İhraçları yolda
17/25 Aralık darbe girişimine imza atan ve HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılan savcıların akıbeti 2. Daire'nin kararıyla belli olacak.
Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesi, ‘yargı erkinin nüfuz ve itibarına zarar verebileceği’ gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin baş aktörleri Zekeriya Öz, Muammer Akkaş, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkında, ‘disiplin’ yönünden de değerlendirme yapacak. Soruşturma dosyası henüz 3. Daire’den kendilerine ulaşmadığı için dosyayı esastan ele alamayan HSYK 2. Daire, dosyanın ulaşmasının ardından ‘disiplin’ cezasına hükmedip sözkonusu savcıların meslekten ihracına karar verebilir. 2. Daire’nin savcılarla ilgili ‘kovuşturma’ karar yetkisi de bulunuyor. 4 isimle ilgili kovuşturma yapılmasına gerekli görüldüğü takdirde dosya, Adalet Bakanlığı’nca en yakın ağır ceza mahkemesi savcılığına gönderilecek. Bu durumda cumhuriyet savcısı, iddianamesini 5 gün içinde düzenleyerek dosyayı mahkemeye iletecek. Öz, Akkaş, Kara ve Yüzgeç’in yargılamasını ise ilk derece mahkeme sıfatıyla Yargıtay’ın ilgili dairesi yapacak.
KARAR 2’YE KARŞI 5 OYLA ALINDI
17/25 Aralık darbe girişiminin aktörleri hakkında soruşturma izni veren HSYK 3. Dairesi, dosyanın 26 Kasım’da HSYK 2. Dairesi’ne gönderilmesine karar verdi. Ancak daire kararına muhalefet eden Ahmet Berberoğlu, Şaban Işık ve Kerim Tosun çeşitli gerekçelerle bu karara imza atmadı. Bu nedenle dosya 2. Daire’ye gidemedi. Sadece savcılarla ilgili tedbir istemli yazı ile müfettiş raporu 2. Daire’ye gönderildi. Soruşturma dosyasını ‘esas’tan ele alamayan 2. Daire, bu nedenle müfettişlerin ‘savcılar ihraç edilsin’ talebini görüşemedi. Bu yüzden ‘şimdilik’ 4 savcıyı görevden uzaklaştırmakla yetinen 2. Daire bu kararı 5’e karşı 2 oyla aldı.
SON SÖZ YARGITAY’IN
Önümüzdeki günlerde savcılarla ilgili meslekten atılma da dahil çeşitli cezalar verilebilir. Eğer ‘ihraç’ kararı çıkarsa, bu isimlerin maaşı, dosya kesinleşene kadar yarı yarıya azalacak. HSYK 2. Daire’nin savcılar hakkında kovuşturma açabileceği de belirtiliyor. Görev suçlarından ötürü 4 isimle ilgili kovuşturma halinde son kararı Yargıtay söyleyecek.
Fatih’te iş takibi yapıyordu
HSYK müfettişlerince hazırlanan raporlarda, Zekeriya Öz’ün İstanbul Başsavcıvekili olduğu dönemde Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ile farklı zamanlarda görüştüğüne yer verildi. Rapora göre Öz, Demir’den hâlâ İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ‘imar kirliliğine neden olmak’ suçundan yargılamaları süren şüpheliler E.E. ve S.K.’ye ait Fatih Belediye sınırları içerisinde olan bir otelin cephe tadilatı ile ilgili şahıslara yardımcı olmasını istedi. Daha sonra otelin cephe tadilatı dışında kaçak kat çıktığına dair yan taraftaki başka bir otelden şikayet gelmesi üzerine birçok kez Başkan Mustafa Demir ile görüşmek için belediyeye gitti.
KAÇAK KAT YIKILMASIN!
Öz, konuyla ilgili Demir’le 3 kez, başka tarihlerde de İmar Müdürü Refik Lal ve Başkan Yardımcısı Talip Temizer ile görüşüp kaçak katın yıkılmamasını istedi. Ancak başkan ve diğer görevliler Öz’ün bu isteğinin yapılamayacağını ifade etti. Talebinde ısrarcı olan Öz, daha sonra da belediyeye geldi ancak Başkan Demir, Öz’ün görüşme talebini kabul etmedi.
SAVCIDAN ARACILIK HİZMETİ!
Zekeriya Öz’ün mülkiyeti Fatih Belediyesi’ne ait olan bir işyerinin tanıdığı bir şahsa devri için aracılık ettiği de raporda yer aldı. Öz, devir gerçekleştikten sonra da kapalı alanı 51 metrekare olan kafenin büyütülmesini de talep etti. Bunun yanında Öz’ün Dubai tatili de müfettiş raporunda yer aldı. Ailesiyle birlikte 17-21 Ekim 2013 tarihlerinde Dubai’ye giden Öz’ün bu tatilin faturası ise 20 bin 259 dolar tuttu. Usûlsüz işler peşinde koşan Öz, gezi masraflarını ise hakkında soruşturma yürütülen Ali Ağaoğlu’nun sahibi olduğu bir inşaat şirketine ödetti.
