HALK VESAYETE KARŞI HAKKINI SAVUNANI SEÇİYOR
Gazeteci, akademisyen ve aydınlar cesur sorulara, siyasi gündeme ışık tutacak cevap ve yorumlarıyla 24 TV'de..
30 Mart yerel seçimlerinde sandıktan çıkacak milli irade ve siyasi gündeme dair konular Murat Çiçek moderatörlüğünde masaya yatırılıyor.. BAYRAMOĞLU: GERGİNLİĞİN SORUMLUSU SALDIRIYI BAŞLATAN O DOKUDUR Ali Bayramoğlu, son üç ayda yaşanan gerginliğin sorumlusu olarak cemaati gösterdi. Oluşturulan gayri meşru zeminin pek çok siyasi ve kalem tarafından kullanılmasına dikkat çekti. Türkiye’de ana çatışma bir iktidar kavgası ile ilişkili. Cemaat olarak bildiğimiz Fethullah Gülen cemaatinin devlet içerisindeki varlığını bir aktif eylem biçimine çevirmesi ve hükümeti devirmeye çalışmasıyla yaşanan bir 3 ay içindeyiz. Ve bu 3 ay Türkiye’de görülmemiş devlet krizine yol açtı. Yargının iflası, emniyetin iflassı, şimdi de gördüğünüz gibi devletin uluslar arası güvenlik alanının iflasına kadar giden bir gerginlik yaşanıyor. Bu gerginliğin sorumlusu siyasi iktidar görülebilir ama bu gerginliğin sorumlusu açık bir şekilde bu saldırıyı gayri meşru bir şekilde, gayri meşru yollarla başlatan o dokudur. Ve şunun altını çizmek lazım: Cemaatin seçimlerden önce siyaseti dizayn etmek için yasalara uydurulmuş ya da gayri yasal dinleme kayıtlarıyla oluşturduğu çuval, bu çuvalın işaret ettiği gayri meşru siyaset zemini maalesef Türkiye’de pek çok siyasi parti, pek çok önemli kalem tarafından kullanılıyor. KÖKÇE: PLANLADIKLARINI YAPABİLSELERDİ BUGÜNLERİ GÖRMEYECEKTİK Halime Kökçe, 17 Aralık ile başlayan sürecin bugüne kadar sürmesi beklenilmediği için bugün planlarında olmadıkları enstrümanlara başvurduklarını aktardı. Bu işin, bu sürecin bugün bu sürece gelmesi aslında planın çöktüğünün bir göstergesidir. Yani her şey planlandığı gibi gitseydi bugünü görmeyecektik büyük ihtimalle. Şuanda 17 Aralık ile başlayan süreçte aslında başta uygulanmaya konulması hesap edilmeyen aparatlar, enstrümanlar, malzemeler falan sapır sapır, peş peşe ve bence irrasyonel bir şekilde yani çok de hesaplanamadan doğuracağı etki ortaya sürülüyor. Bu sürecin başarıya ulaşamamasının tek sebebi bence siyasi iradenin bunu çok iyi göğüslemesi değil, burada gerçekten bir irrasyonalite var. ESAYAN: YAPILAN AÇIKÇA ÜSTLENEBİLECEK BİR ŞEY DEĞİL Markar Esayan vatana ihanet sızdırmasını açıkça üstlenebilecek bir şey olmadığını fakat bu süreçte arkasında paralel medyanın olduğu ve ona da destek veren Doğan medya olduğunu aktardı. Bu 17 Aralık’tan itibaren yaşananlardan açıkça üstlenebilecek bir şey değil. Haliyle bu reddedilecektir. Bir yandan olduğu gibi bütün bu süreçte yapılan sızdırmaların arkasında duran yapının paralel medya olduğu, Doğan medyasının da arkasında olduğu ortada. OĞUR: KILIÇDAROĞLU’NA KASETLERİ İZLETEN KİŞİ… Yıldıray Oğur, Kılıçdaroğlu’nun önceden ima ettiği Suriye dinlemesi ve “Erdoğan’ı Baykal kasedini izlerken gördüm” demesinin bu kasetleri çıkaran ile bir teması