Havza bazlı destek yarınları kurtarır
Tarımda üretimin devamı ve verimliliğin sağlanmasında suyun önemine işaret eden Murat Yağız, 'Tarımsal desteklemelerin havza bazlı yapılması, su tüketimini artıran faaliyetlerin azalmasında önemli rol oynayabilir' dedi.
Tarımda üretimin devamı ve verimliliğin sağlanmasında suyun önemine işaret eden Murat Yağız, “Tarımsal desteklemelerin havza bazlı yapılması, su tüketimini artıran faaliyetlerin azalmasında önemli rol oynayabilir. Konya havzasında az su tüketimi olan buğday ve arpaya verilecek destek artırılabilir. Böylelikle çok su tüketen mısırın ekimi azalır. Suyun bol olduğu bölgelerde ise mısır üretimine verilen destek artırılarak çok su tüketen ürünlerin o bölgede yetiştirilmesi sağlanabilir. Desteklemelerde yapılacak bu düzenleme, ovada suyun daha etkin kullanımını sağlayabilir" dedi.
Pandemi döneminde önemi daha çok anlaşılan tarım sektörünün en büyük sorunu olan kuraklık ve su sorunu etkisini gösteriyor. Tarımda modern sulama yöntemlerine geçilmesi için çözüm önerilerinde bulunan Merkez Meram Ziraat Odası Başkanı Murat Yağız, “Türkiye’nin bir damla suyu boşa verme lüksü yok. O nedenle tarımda, damlama sulama sistemi ve basınçlı sulama sistemlerine geçmemiz gerekiyor.” dedi. Su sorununa çözüm bulunması noktasında önerilerde bulunan Yağız, “Modern sisteme geçip az suyla çok ürün alma yoluna gitmemiz lazım. Maliyetlerden dolayı çiftçilerimiz bunu karşılayamıyor. Devletin sağladığı sulama sistemi hibe desteklemelerinin yüzde 50’lerden yüzde 80’lerde çıkarılması gerekmektedir. Ayrıca bu hibelerden yararlanmak isteyenlerin önüne çıkan bazı prosedürlerin de ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bunların en başında da kuyu ruhsatı geliyor. Devletimiz, kuyu barışı ilan ederek ruhsatsız kuyuların makul bedellerle ruhsatlanmasını sağlamalı ve çiftçilerimizin hibelerden faydalanmasının önünü açmalı” ifadelerini kullandı.
‘GIDA SİLAHTAN BİLE ÖNEMLİ’
Yağız, pandemi döneminde gıdanın, dünyanın en gelişmiş silahlarından bile daha önemli olduğunun ortaya çıktığını, hal böyle olunca da tarıma olan ilginin arttığını kaydetti. Yağız sözlerini şöyle sürdürdü: “Pandemi döneminde ziraat odalarının üye sayısında da artış yaşandı. 240 bin olan üye sayımız 255 bine çıktı. Konya; et, süt, hububat, bakliyat üretiminde birinci sıraya yerleşti. Bu dönemde özellikle belediyelerin de tarıma yönelik destekleri arttı ve artarak devam etmesi gerekiyor. Kuraklık Türkiye’yi etkilediği gibi tüm dünyayı da etkilediği için hububat ürünlerinde dünya borsalarında da bir artış oldu. Dünyanın ihtiyacını Ukrayna ve Rusya karşılıyor. Başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere bazı ülkeler dışarıya ürün satmamak için vergilerini yüzde 100 artırdı. İHA’larla, SİHA’larla dünyaya meydan okuyan Türkiye’nin gıda anlamında tamamen yerli ve milliye dönmesi gerekiyor. Tarımda ithalatı olabildiğince düşürmemiz ve kendi kendimize yeter hale gelmemiz gerekiyor. Pandemi süreci ve dünyada etkisini gösteren kuraklık bu meselenin önemini bir kat daha artırdı.”