Bildiri çetesi
HSYK’nın görevden uzaklaştırdığı savcılardan Zekeriya Öz ile Mehmet Yüzgeç, 25 Aralık darbe girişimi sonuçsuz kalan Muammer Akkaş’ın adliye önünde yaptığı gibi bildiri dağıtmayı tercih etti. Bolu Adliyesi’nin düz savcısı Zekeriya Öz, dün çalışma odasındaki eşyalarını toplayıp arkadaşlarıyla vedalaştı. Önceden hazırladığı basın açıklamasını muhabirlere dağıtan Öz, daha sonra adliyeden ayrıldı. Öz’ün Bolu’yu da terk ettiği ileri sürüldü. Görevinden uzaklaştırılan diğer savcı Mehmet Yüzgeç ise Kahramanmaraş Adliyesi’nde makamına davet ettiği gazetecilere basın bülteni dağıttı. Bildirisini verdikten sonra kısa bir açıklama yapan Yüzgeç, kendisine HSYK kararına ilişkin herhangi bir tebligatın ulaşmadığını ileri sürdü. Yüzgeç, “Haklarımı yurtiçi ve yurtdışında arayacağım” ifadesini kullandı.
15 günde Yüzgeç
İstanbul Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu’nda görevli Savcı Bekir Gencer tarafından yürütülmekte iken, örgüt bulunmadığı için 02 Aralık 2013 tarihinde Memur Suçları Bürosu’na gönderilen soruşturma, Savcı Mehmet Yüzgeç tarafından 15 günde tekrar ‘örgütlü’ yapıldı. Soruşturma hiçbir şekilde operasyon ya da gözaltı yapılacak düzeyde değilken Yüzgeç, polisin inisiyatifiyle 15 günde ‘toparladığı’ soruşturmada, operasyonun düğmesine diğer dosyalarla birlikte aynı gün bastı.
İllegal kayıtlar ‘Kara’ dosyada
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinin 2. fıkrasında, “Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhal yok edilir” hükmü bulunuyor. Ancak Celal Kara buna aykırı davranarak, soruşturma dosyasında şüpheli olarak gösterdiği Rıza Sarraf’ın eşi Ebru Gündeş ile yaptığı görüşmeleri dinletti; aynı şekilde şüpheli olarak gösterilen Barış Güler’in o tarihte İçişleri Bakanı olan babası Muammer Güler ile görüşmelerini de kayda aldırdı. Bu görüşmeleri soruşturmada dikkate alan Kara, yok etmesi gereken kayıtları ise dosyada sakladı. 17 Aralık darbe girişiminin öncülerinden olan Celal Kara, sözkonusu kumpas soruşturmayı uzun süreden beri yürütmesine rağmen dosyada ‘şüpheli’ olarak gösterdiklerinin ismini UYAP’a kaydetmedi. Kara ayrıca, talimatlara aykırı biçimde, Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı’yı tahkikatın hiçbir aşamasında bilgilendirmedi. Kara ayrıca, adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelilerin lehine ve aleyhine olan bütün delilleri toplamadan, şüphelilerin iştirakinin bulunduğu şirketlerin tüm mal varlığına el konulması için mahkemeden talepte bulundu.
Torbayı açmadan gözaltına
25 Aralık darbe girişiminin baş aktörü Muammer Akkaş’ın örgüt şeması oluşturmak için polislere baskı yaptığı ortaya çıkmıştı. Bu şemada, o dönem Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘örgüt lideri’ olarak gösterilmişti. Sözkonusu soruşturma kapsamında polislerin hazırladığı fezleke Muammer Akkaş’a gönderildi. Erdoğan’ın adının sık sık yer aldığı fezlekede, Erdoğan’dan ‘Dönemin Başbakanı’ diye bahsedildi. Müfettişlerin hazırladığı raporda Akkaş’ın yaptığı usûlsüzlükler anlatıldı. 22 klasörde hiçbir delilin bulunmadığı, delillerin toplanmadığı, soruşturmayı yürüten Akkaş’ın ağzı mühürlü torbaları açmadan gözaltı kararı aldığı vurgulandı. ‘Yolsuzluk soruşturması’ adı altında yürütülen darbe girişiminde Akkaş’ın telefon dinlemeleri haricinde herhangi bir delil toplanmasına girişmediği belirtilen raporda ayrıca yolsuzluk olduğu iddia edilen işlemlere ve ihalelere ilişkin hiçbir belge bulunmadığı ifade edildi. Akkaş, dinlettiği isimleri de UYAP’a kaydettirmedi. Akkaş gözaltı kararı aldığı 25 Aralık 2013 tarihine kadar ‘şüpheli’ hanesine ‘bilinmiyor’ ibaresi yazdı. Akkaş ayrıca, herkesten gizlediği soruşturmadaki birtakım bilgi ve belgeleri bazı gazetecilerle paylaştı. Soruşturmadan el çektirilince de adliye önüne çıkarak basına bildiri dağıtıp şov yaptı.
Bakmadan Geçme