Kalabalıklar içinde yalnızız

Avrupa Birliği üyeleri ve aday ülke vatandaşlarının kendilerini ne kadar yalnız hissettikleri üzerine yapılan bir araştırmaya göre Avrupa vatandaşlarının yüzde 6,7'si, ihtiyaç duydukları anda yardım isteyebilecekleri kimsenin olmadığını düşünüyor.

Avrupa Birliği üyeleri ve aday ülke vatandaşlarının kendilerini ne kadar yalnız hissettikleri üzerine yapılan bir araştırmaya göre; Avrupa vatandaşlarının yüzde 6,7’si, ihtiyaç duydukları anda yardım isteyebilecekleri kimsenin olmadığını düşünüyor. Türkiye’de kendini yalnız hissedenlerin oranı ise yüzde 11,3 olurken, bu oran Türkiye’yi Avrupa’nın en yalnız altıncı ülkesi yaptı.

Ajans Press’in AB Gelir ve Yaşam Koşulları biriminden derlediği verilere göre Lüksemburg, İtalya ve Yunanistan Avrupa’da kendini yalnız hisseden bireylerin en çok olduğu ülkeler olurken, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Slovakya ve İsveç Avrupa’da yalnızlığın en az olduğu ülkeler oldu. Türkiye’de ihtiyacı olduğu zaman yakınında birisini bulamayacağını düşünenlerin yoğunlaştığı yaş grubu 50-75 yaş aralığı olurken, 75 yaş üzerindeki nüfus ise kendini bu alanda en şanslı hisseden grup oldu. 16-24 yaş aralığındaki genç nüfus yüzde 9,9’la kendisini çok yalnız hissederken bu yaş aralığı için AB ülkelerindeki oran sadece yüzde 3,3 oldu.  Yalnızlık kelimesinin kökünün yalından geldiğinin bilgisini veren Psikolog Dilara Uyar, yalnızlığın tek olmak anlamına geldiğini herkesin kendine göre bir yalnızlık tanımlamasının olduğunu vurguladı.

“YALNIZ KALMA TERCİHTİR”

Kişinin duygularını ve düşüncelerini kendisi gibi tanımlayacak birini bulmadığında kendini yalnız olarak görmeye başladığını ifade eden Dilara Uyar, “ Herkesin içindeki yalnızlık tanımı farklı.  Kimi etrafında sosyal olarak kimsenin olmaması olarak tanımlayabilir, kimi etrafında birileri olsa da yeterince anlaşılmadığını düşündüğü için yalnız kaldığını düşünebilir. Pek çok yalnız kalma tercihtir. Yalnız kalmanın özüne baktığımız zaman iletişim en önemli rol oynayan yapılardan biri. Bazı insanlar seçici bir şekilde iletişim kurmaz. Yalnız kalmanın tanımı eğer etrafımızda kimsenin olmamasıysa bunun kaderi bizim elimizde. İstediğimiz gibi kendimize bir sosyal çevre oluşturabiliriz.” dedi.

“KOLEKTİF BİR TOPLUMUZ”

Türk toplumunun dışa dönük misafirperver ve dost canlısı bir toplum olmasının önemine dikkat çeken Uyar,” Her ülkenin insanının belli bir yapısı olur. Mesela bugün belki biz toplum olarak baktığımızda Almanlar bize göre çok disiplinli ve biraz da çok soğuk insanlar olarak gelir. Biz toplum olarak çok duygusal bir toplumuz. Kolektif bir yapımız var ama modernleşen dünya içerisinde bireyselleşen yapımız da var. O arada sıkışıp kalma durumu insanlardaki bu yalnızlık duygusunu da pekiştiriyor.” ifadelerine yer verdi.

“İNSANLAR BİREYSELLİĞE YÖNELİYOR”

Uyar, Türk toplumunun bireyselleşen yanının olmasından dolayı bir çatışma olduğunu bu çatışma sonucunda ise kalabalıkların içerisinde yalnız olma durumunun ön plana çıktığının altını çizdi. Modernleşmeye çalışırken özü kaybetmemenin önemine değinen Uyar, “Kendi kültürümüz içinde bile çok büyük farklar var. Mesela büyük geniş aileler vardı. Her şey bir arada yaşanırdı. Şimdi bir bireyselleşme söz konusu. Çünkü biz önceden aile içinde var olan insanlardık. Büyük ailelerle birlikte yaşanırdı, biriyle ilgili konuya amcalar da, dayılar da, teyzeler de söz sahibi olurdu. Şimdi artık kişiler bireyselleşmeye yönelik hareket ettiği için belki bu da bir yalnızlık hissiyatını destekleyen bir durum olabilir.

