İstiklal ruhu hep yaşayacak
İstiklal ve Bağımsızlık mücadelesinin destanı olan İstiklal Marşı gönüllerde canlılığını korumaya devam ederken şiirini imanı, düşüncesi ve milletinin hizmetine adayan İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy da dualarla anılıyor. İstiklal Marşı'nın, Türk milletine 'korkmamayı' öğreten bir mutabakat metni olduğunu söyleyen İstiklâl Marşı Derneği Konya Şubesi Başkanı Muammer Parlar, 'Türklerin tarihten silinmesi karşısındaki mukavemetin kaynağı İstiklal Marşımızdır' ifadelerini kullandı.
Milli Şair Mehmet Akif Ersoy'un 17 Şubat 1921'de Sırat-ı Müstakim ile Hakimiyet-i Milliye'de yayımlanan ve Hamdullah Suphi Bey'in Meclis'te okuduğu ayakta alkışlanan İstiklal Marşı'nın, TBMM tarafından 12 Mart 1921'de milli marş olarak kabul edilmesinin üzerinden 100 yıl geçti. Türk bayrağı gibi Türk milletinin önemli simgelerinden biri olan İstiklal Marşı, milletin güçlü aidiyet duygusuyla geleceğe karşı umut ve cesaretle bakmasını sağlayan "milli mutabakat metni" olarak kabul ediliyor.
“İSTİKLÂL HARBİ ZAFERLE SONUÇLANSIN DİYE YAZILMIŞTIR”
İstiklal Marşı’nın, Türk milletine “korkmamayı” öğreten bir mutabakat metni olduğunu söyleyen İstiklâl Marşı Derneği Konya Şubesi Başkanı Muammer Parlar, “Biliyorsunuz İstiklâl Harbi’nin üç veçhesi var; birisi Fransızlarla Ankara Antlaşması’na varan veçhesi. Antep’in, Urfa’nın, Maraş’ın kurtuluşu. Diğeri, Ruslarla Gümrü Antlaşması’na varan veçhe, üçüncü veçhesi de müttefiklerle Lozan’a varan veçhe. İstiklal Marşı, İstiklâl Harbi’nin bu son safhasında yazıldı. Tabii ki marşın ortaya çıkması İstiklâl Harbi’ni yürüten ordunun bir İstiklâl Marşı ısmarlaması suretiyledir. İstiklal Harbini yürüten ordunun Sakarya Meydan Muharebesi arifesinde, Bursa düşmüşken ordu/milleti çosturacak, onlara istiklalin ufuklarını vaad edecek bir marşa ihtiyacı mübrem hale geldi. İstiklâl Marşı 1921 yılında yazılmış. Henüz İstiklâl Harbi hitama ermemiş, hatta kritik bir noktaya gelmiş. Batabilir de, çıkabilir de. O aralıkta yazılmış bir marş. O bakımdan cana dokunan bir şey. Can alıcı can verici bir şey. İstiklâl Marşı bizim Türk istiklâli için neye muhtaç olduğumuzu birer birer sıralayan bir marş. Türk istiklâli için biz neye muhtacız? İstiklâl Marşı bize bunu söylüyor. Yani İstiklâl Marşı, İstiklâl Harbi kazanılmadan, İstiklâl Harbi zaferle sonuçlansın diye yazılmıştır. “Korkma!” diye başlıyor. Marş, “Doğacaktır sana vaat ettiği günler hakkın.” Diyor ve Hakikaten de İstiklâl Marşı’nda söylendiği gibi doğuyor o günler. Kâfirlerin Türkleri tarihten silme çabaları İstiklâl Harbi ile ve bilhassa Sakarya Meydan Muharebesi ile cevabını buldu. Kahraman ordumuza ithaf edilen İstiklâl Marşı o günkü, bugünkü, yarınki muharebenin Türk zaferiyle sonuçlanacağı imkânına işaret eder” ifadelerini kullandı.
“ECDADIMIZIN MUKAVEMETİNİN KAYNAĞI OLDU”
İstiklal Marşı’nın, Türklerin tarihten silinmesi karşısındaki mukavemetin kaynağı olduğunu belirten Parlar, “Türkiye'nin varlığı, dünyada İslâmiyet'in hâla bir siyasî organizasyon ve bir askeri güç olarak mevcut olduğunun gösterilişidir. Onun için İstiklâl Marşı'mız, 'Kahraman Ordumuza' ithaf edilmiştir. Aslında ordu orduluğunu, milletin orduluğundan alıyor. Bizim hayatımız, Türk milleti diye bir şey varsa ordu-millet oluşuyla mukayyettir. Türk milleti diye bir şeyden bahsedeceksek bunun bir ordu-millet olduğundan söz edebiliriz. Bütün diğer vasıfları bundan sonra gelir ve bundan daha parlak değildir. Şimdi ordu deyince de ilk akla vur-kır geliyor. Bu da değil aslında. Türk milletinin ordu-millet olması, ordunun başka ordulardan ayrılan bir özelliği dolayısıyladır. Bu ordu, her zaman bir dava ordusu ve doğrudan doğruya İslâm’la açıklanabilen, İslâm olduğu için varlığından söz edilebilen bir ordu. Yani Türk, Allah’ın kılıcı olmadığı zaman Türk değil. Başka bir yerden ona bir Türklük bulup yapıştıramazsınız. Türkiye’nin haritadan, Türklerin tarihten silinmesi karşısındaki mukavemetin kaynağı ordu oldu. İstiklâl Marşımızın ithaf kısmına “Kahraman ordumuza” yazılması bu sebeptendir. Türkiye Cumhuriyeti mevcudiyetini başka hiçbir şeye değil, sadece Sakarya Meydan Muharebesi’ni zafere ulaştıran İstiklâl Marşı ideologisine borçludur. Bu meyanda Türk milletinden başkasının İstiklâl Marşı olmadığı bilinmelidir. İstiklâl Marşı’nın mümtaz yeri dikkatten kaçırılırsa şimdinin dünyasını harekete geçiren her türlü yutturmaca kanunlaşır. Giderek karşımıza Anayasa olarak bile çıkabilir” dedi.
“İSTİKLÂL MARŞI BÜYÜK BİR SANAT ESERİDİR”
İstiklâl Marşı’nın büyük bir sanat eseri olduğunu belirten Parlar, “İstiklâl Marşı metin olarak harikulâde bir şey. Çünkü hakikaten Mehmet Akif milleti arkasına alarak o metni oluşturmuş ve biz Türkiye’nin 84 yıllık tarihi boyunca yapılmamış bir şeyi yapıyoruz, hâlâ da projemizin yarısına bile gelmedik. İstiklâl Marşı’na manzume diyecek olur iseniz Mehmet Akif ’e de manzumeci, yani bir tür, belki de yeni bir tür zanaatkâr demiş olursunuz. Yok, eğer İstiklâl Marşı şiirse ki öyledir onu mutlaka bir sanatkâr, üstelik büyük bir şair, (Batılı bir ölçüye göre) altın bir şair yazmıştır. Şiirin sanatların en yücesi oluşu şairi bıçak sırtı bir mevkie getiriyor. İstiklâl Marşı metni diğer bütün milli marşlarda yer alan kendini beğendirme noksanından arınmıştı. “Sen şehit oğlusun” diyordu İstiklâl Marşı, bununla Müslim, gayri-Müslim farkını öne çıkarıyordu ve devam ediyordu: “incitme yazıktır atanı”. İstiklâl Marşı bir sanat eseridir ve heykel gibi bir bütündür. Ruh-beden ayrımı sanat eserleri için mümkün değildir. İstiklâl Marşından önce kendini marşa muhatap kabul edenlerin nasıl bir halet-i ruhiyede olduğuna bakmak yerinde olur” şeklinde konuştu.
“İSTİKLÂL MARŞI BİR DAHA YAZILAMAYACAK BİR METİNDİR”
Sizce İstiklal Marşı’na nasıl sahip çıkarız, bugünün gençliğine İstiklal Marşı hakkında neler söylemek istersiniz? sorusuna cevap veren Parlar, “İstiklâl Marşı ezberini bozmayarak… Bilakis ezberlerimize sahip çıkarak ve artırarak. Gençliğin yaşla değil tavırla alakalı olduğunu bilerek: 41 mısranın altına şerh koymadan imza atma gözü pekliğini gösterene genç diyoruz. İstiklâl Marşı bir daha yazılamayacak bir metindir çünkü İstiklâl Harbi bir daha verilemeyecek bir savaştır. Türkiye iki sefer vatan oldu. Bunun kıymeti bilinmez ise üçüncü bir şansı olmayacak. İstiklâl Marşı’nın kendisi, Mehmet Akif Ersoy’un edebî hayatının bir anını, bir momentini teşkil etmez. Açıkça Mehmet Akif Ersoy söylemiştir: “O şiiri hiç kimse yazamaz. Ben bile yazamam.” Çünkü o şiirin ortaya çıkması için Bursa’nın düşmüş olması gerekiyordu. Bu yüzden din meseleleri konuşulurken Mehmet Akif ’in 1920’de söylediği şu sözleri hep hatırlamak gerekir: “Ey cemaat-ı Müslimîn! İşte bugün bizden istedikleri ne filan vilayet, ne filan sancaktır, doğrudan doğruya başımızdır, boynumuzdur, hayatımızdır, saltanatımızdır, hilâfetimizdir, dinimizdir, imanımızdır” cümlelerini kullandı.
“İSTİKLAL MARŞI CEPHEDE OKUMAK VE CEPHEDEN OKUNMAK ÜZERE YAZILMIŞTIR”
İstiklal Marşı’nın Türk milleti için öneminden bahseden Parlar şu cümleleri kullandı, “İstiklâl Marşı 1921 yılında, Cumhuriyet ilan edilmeden iki yıl önce yazıldı. Yani İstiklâl Marşı'nın Cumhuriyet rejimine bir borcu yoktur; oysa Türkiye Cumhuriyeti hem varlığını, hem de istiklâl hakkını İstiklâl Marşı'na borçludur. Bu bakımdan dünyada benzeri olmayan bir marştır. Devlet kuran, bize bir ülke armağan bırakan bir sanat eseridir. Şöyle ki: İstiklal Marşı cephede okumak ve cepheden okunmak üzere yazılmıştır. TBMM tarafından kabul edildikten 6 ay sonra İstiklâl Harbi in en kritik savaşı (Sakarya Meydan Muharebesi) zaferle neticelenmiştir. Türkiye'de insan olmanın, insanın şerefini temsil etmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor. Bu gerekliliği yerine getirmek için İstiklâl Marşı'nın 41 mısraında çok kolay nefes alabileceğimiz bir alan buluyoruz. Millet varlığı adına her şeyin yok olması tehlikesi karşısında, her şey yok olsa bile 'sen şuradan var olabilirsin' diyen bir beyanla mücehheziz. İstiklal Marşı Türk milletinin tarihten silinişi karşısında bir duruş ve bir ısrardır. İstiklâl Marşı atlanarak Türkiye hakkında hiçbir iyi şey düşünülemez. İstiklâl Marşı'nı atlayan herkes Türkiye hakkında kötü bir şey düşünüyordur. Fahri Genel Başkanımız Şair Türk İsmet Özel’in dediği gibi "Türkiye hiçbir meselesini, trafik meselesi de dâhil olmak üzere, millî mutabakat temin etmeden çözemez. Biz İstiklâl Marşı’mızı millî mutabakat metnimiz olarak görüyoruz.” İstiklâl Marşımız, “eğer Müslüman vasıflarına sadık kalırsa, Türk milleti tarihten silinmeyecek” diyor. Biz, “ideolojimiz İstiklâl Marşı'nın ideolojisidir” diyor ve sual ediyoruz: “Seninki ne?”
“MİLLETİMİZİN BENLİĞİ HAKKINDA ÖNEMLİ AYRINTILAR İÇERİYOR“
İstiklal Marşı’nın, milletimizin benliği hakkında önemli ayrıntılar içerdiğini söyleyen Parlar, “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli” diyor. “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli.” O ezanlar ki neye şahidlikediyorlarsa işte onlardır dinin temeli. Dinin temelini bize bildiren ezanlar, “Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” diyor. Yani ebediyen benim yurt bildiğim yerin üzerinde dinin temelini bana bildiren ezanlar inlemeli. Yıl 1921. Yani Türk milleti var olacak mı yoksa tarihten silinecek mi? Bu soru sorulduğu zaman, Türk milleti tarihten silinmeyecekse Müslüman kaldığı takdirde silinmeyecek demiş bu İstiklâl Marşı. Eğer Müslüman kalırsa Türk milleti tarihten silinmeyecek demiş. Bunu İstiklâl Marşı söylemiş. Allah bize bunu nasip etti, ne kadar şükretsek azdır. Diyoruz ki ideolojimiz İstiklâl Marşı’nın ideolojisidir. Türkiye’de de İstiklâl Marşımız başka milletlerinkine hiç benzemeyecek şekilde bizim kim olduğumuzu, ne olduğumuzu, niçin olduğumuzu izah eden metindir. Her şeyiyle… Çünkü İstiklâl Marşı’nın kabulü demek Türkiye devletinin-milletinin kabulü demek. Bunu askıya almaya ve yahut etkisiz kılmaya çalışan çok” dedi.
“İSTİKLAL MARŞI’NA VE İSTİKLAL RUHUNA SAHİP ÇIKIYORUZ”
İstiklâl Marşı Derneği hakkında bilgi veren Parlar, “İstiklâl Marşı Derneği 2007 yılında kurulmuş olup, doğrudan doğruya İstiklâl Marşı’nın öne çıkarılması gerektiğine olan inancın mahsulüdür. İstiklâl Marşı, Türkiye’nin vücut bulması arzusuyla yazılmış Kahraman orduya ithaf edilmiş bir marştır. Dolayısıyla İstiklâl Marşı Türkiye’nin ortadan kaldırılmasını hedef ittihaz edenlere karşı kullanılabilecek bir silahtır. Kendisi odur. Yani bizim İstiklâl Marşı’nı bir silah haline getirmemize gerek yok. İstiklâl Marşı Türkiye’yi ortadan kaldırmak isteyen insanların işlerini çıkmaza sokacak bir şeydir. Türkiye düşmanları çıkmaza girsin diye bu ismi kendimize isim seçtik. Derneğimiz amacına yönelik olarak dergiler çıkardık, çıkarıyoruz: Çelimli Çalım, Hanyalı Konya, Sınıf bilinci gibi…
Genel Merkez ve şubemiz olan yerler başta olmak üzere muhtelif şehirlerde paneller ve konuşmalar tertip ediyoruz. İstiklâl Korosu çalışmalarımız ile musiki icra ediyoruz. İslam harfleri yani “Türkçe” dersleri öğrenmeye, öğretmeye ehemmiyet veriyoruz. İstiklâl Marşı Derneği olarak Türkiye’de dönen dolapların bir parçası olmadığımızın bilinmesine çalışıyoruz. Biz İstiklâl Marşı Derneği üyeleri olarak millî varlığın, bütün ferdî ve içtimaî sıkıntıların aşılmasında belirleyici rol oynayabileceğini savunarak kendimizi beraat ettirebileceğimiz kanaatindeyiz” diye konuştu.
SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ
Bakmadan Geçme