• Haberler
  • Gündem
  • HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 'Bütün antidemokratik müdahaleleri reddediyoruz'

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 'Bütün antidemokratik müdahaleleri reddediyoruz'

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, 'Maalesef, iş kazalarında dünya üçüncüsü, Avrupa birincisiyiz. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerini artırın' dedi.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Barış için, özgürlükler için, haklar için, daha  güçlü sendikacılık için, daha çok demokrasi için, sosyal  adalet için, iş ve aş için, sömürüsüz, baskısız, onurlu bir yaşam için alanlardan haykırıyoruz" dedi.

Arslan, HAK-İŞ tarafından 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Kayseri'de Kurşunlu Otoparkı'nda düzenlenen programda yaptığı konuşmada bugün dünyanın Kayseri'den HAK-İŞ  emekçilerinin sesiyle uyandığını söyledi. 

Emekçilerin Kayseri'den dünyaya haykırdığını ifade eden Arslan, "Gadasını aldığım Kayseri 1 Mayıs'ta yeni bir tarih yazıyor. 128 yıl önce insanlık dışı çalışma şartlarına isyan edenlerin sembolleştiği bu günde Kayseri'de, Türkiye genelinde de onları anıyoruz. Onları engelleyemediler, onları durduramadılar, onlar, emeklerini taçlandırdılar. 1 Mayıs'ta meydanlarda, Kayseri'de bütün Türkiye'de bayraklaştılar" diye konuştu.

Bütün 1 Mayıs kutlamalarının Kayseri'deki gibi görkemli, coşkulu, heyecanlı ve barışçıl geçmesini dileyen Arslan, bugünün onurunu, emeğini, erdem ve mücadelesini her şeyin üzerinde tutan emekçilerin günü olduğunu vurguladı.

1 Mayıs'ın işsizler, haksızlığa uğramışlar, kimsesizler, yoksullar, yetimler, engelliler, emeklilerin günü olduğunu ifade eden Arslan, şunları kaydetti:

"Bugün gençlerin, emekçi kadınların, bugün 'ben de varım' diyenlerin günü. Bugün terlemenin, yani ter emeğinin günü. Taşeronlaşmaya hayır diyoruz. Mevsimlik işçilerin sorunu çözülsün diyoruz. Ücretler üzerindeki ağır vergi baskısı son bulsun diyoruz. Kamuya kadrolu işçi alınsın diyoruz. Barış için, özgürlükler için, haklar için, daha  güçlü sendikacılık için, daha çok demokrasi için, sosyal  adalet için, iş ve aş için, sömürüsüz, baskısız, onurlu bir yaşam için alanlardan haykırıyoruz. Sesimizi duyun, bizi anlayın. Bizim acımız var, sancımız var, isyanımız var, önerimiz var. Taşeron köleliğini reddettiğimiz için sesimizi yükseltiyoruz. Örgütsüzlüğü, güvencesizliği, kuralsızlığı tetikleyen taşeron çalışmanın yarattığı mağduriyetler, giderilmeli, taşeron işçilerinin sorunları çözülmelidir. Taşeron şirketlerde çalışanların sendikal örgütlenmesinin önü açılmalıdır. Taşeron İşçilerin hakları güvence altına alınmalıdır."

Kamudaki statü karmaşasına son verilmesi ve 4 C'lilerin sorunlarının artık çözülmesi gerektiğine dikkati çeken Arslan, geçici ve mevsimlik işçiler ile ailelerinin daha fazla mağdur edilmemesi, bu işçilerin sorunlarının artık çözülmesini istediklerini dile getirdi.

"İş kazalarında dünya üçüncüsüyüz"

Daha çok istihdam, daha çok üretim, daha güçlü Türkiye için barış dolu, aydınlık bir gelecek için bugün alanlarda olduklarını belirten Arslan, şöyle devam etti:

"Gerçek iş güvencesi için, insanca iş ve yaşam için, eşitlik ve adalet talebimiz için, sosyal koruma, sosyal devlet için, kayıt dışına son verilmesi, gelir adaletsizliğine itiraz ettiğimiz için tüm Türkiye'de alanlardayız. Bugün acılarımızı, coşkularımızı, geleceğimizi ve umutlarımızı ortaklaştırmak, sorunlarımızı haykırmak için alanlardayız. Hayatlarının baharında iş başında kaybettiklerimiz için alanlardayız. İş cinayetlerinde kaybettiğimiz emekçi kardeşlerimizi, hürmetle ve rahmetle anıyoruz. Maalesef, iş kazalarında dünya üçüncüsü, Avrupa birincisiyiz. Söyleyin bana, bunu hangi vicdan kabul eder. Hangi vicdan buna sessiz kalır. Diyoruz ki iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini artırın. Sendikalılaşmanın önünü açın. İşçilerin canı pahasına çalışmasının önüne geçin. İtirazımız, isyanımız var. Bitsin bu cinayetler artık. Ocaklar sönmesin, çocuklar öksüz kalmasın, analar, eşler ağlamasın. Devlete, hükümete ve işverenlere sesleniyorum. Bu feryadı duyun, bu acıyı hissedin, bu sorunu çözün."

"Sendikalar öcü, rakip, düşman değildir"

İşçilerin, memurların, esnafın, emeklilerin, işsizlerin, engellilerin, gençlerin ve kadınların sorunlarına çözüm bulunsun diye işsizlik ve yoksulluğun son bulması, insan onuruna yaraşan iş ve ücret talebi, ücretler üzerindeki ağır vergi baskısı son bulsun, angaryaya dönüşen fazla çalışmalara çocuk işçiliğine son verilmesi, daha iyi bir sosyal güvenlik sistemi, eğitim hakkı ve fırsat eşitliği için alanlarda olduklarını ifade eden Arslan, "Örgütlenme, toplumsal barışın ve demokrasinin temel taşıdır. Sendikalar öcü, rakip, düşman değildir. İşverenler ön yargılarını terk etmelidir. Sendikalar emeğin temsilcisi, çalışma hayatının ortaklarıdır. Buradan bir kez daha haykırıyoruz. Barajsız, çağdaş sendikacılık istiyoruz. Toplu pazarlık ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Bu ülkenin vefakar, cefakar emekçileri olarak biz bunu hak ediyoruz. Daha yaygın, daha fazla ve daha güçlü sendikal örgütlenme istiyoruz" şeklinde konuştu.

"Bütün antidemokratik müdahaleleri reddediyoruz"

Arslan, kıdem tazminatı hakkına kimsenin göz dikmemesi, kazanılmış haklardan geriye gidiş olmaması, kıdem tazminatının güvence altına alınması için, güvencesiz çalışmayı, kuralsızlığı körükleyen, kayıtdışı istihdamı kabul etmedikleri, uluslararası normlara uygun çalışma mevzuatı istedikleri için alanlarda olduklarını söyledi.

İnsanı ve çalışanı önceleyen ekonomi politikaları istediklerini belirten Arslan, işsizlikle etkin mücadele, eşit işe, eşit ücret, çalışanlara yönelik şiddet ve mobbingin önlenmesini istediklerini vurguladı.

Arslan, kadına yönelik şiddeti, kılık kıyafet nedeniyle kadına yapılan ayrımcılığı reddettiklerini ve annelik hakkının korunmasını, kreş ihtiyacının karşılanmasını, kadınların her alanda istihdamının sağlanmasını, engellilerin topluma etkin olarak katılmasını, gençlerin eğitim imkanlarının artmasını, mesleki eğitimin güçlendirilmesini talep ettiklerini dile getirdi.

"Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara karşı alanlardayız"

Türkiye'nin aydınlık dolu geleceği için alanlarda olduklarını kaydeden Arslan, şöyle devam etti:

"Türkiye'yi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara karşı alanlardayız.  Türkiye üzerinde kirli oyunlar oynanmasına, huzurumuzu, birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışanlara karşı olmaya devam edeceğiz. Ülkemizi içeriden ve dışarıdan hukuk dışı müdahalelerle, kaosa sürüklemeye çalışanlara karşı alanlardayız. Darbeleri, muhtıraları, operasyonları, bütün antidemokratik müdahaleleri reddediyoruz. HAK-İŞ olarak ülkemize, emekçilere büyük kayıplar yaşatan 12 Eylül ve 28 Şubat başta olmak üzere tüm antidemokratik süreçlerde oluşan mağduriyetlerin giderilmesini istiyoruz. HAK-İŞ olarak biliyoruz ki haksızlığa boyun eğenler, haklarıyla birlikte onurlarını da kaybederler. Onun için 38 yıldır hak, adalet, demokrasi dedik. Onun için demokrasiden yana tavrımızı lafla değil icraatla ortaya koyduk. Onun için 12 Eylül ve 28 Şubat davalarına müdahil olduk. HAK-İŞ olarak her koşulda demokrasiden yana taraf olduk, olmaya devam edeceğiz. Yaşanan bütün darbelere ve darbe girişimlerine, operasyonlara, demokrasi dışı müdahalelere karşı Türkiye demokrasi yolunda ilerlemeye devam edecektir. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak ülkemize ve bu ülkenin geleceğine güveniyoruz."

"Suriye’deki vahşet son bulsun"

Türkiye'nin barışı için, çözüm sürecini destekledikleri için  Mısır’daki insanlık dışı yöntemlere, hukuk garabeti kararlara, idamlara itirazları olduğu için alanlarda olduklarını vurgulayan Arslan, "Suriye’deki vahşet son bulsun, Orta Afrika'daki katliamlar dursun diye alanlardayız. İnsanlığı, demokrasiye, hukuka çağırmak için buradayız. Ortadoğu, Afrika ve Asya başta olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun, savaşa, çatışmaya ve kıyıma son verilmesi için haykırıyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin kuzeyindeki, güneyindeki komşu ülkelerde barış istediklerini ifade eden Arslan, Arakan'da, Filistin'de, Gazze'de, Doğu Türkistan'da, Orta Afrika'da barış istediklerini vurguladı.

İnsani ve vicdani tüm ilke ve değerler yok sayılarak tüm dünyanın gözleri önünde insanlık dramı yaşandığını, katliam yapıldığını belirten Arslan, şöyle devam etti:

"Birleşmiş Milletler, AB, ABD, İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği  sessiz. İnsan hakkı savunucuları, sözde medeni batı kör, sağır ve dilsiz. Mısır'da, Suriye'de, Orta Afrika'da yaşanan kan ve gözyaşına, vahşete, antidemokratik girişimlere, hukuksuzluklara gözünü kulağını tıkayanlara yazıklar olsun. Yazıklar olsun bu katliamlara seyirci kalan uluslararası topluma ve devletlere. Unutmasınlar, Bosnalı büyük bilge Aliya İzzetbegoviç'in dediği gibi, 'Her şey bittiğinde hatırlayacağımız şeyler, düşmanlarımızın sesi değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır'.  Mısır'da daha önce 529 kişinin idamına karar veren, birkaç gün önce de 683 kişinin daha idamına hüküm verenlere isyanımız var. Mısır'da adalet, hukuk katledilerek verilen idam kararlarından derhal vazgeçilmelidir. Şu anda Suriye'de devam eden devlet terörüne itirazımız var. Suriye'de yaşanan drama bir an önce son verilmelidir. Suriye barış ve huzura kavuşmalıdır. Suriye halkının acısı acımızdır. Suriye halkının davası davamızdır. Bu davaya sahip çıkan, Suriyeli kardeşlerimiz için başlattığımız 'Sana İhtiyacım Var' kampanyasına katkı veren tüm HAK-İŞ mensuplarına teşekkür ediyorum."

HAK-İŞ olarak, Hz. Mevlana'nın söylediği gibi "Bu dünyaya, ayırmaya, bölmeye, parçalamaya gelmedik. Parçaları onarmaya, birleştirmeye, dağılanları toplamaya, insanlar arasında köprü olmaya geldik" anlayışını eksen aldıklarını ifade eden Arslan, bu anlayış doğrultusunda HAK-İŞ Konfederasyonu olarak Mısır ve Suriye başta olmak üzere ezilen ve susturulmak istenen bütün masum ve mazlum insanların yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini söyledi.

 

 

 

 

Bakmadan Geçme