İnsan vücuduna ilk kan nakli 354 yıl önce yapıldı
Günümüzde dünyada yaygın olarak başarıyla uygulanan kan nakli yöntemi, nispeten yeni bir uygulama.
Günümüzde dünyada yaygın olarak başarıyla uygulanan kan nakli yöntemi, nispeten yeni bir uygulama. Hayat kurtaran bu yöntemin, tıbbın rutin bir pratiği haline gelmesinin üzerinden henüz bir asır bile geçmedi. Tarih sayfalarında yer alan ilk kan nakli teşebbüsü, 15. yüzyılda tarihçi Stefano Infessura tarafından kaydedilmiştir: İnfessura, 1492’de üç erkek çocuğun kanının koma halindeki Papa 8. Innocent’e verildiğini belirtmiştir. Dolaşım sistemi henüz bilinmediğinden, kan papaya bir hekimin gözetimi altında ağız yoluyla verilmiş, sonunda hem Papa hem de aileleri 10’ar düka karşılığında ikna edilen çocukların hepsi ölmüşlerdi! 1665’te İngiltere’de bir köpekten diğerine ilk başarılı kan nakli gerçekleştirildi. Deney 17 Aralık 1666 tarihli Philosophical Transactions adlı mecmuada yer aldı. Dergide yayımlanan mektupta, bir hekim olan Richard Lower, kimyacı Robert Boyle’e bir köpekten diğer bir köpeğe yaptığı kan naklini, uyguladığı yöntemin detaylarını anlatıyordu. Ayrıca koyundan koyuna ve koyun-köpek arasında yaptığı kan nakil deneylerini de izah ediyordu. Bu deneyler Fransa’da da ilgi uyandırdı. 14. Louis’nin doktoru Jean-Baptiste Denis hayvanlar üzerinde kan nakli denemelerine başlamıştı.
HAYVANDAN İNSANA KAN NAKLİ DENEMELERİ YAPILDI
15 Haziran 1667 ise tarihe “insana ilk kan nakli”nin yapıldığı gün olarak geçecekti: Önlenemeyen ajitasyonlardan muzdarip 15 yaşında bir erkek çocuğun kanı, kendisine bakan hekimlerce 20 kez akıtılmıştı. Jean-Baptiste Denis semptomların nedeninin kan eksikliği olduğuna hükmetti ve kan nakline karar verdi. Çocuğun kolundaki toplardamardan 3 ons (90 ml) kan akıtıp, sonra bir kuzunun şah damarını keserek aldığı üç misli kanı çocuğa nakletti. Hasta kendini iyi hissetmişti. İkinci denemeyi 45 yaşında sağlıklı bir adama para karşılığında kabul ettirdi ve 10 ons (300 ml) kan nakletti; adamda herhangi bir değişiklik olmamıştı. Üçüncü denemeyi hasta olan İsveçli bir asilzadede yaptı; 6 ons buzağı kanı nakletti; önce iyi hisseden hastanın durumu daha sonra kötüleşti ve 24 saat sonra hayatını kaybetti. Dördüncü denemeyi 19 Aralık 1667 tarihinde 34 yaşında bir akıl hastası olan Antoine Mauroy üzerinde yaptı ve ona 5-6 ons buzağı kanı verdi; ertesi gün hastanın idrarı siyah renkte çıkıyordu; yüzyıllar sonra bunun sebebinin “hemoliz” adı verilen alyuvar parçalanması olduğu anlaşılacaktı. Hasta iki ay yaşadıktan sonra öldü. Kan nakline karşı olanların açtığı ve 17 Nisan 1668’de Paris’te görülen davada cinayetle suçlanan Jean-Baptiste Denis suçsuz bulundu ama, Paris Tıp Okulu’nun onayı olmadan hayvandan insana kan nakli yapılması yasaklandı.
İNSANDAN İNSANA İLK BAŞARILI NAKİL
Kan nakli fikri, 19. yüzyılda özellikle kan miktarının takviye edilmesi amacıyla yeniden canlanmaya başladı. İngiltere’de Guy’s and St Thomas Hastanesi’nin kadın-doğum doktoru James Blundell, 1818’de bir doğum sonrası kanamayı tedavi etmek için insandan insana ilk başarılı kan naklini gerçekleştirdi. Ölmek üzere olan hasta geçici de olsa bir iyileşme gösterdi. Verici hastanın kocasıydı ve kolundan alınan 4 ons kan karısına nakledilmişti. Blundell 1825-1830 arasında 10 nakil daha yaptı, bunlardan 5’i başarılı oldu. Çalışmalarının sonuçlarını 22 Aralık 1818’de Londra Tıbbi Cerrahi Cemiyeti’ne sundu ve tekniğini giderek geliştirdi. Doktor Blundell kan naklinde kullanılmak üzere çeşitli enstrümanlar da icat etti. 1829’da Lancet dergisinde “transfüzyonla kurtarılan hayat” başlıklı bir makalesinde kan naklinin sadece insandan insana olabileceğini, türler arasında yapılmaması gerektiğini vurgulamıştı.
Bakmadan Geçme