İBB'nin skandalına tepkiler büyüyor!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, önceki gün Mevlana'nın ölüm yıl dönümü nedeniyle Şeb-i Arus töreni düzenledi. Ancak düzenlenen etkinliğe ihlal edilen kurallar damga vurdu.

İBB'nin skandalına tepkiler büyüyor!
TAKİP ET Google News ile Takip Et

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, önceki gün Mevlana'nın ölüm yıl dönümü nedeniyle Şeb-i Arus töreni düzenledi. Ancak düzenlenen etkinliğe ihlal edilen kurallar damga vurdu. Etkinlikte Mevlevi ayini olarak bilinen zikir kadın ve erkek semazenler tarafından birlikte icra edildi. Bununla da yetinmeyen İBB yönetimi Kur'an-ı Kerim tilavetini, Ezanı ve Naat-ı Şerifi de Türkçe olarak gerçekleştirdi. İBB yönetiminin bu skandal girişimine tepkiler dinmiyor.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mevlana'nın 747'nci vefat yıl dönümü nedeniyle Şeb-i Arus programı düzenledi. Ancak etkinlikteki uygulamalar, tepkilere neden oldu. Skandal etkinlikte, Kur'an-ı Kerim tilaveti, Ezan ve Naat-ı Şerif’in Türkçe okunmasının yanı sıra, Mevlevi geleneğinde bulunmadığı halde kadın-erkek bir arada sema yaptı. İBB yönetimi tarafından gerçekleştirilen Şeb-i Arus töreninde Ezan’ın ve Kur'an’ın Türkçe okutulması, akıllara CHP'nin tek parti iktidarında ezanı 18 yıl boyunca Türkçe okutmasını getirdi.

‘BİZE NE OLUYOR?’

Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Temizel, “Hiç kimse Kur’an’ı Kerim’i İngilizce okumak istemiyor, hiç kimse Almanca Kur’an’ı Kerim okumak istemiyor. Farsça da okumak isteyen yok, bize ne oluyor? Kur’an’ı Kerim’in Türkçe okutulmasını isteyen insanlar Kur’an’ı Kerim mi okuyorlar sanki? Yani öyle bir dertleri mi var? Eğer Kur’an’la ilgili gerçekten samimi bir kaygıları olsaydı Kur’an’ın özüne sadık kalarak, Kur’an’ın diliyle hareket ederlerdi” diyerek İstanbul’da usulüne uygun olarak yapılmayan sema törenini düzenleyenlere tepki gösterdi. Kur’an’ı Kerim’in Arapça olarak indirilmesinin onun bir özelliği olduğunu belirten Temizel, “Bir dinin, bir kültürün bir ritüelin dili vardır ve o dil üzerinden hareket edilmelidir. Önce doğruyu bilmek gerekiyor, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Farabi, ‘önce yanlış bilinirse, doğruya ulaşılmaz’ diyor. O nedenle Mevlana’yla yapılacak işler geleneğe bağlı olarak yapılmadır” diye vurguladı.

prof-dr-ali-temizel.jpg

‘MEVLANA’NIN ÜZERİNDEN BAŞKA MESAJLAR VERİLMEK İSTENDİ’

İstanbul’da yapılan sema ayininin aslına uygun olarak yapılmamasının bilgi kirliliğine sebep olduğunun altını çizen Temizel, “ Yapılan bu program Konya’ya alternatif olarak yapılmamıştır. Bu program kendi kafalarına göre yazdığı, kendi düşüncelerine göre hareket ettiği, Mevlana üzerinden başka mesajlar vermek istenen bir programdı. ‘Konya dışında da bu tür programlar yapılmalı mıdır?’ sorularıyla çok sık karşılaşmaktayız. Elbette ki Mevlana’nın düşüncelerini evrensel olduğunu düşündüğümüzden dolayı dünyanın her yerinde sema gösterileri yapılmalıdır ki Osmanlı döneminden günümüze kadar Kuzey Afrika’dan, Ortadoğu’dan ve Balkanlar’dan 150 tane Mevlevihane kurulmuş ve bu Mevlevihanelerde de semalar yapılmıştır. Biz Mevlana üzerinden dünyaya mesaj vermek istiyoruz. Bu nedenle Mevlana’yı Konya’yla sınırlandıramayız. Aksi takdirde mesajımız bir yere ulaşamaz” şeklinde konuştu.

