İsmet Karababa, Türk futbolunun kurtuluş reçetesini yazdı

TÜFAD Konya Şube Başkanı İsmet Karababa, borç batağındaki futbol kulüplerine tavsiyelerde bulundu. Karababa, Türk futbolunun kurtuluşunun alt yapıda yattığını ve kulüplerin özkaynaklarına yönelmeleri gerektiğini savundu

İsmet Karababa, Türk futbolunun kurtuluş reçetesini yazdı
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği Konya Şube Başkanı İsmet Karababa'nın Yeni Haber için kaleme aldığı yazı şu şekilde;

ÇIKIŞ YOLU ÖZKAYNAK 

Futbolumuz, UEFA kriterlerine uygun planlanıp, yönetilip organize edildiğine göre Türk futbolunun gerçeklerini bilmek ona göre bir değerlendirme yapmak gerekir. İngiltere’de bulunan Deloitte Sports Business Group’un raporuna göre Türk Futbol ekonomisinin son 5 yılda; 6,1 kat büyüyerek 1 milyar Euro’ya ve Avrupa futbol pastasının yüzde 7’sini oluşturduğunun altını çizerek, 6. büyüklüğe sahip olduğunu gerçeği yansıtılırken, Cari açıkta 10 ülke arasında 8. Sırada gösterilmesi bizi şaşırtmıyor mu dersiniz?

Bu kadar büyük futbol ekonomisine sahip ülke futbolumuz; 2000 yılında Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğu ve ardından gelen Süper kupa başarısını, Milli takımımızın 2002 yılında yaşadığı Dünya 3.lüğü sonrasında gelen 2008’deki Avrupa 3.lüğü sonrasındaki süreçleri yabancı futbolcu cennetine dönüşen ülke futbolunu analiz etmek, gerçekçi çözümler üretmek gerekmez mi?

Başarılar bir şey öğretirken, başarısızlıklardan dersler çıkartan yapılar dönüşür, gelişir, başarılı olurlar. Türk futbolunda 2008 Avrupa 3.lüğü sonrasında yeni yapılan stadyumlarımız dışında gelişmekten, üretmekten, başarılı olmaktan söz edebilmemiz mümkün mü? 

Futbolumuzun bugünkü FIFA ve UEFA sıralamalarındaki yerlerimize, ülke puanına bakarak futbolcu üretmede sonuncu, yaşı büyük futbolcu ortalamasında 3. sırada olmasına, kulüplerimizin içine düştüğü mali yapılarına ne demek, nasıl izah etmek gerekir?

Kulüplerimizin çok kötü durumdaki mali yapıları, Finansal Fair Play kıskacında olmaları nedeniyle çıkmazın içinde olduklarını son gelişmelerden anlamamız mümkün. Kulüplerin uzun vade içinde krizden çıkmasını öngören bir proje hayata geçirileceğini kulüplerin kısa bir dönem içinde rahat bir nefes almasını sağlayacak ancak geleceğini ipotek altına alacak. Bugünkü borç sarmalından kurtulmasının önemli çıkış yolu olarak görülen bu uygulamanın altı kanun veya yönetmenlikler ile doldurulmazsa geleceğimize güvenle bakabileceğimizden söz edilebilinir mi?

Türk futbolunda ve kulüplerin içindeki bu sarmaldan çıkışın en önemli yolu mali disiplin ve kendi özkaynaklarını hayata geçirmeleri ile mümkün olacağı açıktır. Yunus Emre’nin “İlim İlim Bilmektir, İlim Kendin bilmektir” dizelerinde verdiği mesajda olduğu gibi kulüplerimizi ve futbolumuzu yönetenlerin öncelikle kendi gerçeklerini bilmesi, potansiyelini görmesi kendi değerlerini fark etmesi gerektiği kanaatindeyim.

“Para imkan yaratır, maddi yönden güçlü olmadan  çok şey değil ancak bir şey yapabilirsiniz” diye bir söz vardır ancak bilgi, birikim ve bir emeğin olmadığı yerde paranın her şey olmadığı da çok açıktır.