söz konusu olduğuna vurgu yaptı ve yarın bir dava açılması durumunda tanık olarak dinlenilmesi gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu ile ilgili iki tane somut veri var. Biri; Kılıçdaroğlu bu Suriye kriz toplantısıyla ilgili bunu önceden duyduğuna dair baya ima ede ede söyledi. Yani Kılıçdaroğlu’na birisi bu tapeyi dinletti. En kötü ihtimal; anlattı. Ama bu tapeyi yayınlayan kimse, kimlerse Kılıçdaroğlu ile temas kurdular. Bu bir casusluk meselesi ise, vatana ihanet meselesi ise bir dava açılacak ise Kılıçdaroğlu tanıklardan birisidir. İkincisi; dün akşam daha da fena bir şey yaptı. Başbakan’ın Baykal kasedini izlerken ki görüntülerini izlediğini söyledi. Kılıçdaroğlu’na bunu kim izlettirdiyse ya o, ya da ona izleten kişi bu kasetleri çıkaran insanlardır. Eğer yarın bir dava açılırsa Kılıçdaroğlu ve yakınındaki adamları hem tanıktır ve inşallah sanık olmazlar. Bu ciddi bir suçtur. KEKEÇ: SARIGÜL’Ü İKNA ETTİLER Ahmet Kekeç, öncesinde adaylık için pek istekli gözükmeyen Sarıgül, birden bire aday olmasını paralel yapının elindeki malzemeleri sunarak ikna ettiğini söyledi. Mustafa Sarıgül aday olmamak için direniyordu. Bir CHP’linin söylediği gibi; “bizim Genel Başkan ne zaman Amerika’ya gitti geldi bir şeyler oldu.” Bu bir şeyler oldu çerçevesinin içine o olup biten bütün şeyleri sokabiliriz. Sarıgül de adaylık için çok istekli görünmüyordu. Onu da bu sürece ikna ettiler. Muhtemeldir ki; “bu gidici, böyle böyle malzemeler var, bunlar olacak şunlar olacak, haydi aslanım” filan gibi bir şey dendi herhalde. Birden bire Sarıgül’ü maklubeli toplantılarda, meydanlarda gördük. KİRAS: HALK VESAYETE KARŞI HAKKINI SAVUNANI SEÇİYOR İbrahim Kiras, Türk halkının vesayete karşı iradesini savunduğunu ve bu doğrultuda milletimizin tavır içinde olduğunu söyledi. Her zaman olduğu gibi Türk halkı yeniden önüne bir sandık koyulduğu zaman vesayete karşı kendi irade hakkını savunuyor. Ve o doğrultuda oyunu kullanıyor. Cemaat söz konusu olmamış olsaydı, cemaatin bu anlamda devlet içinde devlet yönündeki girişimler bu doğrultuda hukuk dışı, ahlak dışı, teamül dışı her türlü yola tevessül ederek siyasi iktidarı yıpratmak ve tasfiye etmek yolunda, uluslar arası güçlerle işbirliğiyle bir kampanya yürütmesi, milletimiz o doğrultuda da tavır içinde olduğunu düşünüyorum. TAYİZ: CHP SEÇMENİNİ AYAKKABI KUTUSUNA HAPSETTİ Kurtuluş Tayiz, CHP muhalefeti seçmenini ayakkabı kutusuna hapsederek geniş bir siyaset yapmalarını engellediğini ifade etti. Gayrimeşru bir yolda seçime gidilmesini muhalefetin tabanını daralttığını söyledi. Çok da hile yapılacak sözünü duyduk. Aslında hile yapıldı. Daha önce yapıldı. Muhalefet ayakkabı kutularının içine hapsedildi. 