II. Kılıçarslan Hristiyanlığı kabul etti mi?
Selçuklular ve Haçlılar Sempozyumu ikinci gününde de sunulan bildirilerle devam etti. İzzeddin Mesut Salonunda Prof. Dr. Ebru Altan'ın oturum başkanlığında Haçlı liderleri ve Selçuklu Sultanlarının konuşuldu.
Oturumda Doç. Dr. Altay Tayfun Özcan Papa III. Aleksandr’ın II. Kılıç Arslan’a Gönderdiği Mektup Ve Sultan’ın Hıristiyanlığı Kabulü Meselesi, Arş. Gör. Cumhur Ersin Adıgüzel Doğu’dan Önce Endülüs: Batı’nın Endülüs’e Yönelik Haçlı Seferleri konularında bildirilerini sundular.
Prof. Dr. Ebru Altan
Haçlı Ordularının Anadolu’da Selçuklu Topraklarına Son Kez Girişi
12. yüzyılda Anadolu, Haçlılar ile Türkler arasında büyük mücadelelere sahne olmuş, Haçlı orduları Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192) olarak adlandırılan sefer sırasında son kez Selçuklu topraklarına girmişlerdi.Mısır-Suriye hükümdarı Selahaddin Eyyubî’nin 2 Ekim 1187’de Kudüs’ü zapt ederek burada 88 yıldır devam eden Haçlı hâkimiyetine son vermesi üzerine Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa da haçı kabul etmişti. İmparator Friedrich’in ordusu, 1189’da Macaristan üzerinden Bizans topraklarına girdi. Çanakkale Boğazı’ndan Anadolu’ya geçip Balıkesir-Alaşehir yoluyla güneye doğru ilerledi ve Bizans’ın sınır şehri Denizli’den (Laodikeia) sonra Selçuklu topraklarına yöneldi. Bizans-Selçuklu sınırını oluşturan bölgeye girince, Selçuklu ordusunun saldırılarına maruz kalarak ilerleyen Haçlılar, Akşehir’i ateşe verip Konya’ya doğru ilerlediler. Şiddetli bir çatışmanın ardından İmparator Friedrich, 18 Mayıs’ta Konya’ya zorla girmeyi başardı. 23 Mayıs’ta şehirden ayrılan imparator, ordusunu Toros geçitlerinden Silifke’ye doğru yürüttü. Ancak, imparatorun Silifke Çayı’nı geçerken boğulması üzerine Alman ordusu dağıldı (10 Haziran 1190). Bu bildiride Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa kumandasındaki Haçlı ordusunun Anadolu’daki yürüyüşü ve bu sıradaki Selçuklu-Haçlı mücadelesi ele alınıp değerlendirilecektir.
Doç. Dr. Altay Tayfun Özcan
Papa III. Aleksandr’ın II. Kılıç Arslan’a Gönderdiği Mektup Ve Sultan’ın Hıristiyanlığı Kabulü Meselesi
Haçlı seferleri ve sonrasında ortaya çıkan siyasi ortam içerisinde İslamdan Hıristiyanlığa veya Hıristiyanlıktan İslama geçen kimselerle ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Dinî doğruları bir kenara itecek olursak bu durum, iki toplum içerisinde “düşman” olarak görülen kültür ve medeniyete farklı bir perspektiften yaklaşıldığı yeni bir döneme işaret eder. Bu dönemin bir aktörü de II. Kılıç Arslan idi.
Papalık makamından Türkiye Selçuklu Sultanı’na gönderilen Instructio Fidei Catholicae (Katolik inancın öğretisi) başlıklı Latince mektupta geçen ifadeler, II. Kılıç Arslan’ın Papalığa Hıristiyanlığı kabul etmek istediğine yönelik bir mektubu gönderdiğine işaret eder. Bununla birlikte Papalığın II. Kılıç Arslan’a gönderdiği mektubun aktarıldığı eserlerin hiçbirisinde II. Kılıç Arslan’ın mektubuna yer verilmez. Hatta bunun bir izini bile takip edebilmek mümkün değildir. Her ne kadar bazı eserlerde II. Kılıç Arslan’ın Hıristiyanlığı kabul ettiğine ilişkin pek çok yorum ve değerlendirme yapılmışsa da, bunların hemen hemen tamamının Papalık mektubundaki ifadelerin gölgesinde şekillendiği anlaşılmaktadır. Buna karşın II. Kılıç Arslan’ın Alman İmparatoru Frederik Barbarossa ile münasebetlerinde de Hıristiyanlığı kabul etme meselesinin dile getirilmesi ilgi çekicidir. Papalık ile ilişkilerden bağımsız bir şekilde gelişen bu temasta ortak bir temanın bulunması, Papalığa gönderilen mektubun gerçek olup olmadığı sorununu daha da derinleştirmektedir.
Bu çalışmamızda, daha önce üzerinde yeterli seviyede durulmamış bu vesika ele alınacak ve II. Kılıç Arslan’ın Papalık ile münasebet kurup kurmadığı veya bu münasebetin onun Hıristiyanlığı kabul etmek niyeti üzerinde şekillenip şekillenmediği sorgulanacaktır.
Arş. Gör. Cumhur Ersin ADIGÜZEL
Doğu’dan Önce Endülüs: Batı’nın Endülüs’e Yönelik Haçlı Seferleri
Hristiyan Batı’nın, Doğu’ya yönelik Haçlı Seferleri’nden önce Avrupa coğrafyasında ilmi, kültürü ve yüksek medeniyeti ile yüzyıllardan beri parlayan İslam toprağı Endülüs’ü hedef alması ve Haçlı düşüncesinin ilk uygulama yeri olarak Endülüs’ü seçmesi dikkat çekicidir. Batı dünyası bunu yaparken Endülüs’teki reconquista hareketinin papalık vasıtasıyla Haçlı hareketine dönüştürülmesine çalışmış ve bu hareketin başarılı olması için çok gayret sarf etmiştir.
Endülüs’te mülûkü’t-tavâif döneminde Dâniye ve Doğu Adalarını hakimiyeti altında tutan Mücâhid el-Âmirî’nin Sardinya Adası’nı ele geçirmesi karşısında papalığın teşvikiyle 1016’da oluşturulan Haçlı kuvvetlerinin adayı Müslümanlardan geri alması önemli görülen ilk haçlı başarısıdır. Bununla birlikte söz konusu dönemde Haçlı ordularının asıl büyük başarısı, bu hadiseden yaklaşık elli yıl kadar sonra, Papa II. Aleksandr’ın çağrısıyla toplanan Navar, Aragon, Katalan, Frank ve İtalyan kuvvetlerinden müteşekkil ordunun Berbeşter (Barbastro) şehrini ele geçirmesi olmuştur. İkinci Haçlı Seferine katılmak üzere yola çıkan bazı gemilerin Portekiz Kralı Alfonso’ya destek vermesiyle şehrin Müslümanlar’dan alınması üzerinde durulması gereken bir başka örnektir. Haçlı ordularının Endülüs’teki İslâm hakimiyetine indirmiş oldukları en yıkıcı darbe ise 1212’de, Muvahhidler’in çöküş sürecini hızlandırmış olan el-İkâb Savaşı’nda kendisini göstermiştir.
Bakmadan Geçme