İsrail'in Kuruluşu: Büyük Felaket
Filistinli Müslümanlar İsrail'in kurulduğu 14 Mayıs gününe 'Felaket Günü' diyor. Osmanlı Devleti'nin yıkılmasıyla İngilizlerin eline geçen Filistin toprakları, İngiltere'nin ön ayak olması ve batının desteği ile 1948'den bu yana adeta kanla yıkanıyor
Filistinli Müslümanlar İsrail’in kurulduğu 14 Mayıs gününe “Felaket Günü” diyor. Osmanlı Devleti’nin yıkılmasıyla İngilizlerin eline geçen Filistin toprakları, İngiltere’nin ön ayak olması ve batının desteği ile 1948’den bu yana adeta kanla yıkanıyor
Aslında Filistinli Müslümanlar için acının başladığı tarihi böyle vermek bir açıdan yanlış olur. Çünkü eğer hayata geçseydi daha Fransızların Napolyon zamanında Yahudileri bu topraklara yerleştirmek gibi bir planı vardı. Öyle ki dönemin Yahudileri Napolyon’a o kadar inanıyorlardı ki onu “Mesih” olarak görenler dahi vardı. 1799'da Fransa'nın Arap dünyasını işgali sırasında Napolyon Filistin'i Fransız koruması altında Yahudilere anavatan olarak sunmak için bir kanun yayınladı. Bu aynı zamanda bölgedeki Fransız varlığını sağlamanın da bir yoluydu bu da ayrı bir hikâye... Napolyon'un Ortadoğu'da Yahudi devleti kurma fikri o dönemde gerçekleşmedi ancak ortadan da kalkmadı. 19. yüzyılın sonlarında plan İngilizler tarafından yeniden gündeme getirildi.
OSMANLI DÖNEMİNDE REFAH SEVİYESİ YÜKSEKTİ
O dönemde bütün Avrupa’nın istediği olmuş ve artık hasta adam diye nitelendirdikleri Osmanlı Devleti yıkılmanın eşiğine gelmişti. Biliyorsunuz ki yıkılmadan önce Filistin toprakları da Osmanlı’nın elindeydi ve Filistin tarihinde hiç yaşamadığı refah dönemini Osmanlı’ya aitken yaşıyordu. Fakat maalesef Osmanlının başarısız iki Kanal Seferinden sonra İngilizler Sina Çölü’nü kontrol altına alarak Filistin’e dayanmıştı. Türkler savunmaya geçerek Mart ve Nisan 1917’deki 2 büyük İngiliz saldırısını püskürtmeyi başarsa da İngilizler olağanüstü insan, cephane ve malzeme yardımı alarak Osmanlı ordusunu 1917 sonunda yenmeyi ve 40 gün süren muharebe ve takip sonunda 9 Aralık 1917’de Kudüs’e girmeyi başarmıştı. General Allenby, 11 Aralık 1917’de resmî bir törenle şehre girdi.
İNGİLİZLER UZUN SÜRE SÖMÜRDÜ
9 Aralık 1917 günü Osmanlı Devleti’nin son Kudüs Mutasarrıfı İzzet Bey, Belediye Başkanına bir teslim mektubu vererek sabah erkenden şehirden ayrıldı. Ayrılmadan önce de telsiz makinesini çekiçle paramparça etti. İzzet Beyin 8/9 Aralık 1917 tarihli imzaladığı belgede Osmanlıların dinî binaların tahrip olmasından çekindiği için şehirden çekildiği yazıyordu. Böylece 730 yıl sonra Hristiyanlar Kudüs’e döndü. Tabi ki burada amaç Filistin’e Hristiyanları yerleştirmek değildi ve İngiltere ilerde kurulacak Yahudi Devleti için zemin oluşturan bir piyondu. İngiliz mandasının kurulmasından itibaren, Filistin topraklarında Siyonizm’i bir virüs gibi yayma çalışmaları başladı. Bu dönemde başka ülkelerde bulunan her türden Yahudi de Filistin topraklarına çağırılacaktı. İngilizler resmi bir belge ile de tescillemek istedikleri faaliyetlerini 1917'de yayınlanan Balfour Deklarasyonu ile adeta taçlandırıyorlardı. Siyonistler için tüm bunlar birer zaferdi. Fakat İngiliz gölgesindeki Yahudilere karşı dimdik duran Filistinli Müslümanlar sert bir direniş uyguluyorlardı. Siyonist yerleşimler için Yahudilerin toprak satın almasıyla on binlerce Filistinli yerinden yurdundan edildi. Duruma seyirci kalmak istemeyen Suriyeli bir lider olan İzzettin El Kassam Siyonizm’e karşı silahlı mücadele çağrısı yapsa da İngiliz askerleri Kassam’ı öldürdü. Fakat Kassam’ın bu tavrı Filistinlileri canlandırdı ve 1936’dan sonra Siyonizm'e karşı bir Arap isyanı başladı. Her ne kadar direnmeye çalışsalar da hem İngilizlere hem Siyonistlere karşı güçleri yoktu.
BMGK’DA KARAR ALINDI
Kasım 1947'de, sorun İngiltere tarafından BM Genel Kurul'una götürüldü ve 1948’de oradan buradan toplanan Yahudilerle hemen bir İsrail Devleti kurdular. Bu nadide topraklar, Yahudi yönetimine geçti. Peki, sonra ne mi oldu? Zulüm ve ziyan kutsal topraklara nüfuz etti. Katliamlar… Soykırımlar… Siyonistlerin kanla veriyorlardı mesajlarını: “Ya topraklarınızı terk edin ya da ölün!” 14 Mayıs 1948’e gelindiğinde Siyonistlerin lideri David Ben Gurion İsrail Devleti'nin kuruluşunu ilan edecek ve Filistinliler bir gecede devletsiz kalacaktı. Devletin kurulma ilanından hemen sonra ABD ve Rusya yeni kardeşlerini tanıdı. 1949 yılına kadar 700 binin üzerinde Filistinli mülteci durumuna düştü ve 13 binden fazla Filistinli İsrail ordusu tarafından öldürüldü. Kurulan plan adeta kendiliğinden gelişen hadiselere dayalı gibi gösteriliyor ve İsrail Mayıs 1949'da BM'ye kabul ediliyordu böylece Filistin topraklarının %78'i üzerindeki hâkimiyeti tescillenmiş olacaktı. Kalan %22'si ise hala işgal altındaki “Gazze Şeridi” ve “Batı Şeria” olarak şekillendi. Şu an da halen yüzbinleri aşan Filistinli kamplarda evlerine dönme umuduyla bekliyor. Kurulan bu iğrenç ve kan dolu planda amaç Filistinli Müslümanları dünya haritasından silmekti. Hala da Filistin'in etnik temizliği devam ediyor. Tabii ki buna bağlı olarak Filistin direnişi de sönmeyen bir aşkla devam ediyor.
GÜLŞEN YILMAZ / YENİ HABER GAZETESİ