“YALNIZLIĞI SEVEN İNSANLAR DA VAR”

Bazı insanların yalnız kalmaktan hoşlandığını dile getiren Uyar, “Kimi yalnız ders çalışmaktan hoşlanır. Yalnız başına sinemaya gitmeyi sever, alışveriş yapmaktan hoşlanır. Kimisi de mesela oturup bir kahveyi tek başına içemez. Çünkü toplum içinde daha rahat hisseder, etrafında birileri olduğunda daha mutlu olur. Onu çevre motive eder kimisini de kaynağı sadece içinden gelir ve yalnızlık onun daha hoşuna gider. Yani güzel değerlendirilirse kötü bir şey değildir. Kişinin mizacına göre çok faydalı da olabilir.” ifadelerini kullandı.

dilara-uyar.jpg

KALABALIĞIN ZITTI YALNIZLIK MIDIR?

Modern yalnızlığı kalabalıkların içinde yalnız olma durumu olarak tanımlayan Uyar şöyle devam etti: “Kalabalığın zıttıdır yalnızlık ama bunun iç anlamlarına da bakacak olursak, neye göre kalabalık kime göre kalabalık. Kendi tek başına olduğumuz alanda düşüncelerin içinde bedensel olarak da yalnız hissetmediğimiz zamanlar olabilir. O yüzden kalabalığın zıttı olarak düşünmüyorum ben yalnızlığı. Orada şu devreye giriyor. Kişinin kendi yalnızlığı nedir ve kişinin kendi kalabalığı nedir?”

“SOSYAL MEDYA YALNIZLIĞI TETİKLİYOR”

İnsanların sosyal medyaya yönelmesinin yalnızlığı tetiklediğini savunan Uyar, “ Her şeye vakıfız insanların sosyal hayatını görebiliyoruz ama bir dokunma mesafemizde kimse yok. İnsanların, duygularını hemen paylaşma, hatta bazen yalnızlığın zıttıyla kendini ifade etme eğilimi var. Sevgilimden ayrıldım çok mutsuzum ama yıkılmadım ayaktayım pozuyla kendilerini çok güçlü gösteriyorlar. Mesela kişi erkek arkadaşıyla kavga etti, bir buket çiçek geldi, hemen çiçeği paylaşıyor çok mutluyuz imajı veriyor. Ama ardında çok büyük bir kavganın, bir gönül alma sembolüydü oradaki çiçek. Şimdi kendimizi görmek istediğimiz şekilde paylaştığımızda ve onlara baktığımızda bu insanın kendini yalnız hissetmesine ve bazı anlamlarda yetersiz hissetmesine neden olabiliyor.” şeklinde konuştu.

“45 YAŞ ÜSTÜ İKİNCİ ERGENLİK”

Ergenlik döneminin yalnızlığın yoğun hissedilen bir dönem olduğunu kaydeden Uyar şunları aktardı: “Mesela 50 yaşında bir birey ergenlik nedir diyor. Onun döneminde ergenlik diye bir kavram yoktu. Merkez aileden arkadaşlara kayar ebeveynler çocuklarının yanında olmak isteseler de fazla ilgileri boğar. Bezen de aileleri rahat bırakmak ister bu da sen benimle yeteri kadar ilgilenmiyorsun algısına neden olabilir. O yüzden ergenlik dönemi bir geçiş dönemi olduğu için yalnızlığın çok yoğun hissedildiği dönemler olabiliyor. 45 yaş üstü civarına ben ikinci ergenlik diyorum. Onlar da o dönemlerde kendilerini çok yalnız hissediyor. Kişi, menopoz, andropoz, dönemlerinden geçiyorsa eğer yalnız hissettiği bir zaman dilimi olabilir.

“DEĞERSİZLİK HİSSİNİ ORTAYA ÇIKARIYOR”

Son olarak, Yalnızlığın değersizlik hissini ortaya çıkardığını öne süren Uyar, kişinin özgüvenini kaybettiğini, kendini yetersiz gördüğünü, kendisine olumsuz etiketlemeler yaptığını ve kişinin bireysel süreçlerinin yalnızlığa verdiği tepkiyi etkilediğini dile getirdi.

SÜMEYRA KENESARI / YENİ HABER GAZETESİ

Bakmadan Geçme