17 Aralık’tan sonra muhalefet, özellikle CHP’yi ve seçmenini ayakkabı kutusuna hapsetmeye çalıştı. Açılan gayrimeşru bir zeminde siyaset yapıp seçime hazırlanmaya çalıştılar. Bu büyük bir hileydi. Oradan siyaset yapıp daha geniş bir siyaset yapmaları engellendi Nitekim de seçime çok kötü durumda gidiyorlar. Seçime müdahale edelim, iktidarı zayıflatalım derken aslında ana muhalefetin tabanını daralttılar. TAYİZ: CHP-MHP-CEMAAT İTTİFAKINI AĞIR BİR YENİLGİ BEKLİYOR 31 Mart sabahı cemaat-CHP- ve MHP koalisyonu için ağır bir yenilgi olacak. Çünkü o Yenikapı’da küçümsedikleri, aşağıladıkları seçmenler aslında siyasi müdahaleleri görebilen insanlar. Ve buna karşı çıkmak için zaten meydanları dolduruyorlar. AK Parti seçmenini sandığa gidip özellikle kendi iradesine sahip çıkmak için kullanacağına düşünüyorum. ALBAYRAK: 17 ARALIK OLMASAYDI LİDERLER NE KONUŞACAKTI? Nuh Albayrak, ortak paydada birleşenlerin meşru bir mücadele içinde olmadıklarını söyledi. Miting alanlarında tek argümanın ayakkabı kutusu olmasını kötü bir sınav olduğunu ifade etti. Son noktaya kadar meşru bir mücadele yapıldı ama karşı taraftakilerin tamamının mücadelesine baktığımız zaman aynı meşruiyeti görmüyoruz. Mitingleri izlerken hep şunu düşünmüşümdür; 17 Aralık’taki soruşturma başlamasaydı acaba bu liderler ne konuşacaktı. Bütün mesele ayakkabı kutusu, reklamlar ayakkabı kutusu, soruşturmaların dışında bir mevzu yok. Böyle bir seçimin tek argümanı bu mu olmalıydı? Dolayısıyla çok kötü bir sınav verdiler bana göre. Bana göre AK Parti karşı tarafın beklediğinden çok üzerinde alacağını düşünüyorum. TAŞGETİREN: KILIÇDAROĞLU’NUN SURİYE POLİTİKASI TÜRKİYE EKSENLİ DEĞİL Ahmet Taşgetiren, Kılıçdaroğlu’nın ses kayıtlarının medyaya yansımadan önce kendi Suriye politikasında kullandığını ve ana muhalefetin Suriye politikasının Türkiye eksenli değil, Esed yanlısı olduğunu açıkladı. Siz orada bir görüşmeyi illegal olarak kaydediyor, ondan sonra onu ana muhalefet liderine servis ediyor, ana muhalefet lideri onu o kayıtlar medyaya yansımadan önce kullanıyor. Kendi Suriye politikası istikametinde ki başından beri Kılıçdaroğlu’nun, ana muhalefetinin Suriye politikasının gerçekten Türkiye eksenli bir politika olmadığını düşünüyorum. Esed yanlısı bir politikanın içindedir ve bu süreçte de bu kayıtlar medyaya yansımadan önce Kılıçdaroğlu tarafından kullanılmıştır. Medyaya yansıdıktan sonra kullanma biçime de devamı niteliğindedir. CÖMERT: BENİM DEĞİL DİYOR AMA BAKLAVA BÖREK GİBİ YUTUYORLAR Yusuf Ziya Cömert, paralel medyada tipik bir durum olduğunu vurguladı. Cömert, bu kirli malzemeyi yapmadıklarını söylüyorlar ama baklava börek gibi yediklerini söyledi. Paralel medyada tipik bir durum var. “Biz değiliz, bizi suçluyorsunuz ama bizimle bu konunun alakası yok. Kim yaptıysa bulunsun” diyorlar. Sonra bu işlenen cürüm sonucu elde edilen malzemeyi baklava börek gibi yiyorlar. Bu kirli malzemeyi baklava börek gibi yiyorlar. Sen “bu benim değil” diyorsun ama bundan yararlanmaya çalışıyorsun. Bunun ahlakiliğini tartışmak lazım. “Bu malzeme pistir” diyorsun ama bu malzemeyi alıp yiyorsun. KARAKAYA: SURİYE, BİZİM UÇAĞI DÜŞÜRENLER… Hasan Karakaya, Suriye’nin Türk uçağını düşürdüğünde Suriye’yi haklı olarak görenler, bugün Türk uçaklarının Suriye uçağını düşürmesine karşı çıktıklarına dikkat çekti. Bugün eğer bu kaset Kılıçdaroğlu’na izletilmediyse veyahut bu kasedin çözümleri, tapeleri okutulmasaydı bu kadar emin konuşmazdı. İkincisi; aynı Kılıçdaroğlu daha önce Suriye bizim bir savaş uçağımızı düşürdüğünde “uçağımızın orada ne işi vardı? Elbette düşürürler” havasındaydılar. Bugün bizim uçaklarımız Suriye uçağını düşürdü “niye düşürdük” havasına bürünüyorlar. Burada gerçekten bu insanların ceplerindeki T.C. kimliği taşıyor olmalarına rağmen bu ülkeye, bu vatana, bu millete gerçekten sadık mıdırlar, bağlı mıdırlar, bu topraklarda yaşadıklarına inanıyorlar mı? KARAKAYA EKREM DUMANLI’YA AİT SES KAYDINA DİKKAT ÇEKTİ Hasan Karakaya, 26 Mart’ta internete düşen Ekrem Dumanlı’ya ait olduğu ses kaydını okudu. “Bu ses kaydının kimin hangi tarafta olduğunu gösteriyor” dedi. “Bizim en temel vasfımız nedir biliyor musun? Biz hiçbir yere bağlı değiliz. Eğer bir yere bağlı olsaydık kendi devletimize bağlı olurduk. Allah devletimize zeval vermesin ama ona da bağlı değiliz. Eğer ona bağlı olsaydık (ne Afganistan’da, ne bilmem nerede) herhangi bir faaliyette bulunamazdık. Biz dünyada sırtımızı dayayacak hiçbir fani güce, hiçbir fani oluşuma, hiçbir fani oluşuma dayamadık. Zaten dayadığımız gün bittiğimiz gündür.” KARAALİOĞLU: DÜNYA ESPİYONAJ TARİHİNE GİREBİLECEK BİR İŞLE KARŞI KARŞIYAYIZ Mustafa Karaalioğlu, yapılan ihanetin gözü dönmüşlük sınırlarını aştığı olarak yorumladı. Toplantının dinlenip servis edilmesi benzersiz bir olay. Bu nasıl olur? Bu İkinci Dünya Harbinde Almanlar İngilizleri, İngilizler Rusları, Ruslar Almanları enigma şifreleri çözülürdü. Gehlen örgütü böyle işler yapardı. Bir efsane gibi o günden bu güne anlatılır. Dünya espiyonaj tarihine girebilecek bir işle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu cemaatin gözünü karartmış heveslerinin ötesinde bir şey. İşin içinde bunların olduğu bariz. Ama bunun ötesinde bir şey. Gözü dönmüşlüğün de bir sınırı olur. Bu gözü dönmüşlük sınırlarını aşan bir cür'et ile karşı karşıyayız. KARAALİOĞLU: KONUŞMALARI TERSİNDEN OKUSAK YİNE HEDEF OLURLARDI Mustafa Karaalioğlu konuşmasında çok önemli bir noktaya değindi. Yayınlanan ses kaydında tam tersi senaryodan yola çıkarak “tepkiye yine maruz kalırlardı” dedi. Her harikuladede bunun üzerinden mutlaka saldırmak için hareket ettiklerini aktardı. Konuşmanın içeriğinde ne olursa olsun. Varsayalım ki Sayın Davutoğlu ve toplantıdaki diğer şahıslar şöyle demiş olsunlar; “büyütmeyelim bu işi” dese, muhtemel bir savaş senaryoları düşünmek yerine tersini demiş olsalardı gene bugün hedef olacaklardı. Mesele Suriye’nin ne yapılıp ne yapılmadığı değil. Mesele sen ne söylersen ben hem senin ensendeyim ve hem bunun üzerinden sana mutlaka saldıracağım. Sen cümleyi nasıl kurarsan kur. Bu sefer diyeceklerdi ki; “seçim yüzünden bu işi ciddiye almıyorlar.” 'Seçim Meclisi' 1. Kısım
Bakmadan Geçme