‘HAVZA BAZLI ÜRETİM MODELİNİ DESTEKLİYORUZ’
Ülkeyi seven bir insan olarak ve gelecek nesilleri düşünerek havza bazlı üretimi desteklediğini ifade eden Yağız, “Örneğin Cihanbeyli’de, Kulu’da, Meram’da su yok. O bölgenin çiftçisi tarlasını yer altı suyuyla suluyorsa çok su tüketen mısır gibi ürünlerin ekilmemesi gerekir. Hangi bölgelerde su yoğunsa bu tür ürünlerin oralarda ekilmesi gerekmektedir. Ancak bu düzenlemeyi yaparken, buğday, arpa gibi suya az ihtiyaç duyan ürünlerin de bu havzalarda daha cazip hale getirilmesi şart. Örneği suyun bol olduğu Çukurova Havzası’na mısır için destek verilirken, kurak bölgelerin yoğun olduğu Konya gibi bölgelere de kuraklığa dayanıklı ürünler ekilmesi için destekleme yapılmalı. Yani İç Anadolu’daki bir çiftçi daha çok kazanmak için mısıra yönelmektense buğday ekip aynı kazancı sağlayabilmeli. Konya’nın yüzde 40’ı tarımdan yüzde 20’si tarıma dayalı sanayiden geçiniyor. Yani şehrin yüzde 60’ı tarımda dayalı ekonomiden geçimini sağlıyor. Bu nedenle biz ürün bazlı, havza bazlı desteklemelere geçilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.
‘KANAL İSTANBUL PROJESİ KADAR ÖNEMLİDİR’
Bu yıl yaşanan pandemiden sonra kuraklığa dayanıklı çeşitlerin öneminin de arttığına dikkat çeken Yağız, “Kuraklığa dayanıklı çeşitlerin üniversitelerimiz tarafından hızla geliştirilmesi gerekiyor. Bugün Kanal İstanbul projesi ne kadar büyük ve önemli bir proje ise Çanakkale- İstanbul köprüleri, Artvin tünelleri, Karadeniz’le Doğu’yu birbirine bağlayacak o yollar ne kadar önemliyse tarım için de su o kadar önemlidir. Türkiye’de bir damla suyu boşa verme lüksü artık bizden çıkmıştır. Yetiştirdiğimiz ürünleri israf etme hakkı tamamen ortadan kalktı. Tarımda kullanılan suyun tamamen damlama ve basınçlı sulama sistemlerine dönüştürülmesi gerekiyor. Bunun önündeki en büyük engel ise bazı prosedürlerin zorluğudur. Bu zorlukların ortadan kaldırılması gerekiyor” diye konuştu.
‘KUYU AFFI GELMELİ”
Kaçak, ruhsatsız kuyular için devletin kuyu affı programı düzenlemesi gerektiğini ifade eden Yağız, “İç Anadolu’da yaklaşık 130 bin kuyu var. Bunların 80-90 bini ruhsatsız. Ruhsat olmadığı için çiftçimiz resmi prosedürlerde takılıp kalıyor. Özellikle damlama sulama sistemleri üzerine devletin verdiği hibelerden birçok çiftçi yararlanamıyor. Çünkü devlet, bu hibe için öncelikle kuyu ruhsatı istiyor. Ruhsatların ücreti ise çiftçi için çok büyük maliyet oluşturuyor. Bu sebeple de kuyu ruhsatı çıkarmak cazip gelmiyor. Dolayısıyla hem ülkemiz hem hükümetimiz hem de çiftçimiz bu durumdan zarar ediyor. Bu prosedürün kaldırılması ile birçok çiftçi damlama sulama sitemine geçiş yapacaktır. O sebeple bir kereye mahsus kuyu affı gelmeli ve çok cazip fiyatlarla ruhsatlandırma yapılmalıdır. Buradan hem hazineye bir miktar para girişi olacaktır hem çiftçimiz su tasarrufu için damlama sisteme geçecektir hem de ovada hoyrat su tüketimi azalacaktır. Konya ovasında 400 milyon metre küp suyun tasarruf olması sağlanacaktır. Bugün Bağbaşı Barajında biriktirdiğimiz su kadar tasarruf etme şansımız olacak” diyerek sözlerine son verdi.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