İTÜ 247 yaşında
Türkiye'deki en eski ve en köklü teknik okul olmasının yanı sıra İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) dünya çapında da söz sahibi Türk üniversitelerinden biridir.
Türkiye’deki en eski ve en köklü teknik okul olmasının yanı sıra İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ); dünya çapında da söz sahibi Türk üniversitelerinden biridir. Hatta tarihi o kadar eskilere dayanmaktadır ki; dünyanın bile modern anlamda en eski teknik okullarından biri olarak kabul edilebilir. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin kökeninin bu kadar eskilere dayanmasında; Batılılaşma bilincine sahip ıslahatçı padişahların da payı büyüktür tabi… Zaten İTÜ; 1773 yılında “Mühendishane-i Bahri Hümayun” adıyla 3.Mustafa tarafından kurulmuştur. Mühendishane-i Bahri Hümayun geçmişinden dolayı İTÜ’nün gemi inşa ve denizcilik çıkışlı bir okul olduğunu söyleyebiliriz. 1773’te Haliç Tersanesi’nin hemen yanı başında kurulan bu okulun başlıca amacı; tersane ve donanmanın batılı tarzda geliştirilmesi ve modernize edilmesi idi. Daha sonra buna ek olarak; 1795 yılında 3. Selim tarafından Mühendishane-i Berr-i Hümayun kurulmuş ve okulun kapsamı genişletilmiştir. Mühendishane-i Berr-i Hümayun’un amacı ise; tersane ve donanmanın modernize edilmesi haricinde gemi inşa alanında da ilerlemek ve inşaat-haritacılık alanında da çalışan yetiştirmekti. Bu amaçlar doğrultusunda eğitime başlayan Berr-i Hümayun; 1847 yılında mimarlık eğitimi de vermeye başladı.
1883’TE EĞİTİM KALİTESİNİ ARTIRDI
1883 yılında ise İTÜ’nün adı Hendese-i Mülkiye olmuş ve eğitim kalitesini gözle görülür bir şekilde arttırmıştır. Hendese-i Mülkiye aşaması Türk tarihi açısından çok önemlidir. Çünkü buradan mezun olan çalışkan ve idealist öğrenciler; Osmanlı Devleti’nin gerileme döneminde çok önemli çalışmalarda bulunmuşlar ve adeta devletin ömrünü biraz daha uzatmışlardır. Yeni bir yüzyılın ilk yıllarında; 1909 yılında ise Mühendishane-i Berri Hümayun’un ordu hizmetinden ayrılmasıyla beraber Mühendis Mekteb-i Alisi kurulmuş ve İTÜ; tarihinde yeni bir dönüm noktasını geçmiştir. İTÜ’nün arı simgesi de bu dönemde konmuş; ayrıca “Mühendis Mektebi Mecmuası” adıyla da ilk Türkçe akademik mühendislik dergisi yayın hayatına başlamıştır. Son olarak; İTÜ’ye ilk kez bu dönemde kız öğrenci kabul edilmiştir. Ki o günün şartlarını düşünürsek; bu yenilik devrim niteliğindedir. Cumhuriyet kurulduktan 5 yıl sonra; 1928’de İTÜ’nün adı “Yüksek Mühendis Mektebi” olmuş ve yeni kurulan devletin en önemli mühendisleriyle teknikerlerini yetiştiren okul haline gelmiştir. Bu dönemde mezun olan öğrenciler meslek hayatları boyunca Türkiye’nin endüstrileşmesi ve kalkınması yolunda sayısız ilki gerçekleştirmişler ve cumhuriyet tarihine geçmişlerdir. Yüksek Mühendis Mektebi’ne bir süre Gümüşsuyu Yerleşkesi yeterli olsa da; daha sonra Maslak ve Taşkışla Yerleşkelerinin de alınmasıyla eğitim imkanları genişletilmiştir. Akademisyen açığı da Avrupa’dan getirilen hocalarla kapatılmıştır.
UZAYA UYDU GÖNDEREN İLK TÜRK ÜNİVERSİTESİ
1944 yılında ise bugünkü adını alan İstanbul Teknik Üniversitesi; o zamandan günümüze eğitim hayatına devam etmiştir ve etmektedir. İTÜ’lü pek çok hocanın uluslararası arenada söz sahibi olmasının yanı sıra; ilk televizyon yayınının yapılması, ilk üniversite radyosunun kurulması, bilgisayarı kullanan ilk Türk üniversitesi olması, uzaya uydu gönderen ilk Türk üniversitesi olması gibi mühendislik alanındaki pek çok ilkin gerçekleştirilmesi de İstanbul Teknik Üniversitesi aracılığıyla olmuştur.
Bakmadan Geçme