• Haberler
  • Gündem
  • İngilizler Kut-ül Amare'de rüşvetle kurtulmaya çalışmışlar

İngilizler Kut-ül Amare'de rüşvetle kurtulmaya çalışmışlar

İngilizler Kut-ül Amare'den savaş yolu ile kurtulamayacaklarını anlayınca Halil Paşa'ya başta rüşvet olmak üzere ilginç tekliflerde bulunmuşlardı.

İngilizler Bağdat’ı ele geçirerek Çanakkale’de kaybettikleri prestijlerini kurtarmak istiyorlardı.

Bağdat uzun yıllar İslam Devletine başkentlik yapmış Müslümanların gözünde manevi değeri yüksek önemli şehirlerden birisiydi. Fakat bölgede bulunan Osmanlı Kuvvetleri karşısında başarısız olmuşlar hatta büsbütün kuşatma altında kalmışlardı. Savaş yolu ile kuşatmadan kurtulamayacaklarını anlayınca da Halil Paşa’ya başta rüşvet olmak üzere ilginç tekliflerde bulunmuşlardı.

İngilizler daha savaşın başında Basra’ya hakim olmuşlardı. Amaçları Türk ordusunun İran’a sarkmasını engelleyerek, donanmanın ihtiyacı olan Abadan petrollerini korumak, Hint deniz yolunu olası bir tehlikeye karşı korumaktı.  Daha savaşın başında İngilizler Basra’ya asker çıkarmış ve işgal etmişlerdi.

Hint Müslümanlarının Osmanlı Devleti konusunda ki hassasiyetini bilen Hindistan Genel Valisi Hint Müslümanlarının tahrik edilmesinden endişe duyuyordu. Başlangıçta Bağdat hedef değildi. Yukarıda belirtildiği gibi Çanakkale Savaşının kaybedilmesi İngiltere’yi aldığı yarayı kapatacak girişimler yapmaya yöneltti. Hindistan Genel Valisi Nixon’ın endişeleri ve isteği  İngiliz ordusunun harekete geçmesinde etkili oldu. Kut-ül Amare’de üslenmiş bulunan General Townshend komutasında ki İngiliz Hint ordusu Bağdat’a doğru ilerleyişine devam etti. Türk Ordusu ile ilk savaş Bağdat’a 40 kilometre mesafedeki Selmanpak’ta gerçekleşti. Ancak yenilen İngiliz kuvvetleri Kut-ül Amare’ye geri çekildiler ve burada mevzilenerek bir  savunma hattı oluşturdular.

Bölgede bulunan Nurettin Paşa ve Halil (Enver Paşa’nın amcası) arasında görüş ayrılıkları baş gösterdi. Nurettin Paşa mevcut durumun tam donanımlı İngiliz askerleri karşısında başarılı olmaya elverişli olmadığını ve geri çekilmek gerektiğini düşünmektedir. Halil Paşa ise kuşatmaya devam edilmesi taraftarıdır. Sonunda bölgeye gelen Alman General Goltz Paşa bütün yetkiyi Halil Paşa’ya verdi.

Kuşatma altında ki İngiliz Kuvvetleri ağır kayıplar vermeye başladılar. Yaklaşık beş ay süren kuşatma sırasında İngilizlerin kayıpları 30 bini geçti. Ölenlerden büyük çoğunluğu yardıma gelen İngiliz askerleriydi. Bu arada kuşatma altındaki İngiliz askerleri yiyecek sıkıntısı çekmeye başladılar. Yeterli beslenememe hastalıkları da arttırıyordu. Ayrıca orduda bulunan Hintli Müslüman askerler Osmanlı ordusuna karşı savaşmak istemiyorlardı. Dışardan hiçbir şekilde yardım alınamıyordu. Orduda intiharlar artmış bazıları kendilerini öldürürken bazıları Türk keskin nişancılarına kendilerini hedef yapıyorlardı. General Townshend gelen yardımların da kendilerine ulaşmadığını görünce ümidini kaybetti ve Halil Paşa’nın teslim olmaları isteğine karşılık onunla görüşmek istedi.

Görüşme Dicle nehrinin ortasında gerçekleşti. Görüşmede İngilizlerin meşhur Arabistanlı Lawrence’de vardır. İngilizler kurtulmak için son çare olarak rüşvete başvurdular. Halil Paşa’ya yüksek paralar teklif edildi. Hatta İngiliz ordusunun içinde bulunduğu çaresizliği çok iyi yansıtan bir teklif daha vardı ki oldukça ilginçtir. Bir daha Osmanlı ordusuna karşı savaşmayacakları konusunda yemin edebileceklerini de söylüyorlardı. General Townshend’in ve Lawrence’nin ikna çabaları hiçbir işe yaramadı. Sonunda 147 gün direnen İngiliz kuvvetleri 29 Nisan 1916’da teslim olmayı kabul ettiler.

Teslim tutanaklarına göre savaş esirlerinin dağılımı şöyleydi : 5 general,272 İngiliz subayı, 204 hintli subay, 2592 İngiliz eri, 6988 Hintli er, muharip olmayan er olmak üzere 3248 toplam ordu mensubu teslim alındı.

İngiliz ordusu tüm çabalarına rağmen Kut-ül Amare’deki kuşatma altında ki askerlerini kurtaramamış ve  yine büyük bir prestij darbesi yemişti. İngilizler takviye kuvvetler ile ancak 1917 yılında tekrar Bağdat’ı alma teşebbüsünü başlatmışlardı.

Kaynak: dunyabulteni.net

Bakmadan Geçme