Müslüman bir devlet olan Osmanlı Devleti kontrolünde son haçlı seferine çıkan Alman İmparatoru, dünya kamuoyunun dikkatle takip ettiği ve atalarının gerçekleştirmiş olduğu seferlere göndermeler yaparak bir haçlı edasıyla Kudüs’e doğru yola çıkmıştır. Atalarının hatırasını canlandırmak ve kendi açısından da bu hazzı yaşayabilmek için onlar gibi at üstünde Kudüs kapılarına ulaşmıştır. Osmanlı Devleti himayesinde gerçekleştirdiği bu seyahati bir haçlı seferine dönüştüren Protestan mezhebine mensup II Wilhelm, Kudüs’te arazisi Sultan Abdülaziz tarafından bağışlanan ve Alman sermayesi ile inşa edilen Hz. İsa Kilisesi-Kurtarıcı Kilisesini (Erlöserkirche) resmi törenle açmıştır. Bütün Hıristiyanların imparatoru olduğu izlenimini vermek adına Kudüs’te bulunan ve Osmanlı Devleti tarafından Almanlara hediye edilen Hz. Meryem’in İstirahatgâhı’nı ( La Dormition de la Sainte Vierge) da Katolik mezhebine bağışlamıştır. İmparator daha sonra Kudüs’ten ayrılarak Beyrut ve Şam’a da bir seyahat gerçekleştirmiştir. Şam’da bulunan Selahaddin Eyyubi türbesine tunçtan bir haç hediye ederek dünyadaki 300 milyon Müslümanın dostu olduğunu ilan ettiği meşhur konuşmasını burada yapmıştır. Dolayısıyla hak dinlere yönelik mesajlar içeren bu Kudüs gezisi, dünya kamuoyunda modern bir haçlı seferi algısı yaratmıştır.

oturum--(2).jpg

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yılmaz

IV. Haçlı Seferi sırasında İstanbul’u ele geçiren Katolik Latinler, yarım yüzyıl boyunca İstanbul’u işgal altında tuttuklarını aktaran Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yılmaz ‘’Bu sırada Trabzon ve İznik’e kaçarak ikiye bölünen Bizans yönetiminin Balkanlar üzerinde hâkimiyetini kaybetmesi, etkileri günümüze kadar sürecek olan üç önemli sonuca neden olur. Bunlardan birincisi, VII. yüzyılda Tuna’nın güneyine inen Slavların Balkanlardaki varlıklarını kuvvetlendirmesidir. Zira Bizans’ın devamı olduğunu öne sürerek Latin İmparatorluğu’nun başına geçen I. Baudouin, Hadrianapolis (Edirne) muharebesinde Bulgarlara yenilir. Bu savaştan sonra Latinleri İstanbul’a hapseden Bulgarlar, sınırlarını Trakya'ya doğru genişletirler. Yine Bizans'ın çekilmesinden faydalanan Karadağlılar, tarihi şehir devletlerinden Dubrovnik yakınlarında bulunan Zeta'daki yurtlarını sağlamlaştırırlar. Raşka civarında yoğunlaşan akrabaları Sırplar ise, güneyde Makedonya'ya doğru yayılmaya başlarlar. İkincisi, IV. Haçlı Seferi sırasında İon Adalarından İllirya’ya kadar bütün Adriyatik kıyılarını ele geçiren Venediklilerin, Balkanların güneyinde Bizans’ın boşluğunu doldurmasıdır. Çünkü bu son durumla Venedik, kuzeyden gelen Slav saldırılarına karşı, Adriyatik kıyılarında bulunan Mora, Epir ve İllirya'da âdeta bir güvenlik kalkanı oluşturmuştur. Yine bu sayede Dubrovnik, bir avuç nüfusuyla Slav kavimlerine karşı ayakta kalabilmiştir. Üçüncüsü ise, Slav kavimlerinin Balkanlarda güçlenerek güneye doğru yayılmaları Makedonya’da yaşayan Vladları rahatsız etmiştir. Tuna’nın kuzeyine göç eden Vladlar, gelecekte Romanya'nın temellerini atacaklardır. Sonuç olarak IV. Haçlı Seferi, Rodoplardan Şarl Dağlarına doğru çekilen bir hattın kuzeyinde Slav kavimlerini güçlendirirken, bu hattın güneyinde kalan Yunanistan, Arnavutluk ve Dubrovnik'i Slav akınlarından korumuş ve Romanya’dan Yunanistan’a kadar bütün Balkanların etnik yapısının yeniden şekillenmesine etki etmiştir.

fatma-kalpakli-(3).jpg

Yrd. Doç. Dr. Fatma Kalpaklı

Günümüz Sinemasında Haçlı Zihniyeti konusunda bir bilidiri sunan Yrd. Doç. Dr. Fatma Kalpaklı, ‘’Naomi Watts ve Sam Shephard’ın başrollerini paylaştığı Adil Oyun/Fair Game (2010) adlı film ilk bakışta her ne kadar Ortadoğu’daki Anglo-Amerikan politikalarını ve Irak Savaşını sorguluyor gibi gözükse de film bir bütün olarak değerlendirildiğinde Doğu’yu batının önderliğine ve yardımına ihtiyaç duyan Orientalist bakış açısından görmekte ve “Amerikan milliyetçiliğini” ve “hegemonyasını” seyircilere empoze eder niteliktedir. Bu çalışmada, Haçlı Seferlerinin ve Haçlı ruhunun demode bir kavram olmadığını ve aslında Tapınak Şövalyeleri’nden günümüze hayatın her alanında devam etiğini ve özellikle de medyanın Haçlı zihniyetini yaymakta ve devam ettirmekte en güçlü silah olduğu düşüncesinden yola çıkılarak, Haçlı ruhunun Adil Oyun filmindeki yansımaları mercek altına alınacaktır.

ahmet-simsek-001.jpg

Doç. Dr. Ahmet Şimşek
Tarih ders kitapları toplumların tarih bilgi ve bakış açısını biçimlendirme ve yönlendirme bağlamında etkili araçlardır. Modern tarih eğitiminde önemli bir safha olan Cumhuriyet döneminde tarih ders kitapları devletin hakim görüşüne göre yazılmıştır. Bunda dönemsel olarak farklılaşan siyasal iktidarın da rolü olmuştur. Türk tarih ders kitaplarında Haçlı Seferleri Batılı istila ve yağmaları anlatmak için yer bulmuştur. Bu bağlamda, içerik ve bakış açısı bakımından büyük değişimlerin yaşandığı, 1931’den günümüze kadar lise tarih ders kitaplarındaki “Haçlı” algısı da farklılaşmıştır. Bu çalışmada cumhuriyet döneminde tarih eğitiminde önemli kırılma noktası olan 1931’den günümüze kadar lise tarih ders kitaplarında Haçlılar konusu incelenecektir. Elde edilen bulgular, ilgili devrin hakim siyasi bakış açısı çerçevesinde yorumlanacaktır. 

 

Bakmadan Geçme