İnsanlığın yeniden doğuşu: Nevruz

Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hacı Ahmet Şimşek, Nevruz Bayramı'nın 5 bin yıllık Türk Devlet geleneğinin en başında gelen bir kültür hazine olduğunun altını çizdi.

İnsanlığın yeniden doğuşu: Nevruz
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Nevruz Bayramı’nın 5 bin yıllık Türk Devlet geleneğinin en başında gelen bir kültür hazine olduğunun altını çizen Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hacı Ahmet Şimşek, “Türkler, doğdukları yer olan Altay Dağları’ndan yayıldıkları bütün dünyaya nevruz geleneği ve bütün örf-adetlerini götürmüşlerdir. Nevruz, bahardır ve insanlığın yeniden doğuşudur” dedi.

Baharın gelişinin habercisi Nevruz, Türkiye genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Nevruz Bayramı, Türklerin (Göktürklerin) Ergenekon'dan demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Doğu Türkistan'dan Balkanlara kadar tüm Türk kavimleri ve toplulukları tarafından, Milattan Önce  8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart'ta kutlanır. Türkiye'de bir gelenek, Türk Cumhuriyetleri'nde ise resmî bayram olarak kutlanırken, 1995 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından Bayram olarak kabul edilen bir gün haline gelmiştir. Türk Takvimi'nde bir gün 12 bölüme ayrılır, her bölüme Çağ adı verilirdi. Bir çağ iki saat, dolayısıyla bir gün de 24 saattir. Her bir çağ ise sekiz Kehten ibaretti. Yılbaşı olarak gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart, Nevruz günü olarak kutlanır. Bu güne ve yeni yılın başladığı âna Yılgayak denir. Tarihte pek çok devlet tarafından bayram ve gelenek olarak kutlanmıştır. Bunların başında Anadolu beylikleri, Eski Mısır, İran, Safavi, Sasani, Moğollar, Selçuklu ve Osmanlı gelir. Selçuklu ve Osmanlı'da millî bayram olarak kutlanan Nevruz, Nevruziye adlı şiirlere ve şenliklerle ziyafet verilerek kutlanırdı.

insanligin-2.jpg

NEVRUZ BAYRAMI’NIN 7 GELENEĞİ ANADOLU’DA YAŞATILIYOR

Baharın dirilişi olarak da bilinen ve 21 Mart'ta kutlanan Nevruz Bayramı, asırlardır matem, yardım ve sevinçle kutlanıyor. Türk yurtlarında ‘yeni yılın başlangıcı’, ‘baharın müjdecisi’ ve ‘doğa bayramı’ olarak kabul gören Nevruz Bayramı'nın 7 geleneği hala Anadolu'da yaşatılıyor. Dünyanın en geniş kültürüne sahip Nevruz Bayramı, ‘kötü söz orucu’, ‘çevre temizliği ve alav alav’, ‘ölü bayramı’, ‘yaşlı ve hastaları ziyaret’, ‘çocuk günü’, ‘gençlik günü’ ve ‘yeddi levin’ olmak üzere 7 aşamada kutlanıyor. Bayramdan 2 hafta önce, vatandaşlar tarafından kötü söz orucu tutuluyor. Bu çerçevede kötü söz konuşmanın günah sayıldığı Nevruz boyunca, herkes geçen yılın sıkıntılarını, acılarını unutmaya çalışırken, küs olanlar ise barıştırılıyor. Yaşlıların ve hastaların ziyaret edildiği nevruz kutlamalarında daha sonra çocuklar ve gençler için etkinlikler düzenleniyor. Yedi çeşit hediye, meyve veya kuruyemişin bir araya getirilmesiyle oluşturulan yeddi levin, hanenin en yaşlı bireylerince hazırlanıp özel tepsilerde sunuluyor. Yeddi levinler, üç gün boyunca komşular arasında karşılıklı ziyaretlerde verilerek böylece dostluk ve komşuluk ilişkilerinin güçlü tutulduğuna inanılıyor. Nevruz Bayramı olan 21 Mart günü, sabahın erken saatlerinde başlayan kutlamalarda, çocuklar evleri dolaşıp büyüklerin ellerini öperek bayramlarını kutluyor. Ev sahipleri, evlerinin bahçelerinde veya balkonlarında bulunan yeddi levin tepsilerindeki hediyelerden çocuklara veriyor.

insanligin-3-haci-ahmet-simsek.JPG

“NEVRUZ, DİNİ MOTİFLERLE SÜSLENDİ”

Nevruz Bayramı’nın 5 bin yıllık Türk Devlet geleneğinin en başında gelen bir kültür hazine olduğunun altını çizen Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hacı Ahmet Şimşek, “Türkler, doğdukları yer olan Altay Dağları’ndan yayıldıkları bütün dünyaya nevruz geleneği ve bütün örf-adetlerini götürmüşlerdir. Nevruz, bahardır ve insanlığın yeniden doğuşudur. Ayrıca nevruz, Türkler Müslüman olduktan sonra dini motiflerle süslenmiştir. Hz. Adem’in yeryüzüne inmesinden tutunda Hz. Ali’nin doğumuna kadar ki birçok olaylar nevruz gününe denk getirilmeye çalışılmış. Bu Türklerin İslam dini ile nasıl kaynaştığının ve içli dışlı olduğunun göstergesidir” diye konuştu.

insanligin-4.JPG

BÜTÜN DÜNYAYA YAYILMASI GEREKEN KÜLTÜR HAZİNESİ

Nevruz’un 6 milyon kilometre karelik ulu Türkistan coğrafyasından İranlılara, Farslara, Güney Asya, Araplara, Anadolu’ya, Kafkaslara, Balkanlara, Avrupa’ya ve Afrika’ya yayılan yegane bir bayram ve kültür hazinesi olduğunun altını çizen Şimşek, “Dolayısıyla böyle bir günün kıymetini bilmemiz lazım. Çocuklara ve gençlere iyi anlatmamız lazım. Eğer anlatamazsak, geçmiş 20-30 senede gördüğümüz gibi bunu birileri kendi siyasi çıkarlarına alet ederek gençleri yanlış yönlendirirler. Gençleri devlete, maddi ve manevi değerlerimize saldırı hazırlığına iterler. Onun için nevruzumuzun kıymetini iyi bilelim. Nevruz, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne değil bütün dünyaya yayılması gereken bir kültür hazinemiz, şenlik ve ulusal bayramdır” diyerek sözlerine son verdi.

YİĞİT BERKAY ÇOPUR / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme