• Haberler
  • Türkiye
  • İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: 4 bin 500 organizatörü yakaladık

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: 4 bin 500 organizatörü yakaladık

içişleri Bakanı Süleyman Soylu, geçen yıl göçmen kaçakçılarının 4 bin 500 organizatörünü yakaladıklarını belirterek, 'Türkiye olarak biz 'göçü yönetmek' tercihini kullandık oysa Avrupa 'göçü önlemek' tercihini kullandı' dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: 4 bin 500 organizatörü yakaladık
TAKİP ET Google News ile Takip Et

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ukrayna Başbakanı Volodymyr Groysman, Litvanya Başbakanı  Saulius Skvernelis, Moldova Başbakanı Pavel Filip ve eski Ukrayna Başbakanı ve  Open Ukraine Vakfı Başkanı Arseniy Yatsenyuk ile Kiev Güvenlik Formu'nun  Başbakanlar Oturumu'na katıldı.  Oturumda konuşan Soylu, 21. yüzyılı, uluslar arası entegrasyonun  yu?ksek olduğu, terörle bilginin renk, dil, din, ekonomik çıkarlar, geçmiş  birliktelikler üzerinden tanımlanmadığı, demokrasi ve hukukun birlikte  yükseldiği, ortak yaşama havzasına sahip bir dünya olarak hayal ettiklerini  ancak böyle olmadığını söyledi.

  Afganistan'daki tarlalarda üretilen uyuşturucunun Avrupa'ya, bir  Avrupa ülkesinde üretilen sentetik uyuşturucunun da Orta Doğu'ya  pazarlanabildiğine dikkati çeken Soylu, "Londra, Hamburg ve Paris'in orta yerinde  özel harekat timleri, polisleri güvenlik önlemlerini ağır silahlarla alması  artık normal bir hal olarak ortaya konuluyorsa terör örgütleri bir İngiliz'i,  bir Fransız'ı getirip Suriye'de DEAŞ üyesi olarak savaştırabiliyorsa insan  tacirleri hem Akdeniz'den hem Ege'den hem de Karadeniz'den masum insanlara ölüm  yolları cizebiliyorsa böyle bir tabloyu yalnızca her ülkenin kendi çabasıyla  ve kendi sınır güvenlğini sağlayarak iyileşirmesini bekleyemeyiz. Bu  gerçekçi değildir" diye konuştu

   Soylu, bu sorunların, ortak bir akılla, ortak bir hareketle ve  samimiyetle yok edilebileceğini vurgulayarak, Kiev Güvenlik Forumu'nun sorunlara  bir çözüm getirmesi temennisinde bulundu. Geleceğin hayaller üzerinden değil korkular ve sorunlar üzerinden  tarif edildiğine dikkati çeken Soylu, "Nerede hata yapıyoruz? Sorunu nasıl  büyüttük ki çözüm bu kadar uzaklaştı" diye sordu.

  Soylu, küresel hataların birbirini etkilediğini, terör, uyuşturucu,  göçü, Batı'da yükselen ırkçılık gibi sorunların birbirinden güç aldığını  ifade etti. Avrupa'da ırkçılığın neredeyse 1930'lara döndüğüne işaret eden Soylu,  ötekileştirilen, dışlanan kesimlerin radikalleştiğini ve terör örgütlerine insan  kaynağı oluşturduğunu vurguladı.

   "Yabancı terörist savaşçı" denilen bir kavramla tanışıldığını belirten  Soylu, "Bir Fransız vatandaşını, bir İngiliz veya Hollanda vatandaşını DEAŞ  saflarında, PYD saflarında savaşırken yakalayabiliyoruz. Bizim ülkemizdeki geri  gönderme merkezlerinde maalesef bunları hep beraber görüyoruz. Öte yandan Suriye  ve Orta Doğu'daki çatışma, göçü besliyor. Göçle beraber terörün de Batı'ya geçişi  kolaylaştırıyor. Düzensiz göç kendi adına bir dram ve aynı zamanda bir finansman  kaynağı haline geliyor." diye konuştu.

  oylu, uyuşturucu ticaretinin, küresel terör örgütlerinin ana sponsoru  durumunda olduğuna dikkati çekerek, istihbarat örgütlerinin, terör örgütlerini,  uyuşturucu ve insan tacirlerini kullanarak bir "vekalet savaşını" sürdürmeye ve  bu sayede kendi ülkeleri adına avantajlı bir pozisyon elde etmeye çalıştıklarını  söyledi.

 TERÖR ÖRGÜTLERİ ARASINDA AYRIM YAPMIYORLAR

Türkiye'nin, küresel terörle mücadelede belki de dünyanın en tecrübeli  ülkelerinin başında geldiğini anlatan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:  "Bizim bu noktada gördüğümüz en büyük küresel hata, terör örgütleri  arasında ayrım yapılmasıdır. Devletler, kendilerine bir terör örgütünü maalesef  partner olarak seçebilmektedir. Bunu birtakım gerekçelerle açıklamaya, terör  örgütünü meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Oysa bir terör örgütü, sadece terör  örgütüdür. Kötülükten başka bir şey üretmez. Basit bir örnek, DEAŞ terör örgütü,  en kanlı eylemlerini başta Türkiye olmak üzere diğer Müslüman ülkelerde de  gerçekleştirdi, camilerde katliam yaptı. Dolayısıyla bir terör örgütünün  söylemlerine değil hep birlikte eylemlerine bakmalıyız. DEAŞ ile savaşıyor diye  bir bahaneyle PYD ile ortak olmak ve destek vermek, legal devletlerin yapmaması  gereken bir iştir. Üstelik bu iddia doğru da değildir."

  Soylu, Fırat Kalkanı Harekatı sırasında PYD'nin DEAŞ'a, Zeytin Dalı  Harekatı'nda da DEAŞ'ın PYD-YPG'ye vurmadığına dikkati çekti.  Terör örgütlerinden birisiyle mücadele ederken diğerini ortak almanın  gerçekçi bir yaklaşım olmadığını aktaran Soylu, Türkiye'nin elinde silah olan ve  legal bir devletin askeri olmayan her grubu terörist olarak gördüğünü ve bunlarla  topyekün mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

  NİHAİ HEDEFİMİZ SIFIR TERÖRİST

  "Terör örgütlerine silah hibe etmek, dünya barışına katkı değildir.  Türkiye, dünyanın legalleştirilmesinin peşindedir." diyen Soylu, sözlerini şöyle  sürdürdü:  "Birinci faz olarak ülkemizdeki 2015 seçimleri sonrası, ikinci faz  olarak da özellikle dünyanın da yakından takip ettiği 15 Temmuz 2016'daki darbe  girişimi sonrasındaki terör örgütü üzerinde arttırdığımız saha baskısı ve  yaptığımız operasyonlarla finans kaynaklarını da kurutarak özellikle sınırlarımız  içinde PKK'yı neredeyse eylem yapamaz hale getirdik. FETÖ temizliğine de örgütün  sınırlarımız içindeki ana yapılanmalarını çökertmekle beraber, uyuyan hücre  olarak tabir ettiğimiz birimlerine yönelik operasyonlarımız devam etmektedir.  Çünkü FETÖ'nün kendine ait farklı ve girift bir yapılanma modeli söz konusudur.  Terörle mücadeledeki nihai hedefimiz, sıfır terör seviyesidir. Diğer aşırı sol  örgütler ve radikal örgütler noktasındaki mücadelemiz de bu paraleldedir."

 Soylu, Türkiye'nin sınırlarında ciddi bir mücadelenin olduğuna vurgu  yaparak, "Kırım meselesinde Ukrayna'daki bir vatandaş ne düşünüyorsa Türkiye'deki  vatandaş aynı şeyi düşünüyordur." dedi. Bunun bir insanlık mücadelesi olduğunun altını çizen Soylu,  "Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden bahsetmeyi bile fazlalık görürüz. Buradaki  duruşumuz net ve açıktır." diye konuştu.  Uyuşturucunun, terörün ana finansman kaynağı haline geldiğine dikkati  çeken Soylu, PKK'nın uyuşturucudan elde ettiği gelirini 1,5 milyar dolar olduğunu  bildirdi.  Terör operasyonlarında dağlarda buldukları uyuşturucu haplarının  aynısını İstanbul'da okul önlerinde sokak satıcılarında yakaladıklarını anlatan  Soylu, "Batı, bu meselede anlaşılmaz bir rahatlık içindedir. Özellikle sentetik  uyuşturucu konusunda ana üretici konumundadır. Belçika ve Hollanda'da maalesef bu  konuda yaklaşım problemi var. Kullanıcılar için özgürlükler çerçevesinde devlet  kontrolünde bir kullanım alanı belirlenmeye çalışılmaktadır. Ama açıkça görülüyor  ki Avrupa, bu alanı kontrol edemiyor ve yeni kullanıcı oluşmasını  engelleyemiyor." dedi.

AB HAYAL KIRILKLIĞI

 İçişleri Bakanı Soylu, Afganistan'da doğal uyuşturucu arzının geçen  yılın 2 katı olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:  "Türkiye olarak biz, doğumuzdan ve batımızdan uyuşturucu ticaretinin  baskısı altındayız. Uluslar arası raporlara göre Türkiye, küresel eroin  yakalamalarının yüzde 16'sını, Avrupa eroin yakalamalarının ise 2 katını  gerçekleştiriyor. Ectasy yakalamalarında 2015 yılında 5,7 milyon adetle Türkiye,  birinci olmuştur. Eğer Avrupa da bu yaklaşımını değiştirir ve uyuşturucu ile  mücadelede bizim politikamıza uyum sağlarsa hem dünya gençliğini kurtarırız, hem  de terörün gücünü önemli ölçüde zayıflatırız."

   Türkiye'nin ciddi bir göç baskısı altında olduğuna da değinen Soylu,  "Ciddi göç yolları üzerinde bulunuyoruz ve insan tacirleri sürekli yeni yollar  açmanın peşinde. 2017 ağustos ve eylül arasında Karadeniz yolunu da denediler.  Sahil güvenlik ekiplerimiz bir ay içinde bin 111 düzensiz göçmen ve 15 göçmen  kaçakçısı yakaladı. 2017'de sadece göçmen kaçakçılarının 4 bin 500 organizatörünü  yakaladık. 80 milyon nüfuslu Türkiye bu mücadeleyi verirken 500 milyonluk Avrupa  Birliği bu konuda bizi hayal kırıklığına uğratmıştır Türkiye olarak biz 'göçü  yönetmek' tercihini kullandık oysa Avrupa 'göçü önlemek' tercihini kullandı."  dedi.

   "Göçü bitirmek, terörü bitirmekle mümkündür" ifadelerini kullanan  Soylu, Fırat Kalkanı Harekatı'nın başladığı günden bugüne Hatay, Kilis ve  Gaziantep sınır kapılarından ülkesine geri dönen göçmen sayısının 162 bin 471  olduğunu bildirdi.    Afrin'i Afrinlilere, Azez'i Azezlilere, Mare'yi Marelilere  bırakacaklarını belirten Soylu,  "Sınırlarımızın dışındaki hiçbir yerin ne  petrolüne ne başka zenginliğine ihtiyacımız yoktur. Bizim ülkemiz bize  yetmektedir. Ancak oradaki istikrarsızlığın, Türkiye’ye ciddi maliyetleri söz  konusudur. Terör, uyuşturucu, göç ve finansal maliyetler gibi ciddi maliyetleri  vardır. Dolayısıyla bu bölgedeki güven ve istikrar, ülkemiz ve komşularımız için  bir beka sorunudur. Sınırlarımızı, gözlerimizi ve kulaklarımızı kapatmak,  maalesef Türkiye için bir çözüm değildir." dedi.

  Demokrasiye içeriden öldürmelerine müsaade edilmemesini isteyen Soylu,  "Yapmak istedikleri, demokrasiyi öldürmeye çalışmaktır. Bireyi korkularla,  operasyonlarla devreden çıkarmaktır. Bu olumsuzlukları ortadan kaldırmak paraya,  silaha ve güçlü koltuklara ait değildir. Bu olumsuzlukları devreden çıkarmak,  insan vicdanına bağlıdır. Vicdanımızı ve zamanı kaybetmeden bölgesel iş  birlikleriyle atacağımız adımı hep birlikte daha iyi bir noktaya taşımalıyız."  ifadelerini kullandı.

  GEÇEN SENE 2 BİN 500 TERÖRİST ETKİSZİ HALE GETİRİLDİ 

 Konuşmaların ardından soru cevap kısmında Bakan Soylu kendisine  sorulan soru üzerine "Geçen sene sadece 2 bin 500 terörist etkisiz hale getirdik  yurt içinde. Darbe, terör, Suriye meseleleriyle bugün hep birlikte ayaktayız.  Neyle ayaktayız? Milletin verdiği reyle, oyla, sandıkla." dedi.  Soylu, terörle mücadele ederken bir gözünün de turizm rakamlarında  olduğunu belirterek, kendi güvenlik parametresinin, turist sayısının ve turizm  rakamlarının artmasıyla doğru orantılı olduğunu ve bir yıl içerisinde demokrasiye  paralel olarak turist sayısının yaklaşık 40 milyonun üzerine çıkmasını  hedeflediğini kaydetti.

Bakmadan Geçme