Son zamanlarda büyük ilgi gören Hacamat, Sülük ve Sujok gibi tedavilerinin hem hastalıkları tedavi ettiğini hem de hastalıklara karşı bağışıklık kazandırdığını söyleyen Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Raikhan Yussupova senede bir kez sülük tedavisi yaptıranların bir sene boyunca hastalık yüzü görmeyeceklerini söyledi.
Tamamlayıcı tıp, bir hastalığı tedavi etmekte kullanılan birçok değişik doğal sağlık tekniğini kapsadığını ifade eden Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Raikhan Yussupova senede bir kez sülük tedavisi yaptıranların bir sene boyunca hastalık yüzü görmeyeceklerini söyledi.
Tamamlayıcı tıp semptom veya belirtilere dayanarak hastalığı değil, hastayı veya bireyi bütünüyle tedavi etmeyi amaçlıyor ve bunu da hastanın bedensel, zihinsel ve ruhsal boyutta yaşam gücünü tedavi ederek yapıyor. Tamamlayıcı tıbbın, daha çok uzun süreli kronik hastalıkların tedavisi için uygulandığını ifade eden Dr. Portakal Sağlıklı Yaşam Merkezi Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Raikhan Yussupova ‘’Tamamlayıcı tıp bir diğer ismiyle Çin Tıbbının geçmişi Milattan öncesine kadar dayanıyor. Eski Türk Tıbbı olarak telaffuz edenler de var. Bu tedaviler özellikle kronik hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Her hangi bir yan etkisi yok. Normal tıp, hastalıkları dallara ayırarak incelerken, tamamlayıcı tıp hastalıkları bir bütün olarak inceler. Normal tıp daha çok beyin kanaması, kalp krizi, travmalar gibi acil durumlarda akut kullanılır. Uzun süreli kronik hastalıklarda ise tamamlayıcı tıp devreye giriyor. 20 senedir böbreği, midesi ağrıyıp da çözüm bulamayanlar bu tedavi yöntemlerine yöneliyorlar. Burada 5 bin yıllık tedavi yöntemlerinden bahsediyoruz. Normalde tıp dallara ve uzmanlık alanlarına ayrılırken, tamamlayıcı tıp hastalıkları bir bütün olarak inceler. Baş ağrısının birçok sebebi olabiliyor farklı farklı alanları ilgilendirebiliyor. Bir çok tedavi uygulanmasına rağmen sonuç alınamayabiliyor. Tamamlayıcı tıp ise hastalıkları bir bütün olarak incelediğimden, sorun daha kısa sürede ve doğru bir şekilde tespit edilebiliyor. Bu tedavilerin hiçbir yan etkisi yok. Tamamen doğal tedavi yöntemleri kullanılıyor. Safra kesesindeki taş baş ağrısı da, sırt ağrısı da, başka hastalıklar da yapar. Safra kesesindeki taş ameliyatla alırken alternatif tıpta bu hatalık diyetlerle, bitkisel takviyelerle ve akupunktur ile tedavi edilerek safra kesesindeki bu taşlar eritilip atılabiliyor. ‘’dedi.
HACAMAT
Hacamat; zararlı toksinleri, kanda o güne kadar birikmiş ve idrar- dışkı-terleme yoluyla atılamayan, pıhtılaşma eğilimini artıran ve mikro yapışıklıklara sebep olan maddeleri, şekli bozulmuş eskimiş kan hücrelerini, tortu ve toksinleri vakumlayarak vücuttan uzaklaştırma işlemi olduğunu beliren Yussupova ‘’ Hijyen kurallarına da dikkat ederek uygulandığında harika etkileri ve sonuçları gözlemlenen hacamat tedavisi cilt hastalıklarına, sedef hastalığına, diyabet ve hipertansiyon gibi süreklilik arz eden kronikleşmiş hastalıklara, migren ve sinüzite, romatizmal hastalıklara, mide-bağırsak rahatsızlıklarına, karaciğer hastalıklarına, zihinsel ve ruhsal hastalıklara, böbrek hastalıklarına, baş-bel-sırt ve diz ağrılarına, uyuşukluk, tembellik, hormonal bozukluklara ve prostata iyi gelmektedir. Hacamat çok eski zamanlardan beri uygulanan tedavi olmasına rağmen bizim bu tedavi yöntemiyle tanışmamız İslamiyet’i kabulümüzden sonra oldu. Peygamberimizin de hacamat yaptırmasıyla bu tedavi yöntemi yaygınlaştı. ‘’ şeklinde konuştu.
SÜLÜK
Sülük tedavisi çok eski bir ve inanılmaz faydalı bir tedavi yöntemi olduğunun altını çizen Yussupova ‘’Avrupalılar sülüğe canlı ‘’Biofabrika‘’ ve canlı eczane isimlerini koymuşlardır. Sülüklerin ağzında 150’den fazla enzim var. Bu enzimleri vücudumuzun direncini kuvvetlendiriyor. Bağışıklık sitemimizi güçlendirip ağrılarımızı azaltıyor. Daha da önemlisi kan pıhtılaşmasını önlüyor. Eğer senede bir kez sülük tedavisi yapılırsa kan pıhtılaşmasının önlendiğinden kalp krizi ve beyin kanaması gibi hastalıkların büyük oranda önüne geçilmiş olunuyor. Kullandığımız sülükler Samsun’dan geliyor. Bu sülükleri yurt dışına da gönderiliyor. Doğada 400’den fazla sülük türü var ancak bunlardan sadece iki tür tedavi amacıyla kullanılıyor. Bu sülükler sterilize ediliyor, karantina da bekletiliyor. Sıran bir sülüğü kullanmak son derece tehlikeli. Yabani sülükler sadece kan emer. Doktor sülük dediğimiz bu sülükler ise tedavi eder. ‘’ ifadelerini kullandı.
SUJOK
SUJOK Terapi yönteminin; yüzyılın en önemli keşfi, eller ve ayakların; en gelişmiş makine olan insan vücudunun uzaktan kumandası olduğunu aktaran Yussupova ‘’Sujok büyük akupunkturun küçük hali olarak ifade edilebilir. Kelime anlamı el ve ayaktır ve bu iki bölgeye uygulanır. Koreli Prof. Dr. Park Jae Woo bu tedavi yöntemini geliştirdi. Ben de bu hocamdan ders aldım. Tüm vücudumuzun haritası el ve ayaklarımızda var. Bu bölgelere vücudumuzun küçültülmüş halleri diyebiliriz. Bu bölgelerde yapılan tedavilerle uyarılar beyne gidiyor, beyinden de istediğimiz organa gidiyor. El ve ayaklarımıza vücudumuzun kumandaları diyebiliriz. Bu tedavi iğnelerle yapılıyor. Tohum terapi ile belli noktalara bitki tohumlar yerleştiriyor ve burada 10-15 saat kalıyor. Çocuklar iğneden korktukları için daha çok tohum tedavisini çocuklarda kullanmayı tercih ediyorum. Biz hastalarımıza doğal ve yan etkisi olmayan tedaviler uyguluyoruz. Bu tedavi yöntemleri belli bir dönem unutulmasına rağmen günümüzde yeniden hatırlandı. Her gün kullandığımız haplara Dünya Sağlık Örgütü doğayı kirleten maddeler olarak kabul ediyor. Senede bir insan bir defa sülük tedavisi yaparsa o sene gribal enfeksiyon görmez. Vücudu daha dirençli ve daha sağlıklı hale gelmiş olur. ‘’ dedi.
İSMAİL KOÇ / YENİ HABER GAZETESİ