'Hayatın merkezi camilerdir'
Konya İl Müftülüğü tarafından 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla Camiler ve Diz Hizmetine Adanmış Ömürler temalı etkinlik düzenlendi.
Konya İl Müftülüğü tarafından 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla Camiler ve Diz Hizmetine Adanmış Ömürler temalı etkinlik düzenlendi. Din görevlilerinin hayatın her alanında yer aldığını belirten Ahmet Poçanoğlu, “Din görevlilerimiz camileri şehrin en ortasına ve İslam’ı ise insanların kalbine taşımak için daima gayret ederler” dedi.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Konya İl Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Bu haftanın bu yıl ki teması Camiler ve Diz Hizmetine Adanmış Ömürler temasıdır. Dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de mescitlerimizin yeri hiç değişmeyecektir. Camiler ve mescitler, yeryüzünde dinimiz İslam’ın sembolü ve mührü olan önemli yerlerdir. Yeryüzünde Allah’a ibadet maksadıyla ilk kurulmuş olan bereketin kaynağı Beytullah’tır. Bu sebeple cami ve mescit diyince biz Hz. İbrahim’in ve Hz. İsmail’in duasını hatırlarız. Cami ve mescit deyince Resulullah efendimizin ‘Ben atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi, annem Amine’nin rüyası’ duasını hatırlarız. Cami deyince Medine Mescidi’ni ve Resulullah efendimizin ahlakını hatırlarız. Cami deyince Selimiye, Sultan Ahmet, Kudüs, Mescidi Aksa’yı ve Ayasofya’yı hatırlarız. Din, renk, makam, mevki farkı gözetmeksizin mümin gönüllerin birleştiği, imanımızın, istiklalimizin ve istikbalimizin simgelerini hatırlarız. Minareler tevhidin sembolüdür. Ezanlar şahadetin ve dinin temelidir. Mihrap, minber ve kürsü hak ve hakikatin sesidir” diye konuştu.
“DİN GÖREVLİLERİ HAYATIN HER ALANINDA”
Din görevlilerinin gayretlerini din hizmetine verdiğine dikkat çeken Poçanoğlu, “Din görevlisi dediğiniz zaman hayatın her alanında camilerimizi, şehrin kalbine taşımayı hedefleyen ve amaçlayan kimseler olarak hatırlarız. Yani din görevlimiz, camiyi şehrin en ortasına ve İslam’ı insanların kalbine taşımak için daima gayret eder. Öyle ki din görevlisi dediğimiz zaman mihrapta kendisi ile namaza durduğumuz hocalarımızı hatırlarız. Çocuklarımız dünyaya geldiği zaman kulaklarına ezan okuyan, günde 5 vakit kurtuluşa çağıran, Allah’ın kitabını öğrenerek öğreten kimseler olarak hatırlarız. Kısacası Diyanet İşleri Başkanlığı, Konya İl Müftülüğümüz ve din görevlilerimiz, hayatın her alanında yer almaktadır. Aile Birliği Rehberlik Bürolarımızda, toplumun en sağlam temeli olan ailenin yanındayız. Adalet Bakanlığı ile vaizlerimiz yıllardır gayret etmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kredi Yurtlar Kurumu’nda manevi rehber olarak hocalarımız çalışmaktadır. Konya’ya ve şehrimize Allah yolunda ömrünü vakfeden hocalarımız, bizi bugünlere getirdi. Bu zamanın en belirgin özelliği geçmişte hocalarımız bazen meydan buldular at bulamadılar. Ama bugün hem meydan var hem at var. Meydanın ve atın olduğu bu zaman, bize düşen küçük problemlerin arkasından gitmeden Allah’ın bize vermiş olduğu bu görevi sonuna kadar götürmektir” şeklinde konuştu.
“İSLAM MEDENİYETİ, YERYÜZÜNDE BİR İHYA HAREKETİDİR”
Din hizmetine adanmış ömürlerin hakkının verilmesinin kolay olmadığına vurgu yapan Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Caner Arabacı, “Onların Konya, Türk ve İslam tarihinde değerlerini, kıymetlerini sunmak kolay değil. Sadece bir yere odaklanmak istiyorum. İslam Medeniyeti, yeryüzünde bir ihya hareketidir. Zulme karşı adaleti ihya eder. Kötülüğe karşı iyiliği ihya eder. Ekonomik sömürüye karşı yardımlaşmayı ihya eder. Peki İslam Medeniyeti’nin ihya hareketi olarak merkezi nedir. İslam Medeniyeti’ni temsil eden, sembol durumunda göstergesi olan nedir. Birçok şey sayabilirsiniz ama İslam M:edeniyeti’nin merkezinde sembol olarak cami ve mescit vardır. Camiler, mescitler ve din adamları İslam Medeniyeti’nin sembolleri, simgeleri ve temsilcileri durumundadır” ifadelerini kullandı.
“HAÇLILAR CAMİNİN ÖNEMİNİ ÇOK İYİ ANLAMIŞLARDIR”
İslam Medeniyeti’nde caminin temel bir sembol olduğunu kavramış iki zümrenin olduğunu belirten Arabacı, “Bu zümrelerden biri halktır. Diğeri de haçlılardır. İki zümre caminin önemini çok iyi kavramıştır. Halktır, çünkü bu millet caminin varlığını, ezanın okunmasını kendi varlığı ile eş tutmuştur. Hatta bu millet, ezanlar dinmesin ve camilerin kandilleri sönmesin diye evlatlarını seve seve şahadete göndermiştir. Peygamberimiz Mûte’ye giderken her konakladığı yere bir cami ve mescit dikerdi. Onu model alan Selçuklu ve Osmanlı ordusu, gittiği yerlere çil çil kubbeler dikerdi. Peki diğer durum nedir. Haçlılar caminin önemini çok iyi anlamışlardır. 1912-1913 yılında Balkan Savaşı’nı kaybettik ve çekildik. Edirne sonunda esir düşer. Edirne’yi işgal eden Bizans ordusunun çiğnediği, kurşun sıktıkları ve top atışına tuttukları ilk yer Selimiye Camii’dir. Hala Selimiye’de bunun izleri durur. Camilerin İslam Medeniyeti için ne kadar önemli olduğunu bilen Uluslararası İngiliz Diplomat, ‘Edirne bizim diyorsunuz da Selimiye’nin minarelerini nereye koyacaksınız’ diye sorar. Onun için İslam ordularının çekildiği ve Müslümanların çekildiği her yerde ilk yıkılan yer camiler olur. Hristiyan dünyası camiyi İslam Medeniyeti’nin bir sembolü gördüğü için gittiği ve hâkim olduğu her yerde İslam değerlerini yok etmeye yöneldi” dedi.
YİĞİT BERKAY ÇOPUR / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme