Hilafetten Peygambere uzanan yol: Hicaz Demiryolları
Tarihte bugün... Tren yolunun istasyonları da Sünnet-İ Seniyye'ye uygun olması için Peygamber Efendimiz'in seferlerinde konakladığı yerlere inşa edildi.
Osmanlı Devleti kurulduğu günden itibaren, her geçen gün devleti ileriye götürebilecek yeni bir iş yapmayı kendisine şiar edindi. Bu sebeple Abdülhamit Han’da bağış kampanyasından gelen paralarla Hicaz Demiryolu inşa edilmeye başlandı.Sultan Abdülhamit Han ne kadar da tartışmaların hedefindeki padişah olsa da tarihte büyük yeniliklere imza atan sultan olması su götürmez bir gerçektir. II. Abdülhamit Han’ın tasarladığı Hicaz Demiryolları da İstanbul’dan Medine’ye açılan bir kapı olmayı sağlayacaktı. Fakat demiryolunun gideri hesaplandığında 4 milyon lira çıktı. Ve devletin bütçesi buna el verecek durumda değildi. Abdülhamit Han kendi mal varlığından büyük bir bağışla bir kampanya başlattı. “Hicaz Şimendifer Hattı İanesi” kurularak bütün İslam dünyasının bu bağışa atkı yapması sağlandı. Kampanya o kadar ses getirdi ki Osmanlı sevdalısı bütün Müslümanlar bulundukları ülkelerden bağış yaptılar. Fas, Tunus, Cezayir, Rusya, Çin, Singapur, Hollanda, Güney Afrika, Ümit Burnu, Cava, Sudan, Pretorya, Bosna- Hersek, Üsküp, Filibe, Köstence, Kıbrıs, Viyana, İngiltere, Almanya ve Amerika'daki Müslümanlar ve buralardaki bazı devlet yöneticileri büyük bir fedakârlık gösterdiler.
PEYGAMBERİMİZİN RUHU RAHATSIZ OLMASIN DİYE KEÇE DÖŞENDİ
Abdülhamid Han’ın hayalini gerçekleştirmek için adeta tüm İslam Dünyası seferber oldu. Sultan’ın bu demiryolunu istemesinin en önemli sebebi, Hac yolculuğu sırasında, karşılaşılan bulaşıcı hastalıklar, su sıkıntısı, seyahat masrafları, yüzünden eziyet çekilmesiydi. Tasarımını gerçekleştirebilirse bu yolculuk sekiz günde daha konforlu şekilde bitecek. Hacılar ibadetlerini daha şevkle yapacaklardı. Bağışların birikmesinin ardından inşaatına 1903 yılında başlanan Hicaz Demiryolu’nun başta gelen mühendisleri Osmanlı’dandı. İnşaat süresince çalışan askerler ve işçiler yine fedakârlık örneği göstererek, açlık ve susuzluğa karşı sabırlı davrandılar. Demiryolunun inşaatı süresince gösterilen hassasiyet hiç kuşkusuz tarihe geçen en mühim olaydır. Abdülhamid Han kutsal topraklarda yapılan çalışmalardan ve sonrasında geçecek trenlerin sesinden, Peygamber Efendimiz’in ruhaniyeti rahatsız olmasın diyerek, rayların altına keçe döşetilmesi emrini verdi. Sultan’dan gelen emirle bütün çalışma bu şekilde devam ettirildi.
Mukaddes emanetler hat sayesinde taşındı
Tren yolunun istasyonları da Sünnet-İ Seniyye’ye uygun olması için Peygamber Efendimiz’in seferlerinde konakladığı yerlere inşa edildi. Çalışmalar hızlıca sürdü. Demiryolu Akdeniz’e kadar ulaştı. Yol sayesinde Akdeniz’de bulunan Akka şehri bile bir anda gelişti. Önemli bir konuma sahip oldu. Bu denli hızlı ilerlemenin şokunu yaşayan Batı Dünyası izlerken 27 Ağustos 1908’de ilk tren törenle Şam’dan yola çıktı. Sultan Abdülhamit’in hayalken gerçeğe dönüşen Hicaz Demiryolları, Birinci Dünya Savaşı’na kadar etkin bir şekilde kullanıldı. Devlete ve halka büyük fayda sağladı. 1918 yılından itibaren bin 900 kilometreyi aşan hat İslam dünyası için büyük bir dönüm noktasının da başkahramanı oldu. Medine müdafii Fahreddin Paşa'nın Mondros Mütarekesi yüzünden Medine'yi teslim ve tahliye etmesi ile birlikte Hicaz Demiryolu üzerindeki Osmanlı hâkimiyeti kalktı. Fakat Fahreddin Paşa son bir hamle yaparak Hicaz Demiyolu ile Medine’de bulunan Peygamber Efendimiz’in Mukaddes Emanetlerini, İstanbul'a taşıdı.
• MUSTAFA ÇİMEN
Bakmadan Geçme