İki yüzlü şantaj ve tehdit örgütü
Paralel yapının emniyet ayağına operasyonda 21 şüpheli polisten aralarında emniyet amiri Gafur Ataç'ın da bulunduğu 17 polis tutuklanırken 4'ü yurt dışı çıkış yasağı konarak serbest bırakıldı.
Paralel yapının emniyet ayağına yapılan operasyon kapsamında mahkemeye sevk edilen 21 şüpheli polisten aralarında emniyet amiri Gafur Ataç’ın da bulunduğu 17 polis tutuklanırken 4’ü yurt dışı çıkış yasağı konarak serbest bırakıldı. Polislerin sorgusunu yapan İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği verdiği kararda liderliğini Fethullah Gülen’in yaptığı terör örgütünün iki yüzü olduğunun altını çizdi. Örgütün hedefinin ahlaklı toplum yetiştirme kılıfı ile Türkiye Devleti’nin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek olduğu kaydedildi. Ekonomik olarak güçlenen örgütün siyasi operasyonlara kalkıştığının vurgulandığı kararda, örgütün devleti ele geçirmek için yasal ve yasa dışı dinleme, izleme, raporlar ile elde ettiği bilgileri tehdit, şantaj amaçlı kullandığı vurgulandı.
21 POLİSTEN 17’Sİ TUTUKLANDI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski MİT Müsteşarı Hakan Fidan, kabine üyeleri, STK temsilcileri ve gazetecilerin bulunduğu binlerce ismi uydurma Selam soruşturmasında dinleyen paralel yapıya yönelik 8 Şubat'ta 12 ilde başlatılan ‘yasadışı dinleme’ operasyonunda aralarında eski emniyet amiri Gafur Ataç’ın da bulunduğu 21 polis gözaltına alınmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılarından İrfan Fidan’ın yürüttüğü soruşturmada şüphlelilerin savcılık sorguları emniyette yapıldı. 21 şüpheli tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye sevkedildi.
MAHKEME SORGUSU 3 GÜN SÜRDÜ
Mahkeme sorgusu nöbetçi 5. Sulh Ceza Hakimi Cevdet Özcan tarafından yapıldı. Verilen aralarla üç gün süren sorgu önceki gece Ataç’ın ifade vermesiyle tamamlandı. Ataç’ın 9 saatlik ifadesinin ardından Hakim Cevdet Özcan 2 saat ara verdi. Daha sonra adliyenin büyük salonunda kararını açıklayan hakim Özcan, aralarında Emniyet Amirleri Gafur Ataç, Oğuzhan Ceylan’ın da bulunduğu 17 şüpheli polis hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunması, kaçma ve delilleri yok etme ihtimali, tanık ve mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesi bulunduğunu, adli kontrolün yetersiz kalacağını göz önüne alarak, 'Silahlı terör örgütüne üye olmak’, ‘Casusluk’ ve ‘TC Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçları kapsamında tutuklandı.
CEZAEVİNE GÖNDERİLDİLER
Tutuklanan isimler şöyle: Emniyet Amirleri Gafur Ataç, Oğuzhan Ceylan, Başkomiser Mehmet Işık ve Komiserler Necati, Arslan ve Serhat Taner Doğan’ın yanı sıra Selman Yuyucu, İsmail Yalınız, Mustafa Uyanık, Mücahid Gökoğlu, Erhan Körtek, Mehmet Kuru, Ziya Yalabuk, İsa Ardıç, Ali Fuat Altıntaş, Ramazan Avşaroğlu, Sinan Karataş ve Muhammet Yasin Akyar. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen şüpheli polislerden Kılıç Arslan, Beyzade Ünver, Halil Akdeniz ve İsmail Acer ise haklarında yurt dışı çıkış yasağı konularak serbest kaldı.
Amaç devleti ele geçirmek
Kararda şüphelilerin bu eylemlerin işlendiği tarihlerde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde amir ve memur olarak görev yaptıkları, dosyada örgüt lideri olarak hakkında yakalama kararı çıkarılan Fethullah Gülen’in yer aldığına vurgu yapıldı. Örgütün görünen ve örtülü iki temel amacının bulunduğu belirtilen kararda, görünen amacının ahlaklı toplum yetiştirme olduğu gösterilse de asıl amacının Türkiye’deki devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası alanda etkili bir siyasi ve ekonomik güç odağı haline gelmek olduğu aktarıldı. Örgütün bu amaçla mevcut sistemi yıkmak yerine devletin içerisinde ve sivil sektörde örgütlenerek devlet yönetimini kontrol altına alabilmek ve tüm kadrolara kendi mensuplarının getirilmesinin hedeflediği kaydedildi.
Kararda örgüt liderine doğrudan bağlı “tayin heyeti”, “istişare kurulu”, “mollalar grubu” ve “meclis” olarak adlandırılan birimlerin yer aldığına da vurgu yapıldı. Örgütün üst örgüt organlar olarak bu birimler tarafından sevk ve idare edildiği belirtildi. Kararda, “Meclis’te alınan kararların örgüt mensuplarınca silsile yolu ile en alt birimlere kadar iletilir. Bu talimatların hiyerarşi içerisinde gizliliğe, istihbarata ve sır saklamaya özen gösterilerek koşulsuzca yerine getirilir. Örgüt ilk kuruluşundan beri devlet içerisinde örgütlenme gayesi ile hareket etti” ifadeleri yer aldı.
EKONOMİK GÜÇ SİYASİ OPERASYONA DÖNÜŞTÜ
Kamu kurumlarının hassas noktalarında görev alan örgüt mensuplarının kod isimler kullandıklarının vurgulandığı kararda, itaat ve bağlılık vurgusu yapılan bir metin doğrultusunda kutsal değerler üzerine yemin ettirilerek örgütlerine koşulsuz sadakatlerinin sağlandığı vurgulandı. Örgütün legal görünümlü birçok faaliyetinin de bulunduğu, bu faaliyetler çerçevesinde ekonomik gücünün yüksek olduğu bu gücün, devletin hassas ve etkili kurumları içindeki kadroların sağladığı avantajdan faydalandığı belirtildi. Örgütün bundan yola çıkarak siyasal operasyonlara kalkışdığına değinilen kararda, paralel örgütün devletten bağımsız bir dış politika oluşturmaya çalıştığı, önemli hedefinin yasal ve yasa dışı dinleme, izleme, raporlar ile elde ettiği bilgileri tehdit, şantaj olarak kullanıp Türkiye’de devletin bütün anayasal kurumlarını, ele geçirip uluslararası düzeyde büyük ve etkili bir siyası ekonomik güç haline gelmeye çalıştığı kaydedildi.
Bir numara Gülen
Kararda, “Örgütün bu haliyle 3713 sayılı Terör Örgütü tanımına uyduğu, bu yapının cebir ve şiddet unsuru da içerdiği buna göre anayasada belirtilen cumhuriyetin düzenini değiştirmek ve varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak, yıkmak veya ele geçirmek amacıyla kurulmuş terör örgütü olduğu tespit edilmiş, lideri olan Gülen hakkında da yakalama kararı çıkartılmıştır” denildi.
BİRBİRLERİNDEN HABERDARLAR
Şüphelilerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapmaları nedeniyle silahlı bir güç olduğunun altı çizilen kararda eylemleri tek tek tespit edilen şüphelilerin bu eylemlerden sorumlu oldukları ve birbirlerinin eylemlerinden haberdar olmakla birlikte dayanışma içerisinde bulundukları belirtildi.
Zorla ifade verdirdi
Emniyet Amiri Gafur Ataç’ın, aralarında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun da bulunduğu üst düzey devlet yetkililerinin görüşmelerini iletişim tespit tutanağı haline getirdiği vurgulandı. Ataç’ın üst düzey devlet yetkilileri ve bürokratların terörle ilişkilendirilmesini sağlayan sözde Selam Tevhid soruşturmasını başlatan, ‘Şafak’ kod adlı gizli tanığı tehditle ifade vermesini sağlayan kişi olarak eylemlerden sorumlu olduğunun altı çizildi.
ŞİFREYİ BAŞKA BİLEN YOKTU
Emniyet Amiri Oğuzhan Ceylan’ın ise Ataç gibi dinlemeleri tutanak haline getirdiği soruşturmayı yürüten büro amiri ve yardımcısı olarak bu eylemlerden sorumlu olduğu kaydedildi. Tutuklanan Komiser Necati Arslan’ın ise Bilgi Teknolojileri büro amir yardımcısı olarak TEM Şube’de teknik büro amirliği’ne bağlı çalıştığı belirtilerek, kendisinin sorumluluğundaki DL 580G7 sunucu üzerindeki kayıtları sildiği vurgulandı. Arslan’ın bu sunucuya e- şifre ile erişebilecek tek kişi olması nedeniyle örgütte görev aldığı belirtildi. Kararda, tutuklanan Mücahit Gökoğlu’nun Sözde Selam Tevhid Örgütü soruşturmasında hedefteki kişilerin dinlenebilmesi için ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’, ‘örgüt adına eylem ve faaliyetlerde bulunmak’ suçlamaları ile iletişim tespit tutanağı hazırladığı belirtildi. Şüpheli Mehmet Kuru’nun ise görüşmeleri depolayan kişi olduğu vurgulandı.
DİSKLERDE SES KAYITLARI BULUNMUŞTU
İstanbul Emniyeti'ndeki iki şifreli hard diskden çıkan ses kayıtlarının paralel yapıya mensup polislerin kaydettiği görüşmelerin büyük kısmının devlet sırrı olduğu ortaya çıkmıştı. Soruşturma dosyasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, bakanlar, siyasiler, üniversite rektörleri, öğretim üyeleri ve üst düzey bürokratların bulunduğu onlarca isim mağdur ve müşteki olarak geçiyor. Soruşturma kapsamında aralarında eski Terörle Mücadele Şube Müdürleri Yurt Atayün, Ömer Köse ve İstanbul Mali Suçlar eski Şube Müdür Yardımcısı Kazım Aksoy ‘un da bulunduğu 8 şüpheli hakkında da gözaltı kararı çıkartılmıştı. Silivri Cezaevi’nde bulunan polislerin soruşturma kapsamında ifadeye çağrılması bekleniyor.
Tape oyunu deşifre edildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2010-2013 arasında örgüt üyeleri tarafından yürütülen soruşturmaları da mercek altına aldı. Savcılık, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’ın ‘KCK Avukatlar’ soruşturmasında dinlendiğini tespit etti. Dinleme evraklarının KCK dosyasında bulunmaması üzerine incelemeyi derinleştiren savcılar, kayıtları Selam Tevhid dosyasında buldu. Başta Erdoğan ile Davutoğlu olmak üzere binlerce kişiyi Selam Tevhid kılıfıyla dinleyen çetenin dosyalar arasındaki tape oyunu, dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a yönelik 7 Şubat’ta kasıtlı ifadeye çağrıldığını da deşifre etti.