Konyaspor UEFA yasağında bu durumu en iyi yaşayan kulüp olmuştur. O dönem maddi yönden güçlü olmayan kulüp yapımız içinde akıl ve tecrübeler ile birlikte ortaya konan emek ve çalışmanın sonucunda altyapıdan çıkan özkaynaklarınız ile çok şey değil ancak bir şey yapılabilinirdi, O gün özkaynaklarımız ile O şey yapılmış bugünkü süper lig ortamı yakalanmıştı.!

2012 Yılından bu güne yeni stadyumun yapılması sonrası Milli maçlar ile birlikte spor şehri olarak anılmak, örnek taraftar profilinin oluşması, UEFA kupasına katılmak, Türkiye süper kupasını kazanmak gibi başarıları ile süper ligde kalıcı olduğumuz gerçeği bugün yaşanırken, O dönem başında Konya Şekerspor Konyaspor’a pilot takım olsun diye devredilerek çok önemli bir adım atılmasına, 2 kulübün altyapısı gerçeği içindeki, antrenör sayılarındaki artış sağlanan imkanlar içinde olanaklar çeşitlendirilip güçlendirilmesine rağmen kendi özkaynaklarımız içinden bir tanede de olsa futbolcu kazandırılamamış gerçeğini görerek özkaynaklarımızı değerlendirme adına daha etkin çözümler üretmek gerekmezmiydi?

Kulüplerimiz, her maddi çıkmaza girdiği mecburiyetten de olsa kurtuluşu kendi özkaynağında aramak zorunda kaldığı dönemlerde dün yok saydıkları gençlerin varlığını bugün fırsat verildiğinde; Galatasaray’da Ozan, Mustafa, Beşiktaş’ta Dorukhan, Güven, Fatih Trabzonspor’da Yusuf ve Abdülkadir Ömür’den sonra Uğurcan, Hüseyin, Bursaspor’da Ertuğrul, Çağatay, Ramazan, Burak, Muhammed, Antalyaspor’da Fehmi ve Eskişehirspor gibi diğer liglerimizdeki örnekler içinde de görüyor tanıklık ediyoruz.

Öncelikle bu konuda bünyemizden neden yetenekli futbolcuları çıkartıp bünyemize katamıyoruz düşüncesini sorgulamak, nedenlerini iyi analiz etmek, sorunu sadece antrenör varlığında veya bir kesimde aramaksızın bütüne bakarak, Kulübümüzün gelecek hedefleri, yönetim anlayışı içinde sağlanan imkanlar ile oluşturulan yapıya bakıp değerlendirerek doğru sonuca ulaşılması gerektiği kanaatindeyim.

Burada Hilmi Kulluk başkanımız ile oluşan yönetim yapısı içinde mali disipline verdikleri önem ile gelecek planlama ve hedeflerine baktığımızda; Aykut Kocaman tercihi, transfer politikası, altyapının tesis araç ve gereçleri gibi ihtiyaçlarına imkanlar ölçüsünde gerçekçi çözümler üretmelerindeki anlayışlarında görüyor camia olarak geleceğe umutla bakıyor sonuç alınmasını arzuluyoruz.

Kulüp yapısı içinde yaşanan bu olumlu sürecin desteklenmesi, geliştirilmesi, kalıcı başarıları yaşanması örnek gösterilmesi adına spor toplumumuz içinde güven duyulan fikir ve düşünceleri ile ön alması, destek vermesi gereken insanlarımıza dünden daha fazla bugün ihtiyaç vardır.

Burada Hacı Bektaşi Veli’nin “Ne Ararsan Kendinde Ara” deyişi ile birlikte, Hz. Mevlana’nın “ Farklı mı Olmak İstiyorsun? O Zaman Kendin Ol” deyişlerini hatırlayıp hatırlatarak Kendi gerçeklerimizi bilmeden, toplumsal mutabakatı oluşturmadan, bölgemize uygun sistemi yerleştirmeden, yapısal geleceğimizi inşa edebilmeyi mümkün görmüyorum.

 

 

Bakmadan Geçme