Hazret-i Aişe genç yaşta evlendi

Aydınlar Ocağı'nda konuşan Prof. Dr. M.Ali Kapar, Peyfamber Efendimiz'in, Hz. Aişe 11 yaşında iken evlendiğini ve Arap örfüne göre bunun bir mes'ele olarak görülmediğini söyledi.

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde, “İslâm’da Örnek Aile” başlığı altında Peygamber Efendimiz’in Hz. Aişe Vâlidemiz’le olan evlliğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dinler Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Kapar, “Hz. Aişe, Peygamber Efendimiz ile evlendiklerinde 10-11 yaşlarında idi. Arap örgüne göre bu bir sorun teşkil etmiyordu” dedi.
Sille Kültür Evi’nde gerçekleşen sohbette Prof. Dr. Mehmet Ali Kapar, Peygamber Efendimiz’in ilk zevcesinin Hz. Hatice, ikinci eşinin Hz. Sevde ve üçüncü hanımının da Hz. Aişe Validemiz olduğunu ve diğer eşlerinden ayıran özelliğinin de bekâr olması olduğunu söyledi. 
Hz. Aişe’nin, Peyfamber Efendimiz ile evlendiklerinde genç bir kız ve son derece zeki, cevval olduğunu ifade eden Prof. Kapar, “Kur’an ve hadis ilmine vukufiyeti, ensab olarak bilinen nesep (soy) ilmine olan vukufiyeti son derece iyidir. Arap şiirine çok düşkündür. Arapçayı da çok iyi kullanan ve hitabeti de karşısındaki insanı ikna etme kabiliyeti olabilen, yılın pek çok gününü oruçla geçiren son derece muttaki, ibadet hayatında en ufak bir ihmalkârlığı bulunmayan ve malî durumu oldukça iyi bir hanımefendi olarak da ifade edilir. Hz. Aişe, Rasulallah Efendimiz’den 2 bin 210 hadis  nakletmiştir. Bunun dışında Hz. Aişe, aynı zaman da 200 sahabiyi hadisci olarak yetiştirmiştir. Hz. Aişe’nin en önemli özelliklerinden birisi de doğru olan şeyi bir kişinin yüzüne karşı söylemesidir” dedi. Hz. Aişe’nin Uhud Harbi başta olmak üzere Hendek Harbine, Benî Mustalik gazveleri ile Mekke Fethi’ne katıldığını kaydeden Kapar, Peygamber Efendimiz bir sefere çıkarken eşleri arasında kur’a çekerdi. Kime isabet eddiyse onu yanında götürürdü. Kur’a haricinde gitmek isteyen olursa da onu da götürürdü. Peygamber Efendimiz’in eşleri savaşa katılmamışlardır. Diğer Medine hanımları gibi sıhhıye hizmetlerini yerine getirmişlerdir. Savaştan sonra yaralı olan erkeklerin hanımlar tarafından tedavi edilmesine, yaralarının sarılmasına, su verilmesine Peygamber Efendimiz izin vermiştir. Uhud Gazvesi’nde Aişe Validemiz, Peygamber Efendimiz’in yaralanan dudak ve yanağı ile kırılan dişini tedavi etmiştir. Sonra da Uhud Meydanı’ndaki yaralı erkeklere yardım etmek için sıhhıye hizmetlerini yerine getirmiştir” diye konuştu.
 
MÜNAFIKLAR VE HZ. AİŞE’YE ÇİRKİN İFTİRA
Cebel Vak’ası olarak bilinen ve münafıkların başı Abdullah bin Ubey tarafından Hz. Aişe’ye “Hz. Aişe ile Safvan bin Muattal gece birbirleriyle beraber olmuşlar” diye Medine’de ortaya atılan çirkin iftirayı yayan 4 sahabenin, “100 kırbaç ve ömür boyu şahitliklerinin kabul edilmemesi” şeklinde iftira cezasına çarptırıldıklarını kaydeden Kapar, “Bu hadise üzerine Nûr Suresi’nin 11. ayetten başlamak üzere 20. âyete kadar 10 ayet-i kerime inzal buyuruluyor” dedi.
Resulullah Efendimiz’in ordusunun başında 27 sefere çıktığını Hz. Aişe Validemizin de bu seferlerden sadece dördüne katıldığını hatırlatan Kapar, Hazret-i Aişe validemiz ile ilgili şunları söyledi. “Hz. Aişe, çocuğu olmadığından din eğitimi açısından evini kız ve erkek çocuklarına açıyor. Hz. Aişe Validemiz, aynı zamanda müslüman hanımların evlerini dolaşarak dini anlamda ev toplantıları yapıyor. Medine’de ne kadar yetim ve öksüz çocuk varsa onların nafakası, bakımı, evlendirmesi Hz. Aişe’ye ait. Bilhassa Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra bu daha da artıyor. Hz. Ömer, devletin ekonomik açıdan gelirleri en çok arttığı için kendi döneminde sahabeleri aylık maaşa bağlıyor. Ehli Beyte ve Peygamber Efendimiz’in zevcelerine, sakat ve yardıma muhtaç erkek ve kadın herkese maaş bağlıyor. En fazla maaş 12 bin dirhem ile Hz. Aişe’ye bağlanıyor. Aşağı yukarı Hz. Aişe’nin maaşı 50-60 bin liradır. Bu devletten gelen para. Ayrıca kendi gelirleri de var. 62 adet cariyeyi (köleyi) azad etmiş. Evlenecek olan cariyeleri ve delikanlıları da evlendiriyor.”
 
CEMEL VAK’ASI VE HZ. AİŞE’NİN SİYASİ HATASI
Peygamber Efendimiz’in, başı Hz. Aişe Validemizin kucağındayken son nefesini verdiğini ve Hz. Aişe’in, bundan sonraki hayatında siyasi işlere müdahalesinin Hz. Osman döneminde başladığını kaydeden Kapar, 30 bin kişiden oluşan Hz. Aişe’nin ordusu ile 20 bin kişiden oluşan Hz. Ali’nin ordusunun, Hz. Osman’ı şehit eden isyancıların kışkırtmalarıyla Basra yakınlarında karşı karşıya gelerek çatışmada 10 bin müslümanın öldüğünü kaydederek bununla ilgili şu ifadelere yer verdi: “Hz.Aişe, Hz. Osman’ın kâtillerini bulamadığı için Hz. Ali’ye karşı tavır alıyor ve Basra’ya gidiyor. Basra Valisi Osman bin Huneyf, Hz. Aişe’yi Basra’ya sokmak istemiyor. Çatışmada 600 kişi şehit oluyor. Basra yakınlarında iki ordu karşı karşıya geliyor. Hz. Aişe’nin ordusunun 30 bin, Hz. Ali’nin ordusunun da 20 bin kişi olduğu rivayet edilir. Hz. Osman’ı katleden isyancılardan bir grup Hz. Aişe’nin tarafına geçiyor, bir diğer grup da Hz. Ali’nin yanında kalıyor. Birbirlerine saldırıyorlar. Sonra da iki orduyu birbirine düşürüyorlar. Bu Cemel Vak’asında 10 bin kişinin şehid olduğu rivayet edilir. Hz. Aişe Validemiz, savaşı kaybediyor yapılanlardan son derece pişmanlık duyuyor ve bundan dolayı da ömrü boyunca istigfar edecek ve “hayatımın en büyük hatası” diyecektir.
Medine’de bulunduğu zamanlarda hanımlara imamet görevini ifa ediyor. Kadınlara ilk imamlık yapan kadın da Ümmü Varaka’dır. Peygamber Efendimiz döneminde kadınlar mescide gelerek Peygamber Efendimiz’in arkasında namaza duruyorlardı.
Hz. Aişe Validemiz, hicri 678’de Ramazan-ı şerifin 17. günü, Temmuz ayında Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece vefat ediyor. Ve gece Baki Mezarlığına defnediliyor.”
 
 
 
 
 
 

Bakmadan Geçme