‘HER ŞEY ALLAH VE KUR’AN EKSENİNDE GERÇEKLEŞMEKTEDİR’

“İslam dinine kayıtlı olan her türlü davranış her türlü program, her türlü gösteri Mevlana’nın ruhunu sızlatır” diyen Temizel, “ Sema, folklorit bir dans değildir, folklorit bir gösteri değildir, düğünde dernekte yapılacak bir şey değildir. Çünkü sema, abdestli insanların yapabileceği ve dört bölümden oluşan bir gösteridir. Birinci bölümde de özellikle musiki olmaksızın peygamberimiz (s.a.v) için okuna Naat-ı Şerif’le başlayan bir zikir merasimidir. İkinci bölümde, beden olarak topraktan yaratılan insanın can ve ruh olarak Allah’ın bir parçası olduğuna inanarak yapılan Allah’ı selamlamadır. Üçüncü bölümde yine Allah’ı anarak ona selam vermektir. Dördüncü bölüm ise dört selamdan oluşmaktadır. Orada da semazenler Allah’ın çeşitli vasıflarıyla zikirler yaparlar ve son bölümde de Kur’an okunarak zikir merasimi biter. Yani her şey Allah ve Kur’an ekseninde gerçekleşmektedir” diye aktardı.

‘DOĞRU YERDEN BAŞLARSAK YANLIŞTAN ÇABUK KURTULURUZ’

Son olarak sema’yı yapacak kişinin İslam dininin kurallarına göre yaşaması gerektiğine dikkat çeken Temizel, “ Kadın ve erkeğin nikahsız olarak böyle bir gösteri yapması dinen sakıncalıdır. Mevlana kendisinin Müslüman olduğunu, Peygamberimizin hadis ve sünnetine bağlı olduğunu ve Kur’an’ın kölesi olduğunu her fırsatta söylemiştir. Biz doğru yerden başlarsak yanlışlardan da çabuk kurtuluruz” diyerek sözlerini noktaladı.

“EZAN EVRENSELDİR”

Ezanın bütün dünya Müslümanlarını birleştiren temel bir öge olduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, “Türkiye’nin geçmiş tarihinde anadilde ibadet diye bir durum söz konusu oldu. Ezanlar Türkçe okundu, namazlar Türkçe kıldırıldı. Halbuki ana dilde ibadet olmaz. Ezan evrensel bir mesajdır, İslam’ın şiarıdır. Dünyada Müslümanların dininin temininde de Arapça okunması çok önemlidir. Dolayısıyla Türkçe ezan olmaz. 1400 yıllık İslam tarihindeki geleneğimiz ortada, ibadet dilimiz Arapçadır. Buna devam etmek gerekmektedir. Bu tip girişimler toplumda fitne, kargaşa çıkartmaya da vesile olur. Halbuki toplumun fitneye, kargaşaya değil, huzura ve birliğe ihtiyacı vardır. Bu tür girişimler Türkiye’de baskı yollarıyla uygulanmaya başlamış ama tutmamış ve Müslümanlarda nefret uyandırmıştır. Menderes döneminde Ezan Arapçaya çevrilince, minarelerimizden okunmaya başlayınca, camilerimizden Arapça olarak namaz kılınınca milletimiz o günleri bir bayram ilan etmiştir. Milletin sükunetini bozmamak lazım, milletin diniyle inancıyla oynamamak lazım. Bunlar bizi birleştiren temel ögelerdir ve korunması lazımdır” diye altını çizdi.

prof-dr-ramazan-altintas.jpg

SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme